İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Muharrem ayı ve Âşura günü orucu

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Muharrem ayı ve Âşura günü orucu Bir Ptsi 13 Ara. 2010 - 14:22

RıZa BeRKaN

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Muharrem ayı ve Âşura günü orucu




İbni Abbas Radiyallâhu Anhümâ rivayet ediyor:

Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem Medine’ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.

“Bu ne orucudur?” diye sordu.

Yahudiler, “Bugün Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı, Firavun’u boğdurduğu gündür. Hz. Musa Aleyhisselâm şükür olarak bugün oruç tutmuştur” dediler.

Bunun üzerine Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem da, “Biz, Musa’nın sünnetini ihyâya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz” buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti. (Ebû Dâvud, Savm: 64)


Bu hususta Hazret-i Âişe Validemiz diyor ki:

“Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem de buna uygun hareket ediyordu.

Medine’ye hicret edince bu orucu devam ettirdi ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı.

Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı.” (Buhari, Savm: 69)


Bu hususta başka bir rivayet de şöyledir:

Kays ibni Sa’d ibni Ubâde Radiyallâhu Anhümâ anlatıyor:

“Biz Âşura günü oruç tutuyor ve sadakasını ödüyorduk. Ramazan orucunun farz oluşu ve zekat emri inince artık onunla emredilmedik, ondan yasaklanmadık da, biz onu yapıyorduk.”
(Nesai, Zekat: 35)


Âşura orucunun fazileti hakkında da şu meâlde hadisler zikredilmektedir.

Bir zat Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi Veselleme geldi ve sordu:

“Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?”

Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem, “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir” buyurdu.
(Tirmizî, Savm: 40)


Yine Tirmizî’de geçen bir hadiste Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuşlardır:

“Âşura gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.” (Tirmizî, Savm: 47)


“Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur” (İbni Mâce, Sıyam: 43) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade ediyor.

Bu hadisin açıklamasında İmam-ı Gazalî, “Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamından da ümit edilir” demektedir.

Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem’in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.

Mehmed PAKSU



[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Allahım, maksadım Sensin; talebim hoşnutluğundur, rızandır.

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

2 Geri: Muharrem ayı ve Âşura günü orucu Bir Ptsi 13 Ara. 2010 - 15:43

belinay

avatar
S.MODERATÖR
S.MODERATÖR
"Aşûre günü, âile efrâdına yeme-içmesini bol yapan kimsenin, Cenâb-ı Hak, sene boyunca rızkını genişletip bollaştırır." buyurmuşlardır. (Beyhakî, Şuabu'l-Îmân, III/366)

BugünlerdeAnadolu'da hâne sahipleri, evlerinin haftalık ya da aylık erzakihtiyaçlarını berekete vesile olması bakımından aşûre günükarşılamaktadırlar. Aşûre gününün bereket ve heyecanının nesildennesile intikali duâ ve niyazıyla...

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]



Vaktini elbet Allah belirleyecektir. Er ya da
geç olabilir, bu da önemli değil. Nasıl dilerse, öyle olur elbet… Fakat
umudum o ki sevenlerim, hâlimin güzel olması ve teneşire, Hakk âşığı bir
hanım olarak, tertemiz ve huzurla uzanabilmem için dua edeler.

3 Geri: Muharrem ayı ve Âşura günü orucu Bir Ptsi 13 Ara. 2010 - 16:34

RıZa BeRKaN

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Muharrem'in özelliği, Aşure'nin güzelliği nereden geliyor?

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Soru: Hicri takvime baktığımızda Muharrem ayı yılın birinci ayı olarak seçilmiştir. Halbuki, Peygamberimiz (sas)'in hicreti, Muharrem ayında değil Rebiülevvel ayında gerçekleşmiştir.

Nitekim Muharrem ayından sonra gelen Safer ayının sonunda Hz. Ebu Bekir'le Mekke'den çıkarak Sevr mağarasına gizlenen Efendimiz, burada üç gece kaldıktan sonra Rebiülevvel ayının başında pazartesi günü Medine'ye doğru yola çıkmış, bir hafta sonra yine pazartesi günü Medine'nin kenar mahallesi sayılan Kuba'ya ulaşmış, burada Kuba Mescidi'ni yaptırdıktan sonra Medine'ye geçerek hicret yolculuğunu Rebiülevvel ayında tamamlamıştır. Buna rağmen hicretin birinci ayı olarak Rebiülevvel değil de ondan önceki Muharrem ayı seçilmiştir. Muharrem ayının birinci ay olarak seçilmesine bilmediğimiz hangi özellikleri sebep olmuştur acaba?

Cevap: Muharrem ayı tarih boyunca yaşanan özellik ve güzelliklere sahne olmuştur. Geçmiş peygamberlerin düşmanlarından kurtuluş mucizeleri hep Muharrem'in 10'unda yaşanmıştır. Hz. Musa'nın Firavun'un zulmünden kurtulması, Hz. İbrahim'in Nemrut'un ateşinden korunması.. gibi büyük mucizeler hep Muharrem'in 10'uncu gününde gerçekleşmiştir. Bundan dolayı Peygamberimiz (sas) de Muharrem ayını Ramazan'dan sonra gelen en kutsal ay olarak haber vermiştir. Ayrıca ilk muhacir kafilesi de Muharrem ayında yolda çıkmış, böylece ilk hicret kafilesini de yola çıkaran Muharrem ayı birinci ay olarak seçilmeye layık görülmüştür. Ne var ki tarihin derinliklerinden gelen bunca sevindirici olaylara sahne olmakla kalmamış, daha sonraları 61 tarihinde vicdanları sızlatan üzücü olaylar da 10 Muharrem'de cereyan etmiş, Ehl-i Beyti'nin yetmiş iki eşsiz büyüğü Hz. Hüseyin'le birlikte 10 Muharrem'de Kerbela'da şehit edilmiştir. Bu olay da 10 Muharrem'i gönül yakıcı, vicdan sızlatıcı ıstırap günümüz haline dönüştürmüştür.

Soru: Buna rağmen 10 Muharrem'deki Aşure tatlısı nereden çıkmıştır? Dinî bir mecburiyet gereği midir? Yoksa peygamberlerin 10 Muharrem'deki kurtuluşuyla ilgili bir yanı var mıdır?

Cevap: Evet, vardır. Muharrem'in 10'unda Nuh aleyhisselamın gemisi Cudi Dağı'nda karaya çıkmıştır. Bu kurtuluşun şükrü olsun diye geminin ambarında kalan tahılları çıkarıp bir araya getirerek özel bir tatlı yapan gemi sakinleri, bu tatlıyı aralarında paylaşmışlar, kurtuluşlarının da bir şükrü olarak çevrelerine tatlı ikramında bulunmuşlardır. İşte bu tarihî olay her yıl 10 Muharrem'de bir daha tekrar edilerek eş dost, konu komşu yeniden bir sevgi saygı paylaşımına gidilmektedir. Böylece hem komşular arasında iyi münasebetlerin gelişmesine sebep olunmakta, hem de tarihte yaşanmış tufan hadisesi ve karaya çıkışın şükrü bir daha zihinlerde canlandırılmaktadır. Aşure tatlısı vesile olduğu bu özellik ve güzelliğinden dolayı asırlar boyu varlığını sürdürmüştür. Yoksa dinî bir mecburiyetin gereği olduğundan dolayı değildir. Böyle dinî bir mecburiyet yoktur çünkü.

Soru: Peygamberlerin kurtuluşlarının gerçekleştiği Muharrem'de oruç tutmak gerekir, deniyor. Bu oruçların günü ve sayısı belli midir?

Cevap: Kısaca diyebiliriz ki, Muharrem'de oruç tutan sevap alır, tutmayan da günaha girmez. Kim ne kadar oruç tutarsa o kadar sevap alır. Sözün özü budur. Efendimiz'in Muharrem ayı için, "Ramazan'dan sonra gelen en kutsal ay." buyurması, bu aydaki ibadet ve orucun sevabının yüksekliğine işaret kabul edilmiştir.

Soru: 10 Muharrem'de, bazı Müslümanların sırtlarını zincirlerle dövüp kanatmaları dinin bir emri gereği midir? Yoksa geçmişte yaşanmış zulümlerin acısını bir ölçüde kendi nefislerinde hissetmek için mi böyle işkenceleri yaşamaktalar?

Cevap: 10 Muharrem'deki zincirli dövünmeler gibi ağır matem görüntüleri dinin emri gereği olmaz. Olmadığı içindir ki artık böyle çileye ortak olma görüntüleri de terk ediliyor, 'Olayın üzüntü ve çilesi vicdanlarda yaşanmalı.' diyenler çoğalıyor.

Aslında İslam büyükleri Müslümanlar arasında geçmişte cereyan etmiş olan Sıffîn, Cemel vak'ası ve Kerbela gibi gönül yakıcı, vicdan sızlatıcı çatışmaları yeniden deşeleyip de gündeme getirmeyi uygun bulmamışlar, zalimlerin cezalarını ahirette aldığını, mazlumların da mükâfatlarına nail olduğunu ifade ile 'Bize mazlumlar için duadan başka bir şey kalmamıştır.' diyerek konuyu İlahi adalete havale etmekle yetinmişler, yeni suçlular arar gibi yeni gerginliğe sebep olmaktan çekinmeyi tavsiye etmişlerdir. Ehli sünnet olayları böyle değerlendirmiştir.

AHMED ŞAHİN



[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Allahım, maksadım Sensin; talebim hoşnutluğundur, rızandır.

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz