İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Hüsnüzan Asıldır

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Hüsnüzan Asıldır Bir Çarş. 28 Nis. 2010 - 20:57

Berzah

avatar
VEFALI ÜYEMİZ
VEFALI ÜYEMİZ
Hüsnüzan Asıldır
İnsanlar hakkında, mümkün olduğu nispette hüsnüzan etmek lâzımdır. Suizan ise pek çok kötülüğün kaynağıdır. Ayrıca iyi hâl esas; suç ise arızîdir. Buna göre kötülükler kendi emare ve delilleri ile ortaya çıkacağı âna kadar bir insan masum sayılır. Bizim de bu masumiyete saygılı olmamız gerekir. "Beraet-i zimmet asıldır=İspatlanmadıkça kişinin suçsuzluğu esastır." demek olan kural, hukukun temel prensiplerindendir. Biz böyle davranmakla aynı zamanda, Hıristiyanlık'taki "zenb-i aslî"ye benzer şekilde herkesi mücrim görme gibi bir vartaya da düşmemiş oluruz.
Ancak insanlar hakkında hüsnüzan ya da hüsnü şehadette bulunmanın belli ölçüleri vardır. Meselâ, bazen hakkında senâvârî sözler sarf ettiğimiz bir insan, onu hazmedecek kadar olgun olmayabilir ve bizim onun hakkında söylediğimiz sözler, onun küstahlaşmasına bazen de başkalarının aldanmasına sebebiyet verebilir. Bu da Efendimiz'in ifadesiyle, o insanın boynunu kırma demektir. O hâlde bize düşen şey, herkes hakkında hüsnüzan etmekle beraber, onlara olduğundan fazla pâyeler yüklememek ve Cenâb-ı Hakk'a karşı da onu tezkiye etmemek şeklinde olmalıdır. Evet bazen hakkı olmadığı ölçüde hüsnüzan eder, Allah'a (celle celâluhu) karşı onu tezkiye etmiş oluruz; bazen de aşırı övgülerle küstahlaştırırız. Hele bir de kendini sıfırlayacak kadar bir olgunluğa erememişse...
Vefat eden insanlar hakkında hüsnü şehadette bulunma da, aynı çerçevede değerlendirilebilir. Cenâb-ı Hak, Kur'ân-ı Kerim'de: "Sizin insanlar üzerinde şahitler olmanız, Resûlü'n de sizin üzerinizde bir şahit olması için sizi orta (dengeli) bir millet kıldı." (Bakara sûresi, 2/143) buyurmaktadır. Hz. Ömer'in (radıyallahu anh) rivayet ettiği bir hadis-i şerife göre, Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanından bir cenaze geçerken, oradaki insanlar cenaze hakkında senada bulunurlar. Bunun üzerine Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): "Vacip oldu, vacip oldu, vacip oldu." buyurur. Sonra arkadan bir cenaze daha geçer; onu da kötü sözlerle yâd ederler. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) yine aynı ifadeleri kullanır. Hz. Ömer (radıyallahu anh): "Ey Allah'ın Resûlü! Vacip olan nedir?" diye sorar. Allah Resûlü de (sallallâhu aleyhi ve sellem) şu cevabı verir: "Öncekini hayırla yâd ettiniz ona Cennet vacip oldu. İkincisini kötülükle yâd ettiniz ona da Cehennem vacip oldu. Sizler Allah'ın yeryüzündeki şahitlerisiniz."
Görüldüğü gibi hüsnü şehadet, mü'minler için âdeta dua olmakta ve Cenâb-ı Hak böyle bir hüsnüzandan dolayı o kulu affetmektedir. Ancak yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, bunda da sınır korunmalı ve aşırı tezkiyelerden sakınılmalıdır. Çünkü Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir başka hadislerinde de, birinin Osman İbn Maz'un (radıyallahu anh) hakkında, "Cennetlik oldu." dediğinde onu ikaz eder ve: "Nereden biliyorsunuz? Ben peygamberim, bilmiyorum." buyurur. Oysaki Osman İbn Maz'un (radıyallahu anh), Efendimiz'in vefatına ağladığı iki-üç sahabiden biri ve Medine'de kendisine mânevî kardeş seçtiği tek insandır.
Netice olarak diyebiliriz ki; insanlar hakkında hüsnüzan etme bir esas hâline getirilmeli ve bir disiplin olarak benimsenmelidir; benimsenmeli, zira hamlığımızın gereği, herkes hakkında hüsnüzan edemeyebiliriz; ama İslâmiyet'e ait çoğu meselede olduğu gibi böyle bir düşünce tarzı da işletile işletile insan tabiatının bir parçası hâline getirilebilir. Bu hususta kendini zorlamayan bir insanın, bu şuura ulaşması çok zordur. Suizan, biraz da psikolojik bir meseledir. Yani devamlı kendisini başarılı görüp beğenen bir insan, hiçbir zaman başkalarını beğenmez ve takdir edemez. Bu hâl ise apaçık bir hastalıktır. Araştırıldığında bu insanların beyinlerinin ukdelerinde bir kısım nodulların olduğu görülecektir. Toplumun selâmeti için bu tiplerin çok iyi bir psikiyatrist tarafından tedavi edilmesi gerekir. Zira psikolog ve pedagoglar, en kötü karakterlerin bile, belli bir terbiyeden geçince, kötü duygularının baskı altına alınabileceğini ifade ederler. Sözlerimizi, Bediüzzaman'ın şu altın sözüyle noktalayalım: "Tezkiyesiz nefs-i emmaresi bulunmak şartıyla, kendi nefsini beğenen ve seven adam başkasını sevmez."
M.Fethullah Gülen

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz