İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Kanuni Sultan Süleyman Hz. leri Zamanından Nükteler

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Berzah

avatar
VEFALI ÜYEMİZ
VEFALI ÜYEMİZ
BİZ SENİ UYANIK BİLİRDİK

İstanbul’da kenar semtlerden birinde oturan yaşlı bir kadın, padişahın huzuruna çıkmak istediğini saraydaki görevlilere bildirmiş. Bunun üzerine sultanın karşısına çıkarılmıştı. Yaşlı kadın :
Evinin soyulduğunu ve bu olaydan padişahın sorumlu olduğunu söyleyerek, şikayette bulunur. Bunun üzerine hiddetlenen Kanuni:
; -Bana bak kadın, sen niçin bu kadar derin uyku uyudun da evinin soyulduğunu duymadın? deyince, yaşlı kadın :
Padişahım! Kusura bakma, biz seni uyanık bilirdik, onun için evimizde rahat uyuyorduk der. Bu cevap üzerine Kanuni utanarak :
-Haklısınız diyerek, kadının çalınan mallarının bedelini kendi malından öder.

1001 ALTIN

Kanuni Sultan Süleyman, Halkalı yakınlarında avla¬nırken çıkan bir fırtınada yağmurdan ıslanmışlar. Bir eve sığınmışlar. Sultan, ateşin karşısına geçip şöyle demiş:
"Doğrusu bu ateş bin altına değer."
Bir müddet sonra konakladıkları evden ayrılırken padişah ev sahibine borcunun ne kadar olduğunu sorar.
Köylü şöyle cevap verir:
"Bin bir altın efendim."
Bu cevaba çok şaşıran padişah, bu kadar fazla ücre¬ti istemesinin sebebini sorar. Köylü bunada şöyle cevap verir.
"Efendimiz, ateş için bin altınlık değeri siz söylemiştiniz. Bir altın da konak ücretidir."


AYAKLAR VE KAFALAR

Sultan III. Selim devrinde dürüstlüğüyle bilinen fakir bir âlimi kadı tayin etmek isterler. Paşalardan biri onu görünce:
- Böyle ayağına giyecek ayakkabısı bile olmayan adam nasıl kadı tayin edilir, deyince şu cevabı alır:
- Biz hükümlerimizi ayağımızla değil kafamızla veririz.

ŞAH VE MAT

Âşıkpaşazâde’ye göre Yavuz daha Trabzon’da vâli iken bir gün aniden İran’a gider. Kendisi bir derviş kılığındadır. Bulunduğu handa satranç oyunu ile kısa bir zamanda isim yapar. Şâh İsmâîl de güzel satranç bilmektedir.
Yavuz’un iyi satranç bildiği şâhın kulağına gidince, huzûra getirilerek bir oyun da şahla oynanması istenir. Yavuz, ilk el, şaha hürmetten mağlûb olur. Bundan sonra şaha hiç el vermeden oyunu bitirir. Bu mağlûbiyete dayanamayan Şâh İsmâîl, elinin tersi ile Yavuz’un göğsüne bir darbe indirip:
“Bre derbeder âşık. Hiç şahlar mat edilir mi? Edebin yok imiş?” der ve Yavuz’a bir kese içinde bin altın verir. Yavuz, şâhı selamlayıp dışarı çıkar. Saray avlusuna gelince, kimseye göstermeden bin altını binek taşının altına koyar. Aradan yıllar geçer, Çaldıran’da gālib gelen Yavuz, büyük bir merâsimle Tebriz’e girince, yanında bulunan Balyemez Osman Ağaya:
“Osman Ağa! Şu şâhın bindiği binek taşının altında bin altın durur. Onu elimle koymuşumdur, al senin olsun helâldir.” der.

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz