İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

PEYGAMBER SEVGİSİNİ YAVRULARIMIZA NASIL AKTARABİLİRİZ ?

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Berzah

avatar
VEFALI ÜYEMİZ
VEFALI ÜYEMİZ
Peygamber Sevgisi’ni yavrularımıza nasıl aktarabiliriz?

Hiç şüphesiz anne-babalara düşen en önemli görevlerden biri, birtakım kuralları gözeterek Allah Rasûlü’nü küçüklere tanıtıp sevdirmektir. Bu konuda onlarca yol ve yöntemin yanında, kısaca şu metotları da izleyebiliriz:

1- Kur’ân-ı Kerim’in, O’nu (Aleyhisselâm) bize tarif edişini bir şekilde çocuklara aktarma gayreti içinde olmalıyız. Meselâ Kur’an: “Biz seni ancak müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik.” (Furkan, 25/56) buyuruyor. Allah Rasûlü mübeşşirdir, münzirdir, sirâcü’l-münîr’dir, misbâh’tır, ki Rabbimiz O’nunla bütün âlemleri hidayete erdirmekte, zulümâtlardan aydınlığa çıkarmaktadır. Bu konuda, Muhittin Akgül Beyefendi’nin “Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Muhammed” vb. eserlerden istifade edilebilir.

2- O’nun her yönüyle rehber/kudve olma yönünü, çoluk-çocuğumuza (veya öğrencilerimize, veya O’nu bilmeyenlere) bir şekilde aktarmamız gerekmekte. O (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) her konuda biricik rehberdir. En güzel baba, en güzel dede, en güzel örnek, en büyük kumandan, en önemli devlet adamı, en muhteşem hatip O’dur… Dünya ve ahirette kurtuluş ve felâh isteyen herkese her konuda önderdir. O’na tutunan yarı yolda kalmaz. Bu konuda bilhassa “Sonsuz Nur” adlı eserden istifade edilebilir.

3- Çocuklarımıza, Allah Rasûlü’nü neden sevmemiz gerektiğinin cevabını iyi vermeliyiz. Tabii ki her noktada olduğu gibi bunu da onların anlayacağı bir dille aktarmalıyız. Onlara, her akıllı kişinin O’nu muhakkak sevmesi gerektiğini, O’nu seveni Rabbimizin seveceğini, O’nun da kendini sevenleri çok seveceğini anlayacakları bir lisanla bildirmeliyiz. Çünkü O zât (Aleyhisselâm), bütün insanlağın hidayet ve kurtuluşu göreviyle yeryüzüne gönderilmiştir ve inşallah Allah’ın lütfuyla bunu başarmıştır, başarmaya devam etmektedir, O’nun izinden giden günümüz kudsilerinin eliyle…

4- O’nun Allah katındaki yüce makamını, üstünlüğünü tekrar tekrar anlatmak gerekiyor. Ayrıca O’nun diğer Peygamberler arasındaki şerefli yeri... Dahası, kıyâmet günü O’na bahşedilen ayrıcalığı, şefaatla serfiraz kılanması. Cennetteki yüce makâmı... Bir hadiste: “Diğer Peygamberler üzerine 6 konuda üstün kılındım: Bana cevâmiu’l-kelim verildi, (Yani az ve öz sözle çok şey anlatmak, vecîz, belîğ, fasîh olmak). Bir aylık mesafeden düşmanlarımın yüreğine korku salmakla desteklendim. Ganîmetler Bana helâl kılındı. Yeryüzü Bana tertemiz bir mescit oldu. Bütün insanlara gönderildim. Peygamberlik müessesesi benimle bitti.” hadisi ve O’nun ayrıcalığını anlatan bazı konular ele alınabilir.

5- Başta Hz. İbrahim ve Hz. İsa (as) olmak üzere geçmiş Peygamberlerin onunla ilgili müjdeleri, açıklamaları, ona olan sevgileri… O’nu, İsra ve Mi’raç olayında karşılamaları, Onunla görüşmeleri, bir yönüyle hepsini kapsayan bir peygamber olması, İslâm’ın diğer dinleri neshetmesi, bütün hayırları kendi Zât’ında toplaması, bütün faziletlerde biricik olması… anlatılmalıdır. O’na uymanın öneminin aktarılması (iktida/ittiba), sünnetin tarif edilmesi… Bütün bunlar, tabii ki basitleştirilmiş olarak tekrar be-tekrar vurgulanmalıdır.

Bu kudsî sevgiyi aşılarken hangi argümanları kullanabiliriz?

Efendimizin mucizelerini hikayemsi bir üslupla aktarmalıyız. O’nun mükemmel ahlâkını, mazlumlara yardım etmesini, fakirlere şefkatini, yetimlere karşı hassasiyetini özellikle vurgulamalıyız.Yufka yürekli oluşunu, rahmetini, ağlamasını, en önemli duasını ahirette kullanmayı tercih etmesini ve bunun da şefaat meselesi olduğunu bildirmeliyiz. Zira şöyle buyuruyor: “Her nebinin muhakkak kabul gören önemli bir duası vardır. Her peygamber bu hakkını kullanmada acele etmiştir. Bense bu hakkımı ümmetime şefaat şeklinde tezahür etmesi için ahirete sakladım.” O ki her zaman “ümmetî ümmetî!” diye inlemiştir. Sırat’ın başında duracak ve kötü durumda olan ümmetine biiznillâh yardımcı olacaktır. O gün ki, diğer nebiler dâhil herkes “Allahümme sellim!-Allahım kurtar!” diye inlemektedir. Böyle kritik bir noktada O, ümmetini kurtarma azmi ve iştiyakıyla gözyaşı dökmektedir. Hayat-ı seniyye’lerinde bir keresinde ağlıyorlardı. Ashabı sorar: “Neden ağlıyorsunuz Efendim?” Cevâben: “Kardeşlerimi özledim!” der. “Biz Senin kardeşlerin değil miyiz yâ Resûlallah!” denince de “Kardeşlerim, Beni görmeden Bana iman eden kimselerdir” buyurur. Bizim O’nun ashabı olma şansımız yok. Ama Onun ashabını sevebilme gibi yüce bir makama erme ve ayrıca “Kardeşlerim!” iltifatından istifade etme ihtimâlimiz vardır.

Ayrıca, Ashabı onu nasıl seviyorlardı, bu konu da güzelce izah edilmelidir. Onlar, Onun yolunda kendilerini feda etmekten çekinmiyorlardı. “Sonsuz Nur” her üç cildiyle bu gibi misâllerle doludur. Hz. Sümeyra, Hz. Hubeyb, Hz. Nesîbe, Hz. Mus’ab ve daha binlercesi… Ayrıca, “Ezan Duası” vb. bazı hadis-i şerifleri çocuklara öğretip ezberletmek lâzımdır. Bir de sünnet’ini de anlatmak gerekir. Meselâ diş fırçalamak, yemekten önce ve sonra el yıkamak… İnsî ve cinnî şeytanlardan korunma adına bazı dualar da ezberletilebilir.

Ve.. en önemlisi; bütün bunları yaparken anne ve babanın, veya öğretmenin Hz. Peygamber Sevgisiyle (Aleyhisselâm) dopdolu olmaları, sünneti hassasiyetle yaşamaları gerekmektedir. Yoksa herşey havada kalır ve asla tesir icra etmez. Bir hak dostunun dediği gibi, terbiye ile ilgili kitap yazmak çok kolaydır. Ancak bu, yaşanmadığı takdirde sadece kağıtlarda yazılı birtakım karalamalardan ibaret kalır. Bunun yaşantıya geçirilmesi gerekir. Etkilemeli, duygularıyla ve bütün havassıyla ele almalıdır. Bunun için de başta herkes kendi zatında bu sevgiyi yaşamaya çalışmalıdır.

Anlatım esnasında çok muhtelif metotları denemek lâzımdır. Karşılıklı konuşma, soru sorma, yarışmalar yapma… Efendimizin hayat-ı seniyye’lerinden teşvik edici bazı kesitleri tablolaştırmak da önemlidir. Ayrıca, Allah ve Rasûlü’nü hoşnut etmenin önemi, bunun sevabı, kıyâmet günü bunun faydası, ötede O’na kavuşmak ve bu kavuşmanın güzelliği, havz-ı kevseri… iyi bildirilmelidir. “Allah korusun” Ondan ayrı kalmanın dünya ve ahiretteki zararları… Ve yine Rasûllullah sevgisini teşvik edici şiirler, ilâhiler, kıssalar, hutbeler, makâleler, mektuplar, yarışmalar da ihmal edilmemelidir. Son zamanlarda piyasaya çıkan “Yetim Kız” ve “Minik Dualar” gibi ilâhiler çocuklarımızı gerçekten mest etmiştir. Demek ki bu sahada ciddi bir ihtiyaç varmış. Bu konuda gayret gösteren sanatçılarımıza teşekkür ediyoruz. İnşaallah daha başka güzel çalışmalar da ortaya koyarlar.

Peygamber sevgisiyle alâkalı yüzlerce kitap okunduğu halde, neden Hocaefendi’nin bu konudaki anlattıkları tesir icrâ ediyor? Çünkü Hocaefendi, en başta kendisi O’nun sevgisiyle dopdoludur. Belki O, O’nun (Aleyhisselâm) sevgisiyle yaşamaktadır. O anılınca gözyaşı döker, Ashab Efendilerimizi anınca heyecanlanır ve insanı bambaşka âlemlere götürür. Ondaki tesirin en büyük kaynağı budur.

O’nu sevmek ve O’nun (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) tarafından sevilmek dileğiyle…
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz