İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Boşanıyorum, Öyleyse Varım(!)

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Boşanıyorum, Öyleyse Varım(!) Bir Paz 20 Kas. 2011 - 6:17

RüveYde

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
Son zamanlarda gittikçe yaygınlaşan sosyal paylaşım sitesi çılgınlığına
her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor. Facebook, Twitter, bloglar
derken yeni yeni moda olmaya başlayan bir akım daha var ki o da
forumlar. Üyelik sistemi ile çalışan ve insanların çoklukla bir
meseleyi paylaşıp birbirlerine fikir danıştıkları forumlarda akla
gelebilecek her türlü konuyu bulmak mümkün. Hangi koltuğu alacağınıza
karar veremediniz mesela, kahvesi mi daha iyi gider yoksa beji mi diye
düşünürken arama motoruna “Hangi koltuğu alsam?” yazdığınızda onlarca
forum çıkıveriyor karşınıza. Yahut gündelik bir meseleyle karşı karşıya
kaldınız, “Eşim beni anlamıyor, çocuğum yemek yemiyor, kayınvalidem
bize gelmek istiyor vb…” Bunlardan
hangisine takılırsanız takılın muhakkak sizinle aynı dertten muzdarip
birileri forumlarda bu konuyu tartışmış oluyor. Böylelikle daraldığınız
yahut kararsız kaldığınız noktalarda hiç tanımadığınız insanlarla
fikir alışverişi yapıyor ve sorununuzu bir çözüme kavuşturuyorsunuz.
Fakat kime danıştığınızı bilmediğiniz sıkıntınız herkesin kendi hayat
görüşü ve bakış açısına göre yorumlandığı için, dikkate aldığınız
öneriler çoğu zaman can sıkıcı sonuçlar doğurabiliyor. Özellikle söz
konusu mesele evlilik olduğunda…

KİME DANIŞTIĞIMIZA DİKKAT ETMELİYİZ

İnsan olarak fıtratımızın en belirgin özelliklerinden biri konuşma
arzumuz. Hele de bir sıkıntımız olmaya görsün. İçimize attıkça daha çok
dolduğumuzdan taşmamız da o denli coşkun olur. Bir de sıkıntıyı
yaşadığımız kişi eşimizse durum daha da vahimdir çoğu zaman. Kol kırılır
yen içinde kalır misali çevremizdekilere sıkıntılı durumu yansıtmamaya
uğraşırken kendimizi de yer bitiririz. Çünkü illaki anlatma,
haklılığımızı onaylatma yahut hatamızı bir başkasından işitme ihtiyacı
duyarız. Evlilikle ilgili sorunlarda fikir alma ihtiyacının özellikle
kadınlarda daha yoğun hissedildiğini vurgulayan psikolojik danışman
Hacer Gül, bu ihtiyacın sebebini şu şekilde açıklıyor: “İnsanlar kimi
zaman özgüven eksikliği yaşar yahut herhangi bir konuda çıkmaza
girerlerse destek görmek isterler. Özellikle ikili ilişkilerde erkekler
olaya daha yüzeysel bakarken, kadınlar detaylı düşünerek basit
hadiseleri dahi kafalarında büyütebilirler. Böyle bir durumun
neticesinde de kendilerini çaresiz, ilişkilerini de yıpranmış olarak
görmeleri kaçınılmaz olur. Bu aslında anlık yaşanan bir duygudur, fakat
birey o anki çıkmazdan kurtulmak için fikir danışmak, çoğunlukla da
onaylanmak ister.” İşte bu onaylanma arzusu bizleri kimi zaman öyle bir
hale getiriyor ki hiç tanımadığımız, huyunu suyunu bilmediğimiz
insanlardan medet umar oluyoruz.

Evlilikle ilgili sorunların anlatıldığı forumlar bu durumun en büyük
şahidi adeta. Birbiriden farklı yüzlerce dert, birbirinden farklı
onlarca insan, kültür ve yaşam koskoca bir seremoni oluyor forumlarda.
İşin kötüsü özellikle son zamanların en popüler çözüm önerisinin
boşanmak olması. Üstelik de bu konuda öyle çok yaşanmış örnek var ki
olayı varsayımlar üzerinden anlatmaya gerek bile kalmıyor. Örneğin ilk
evlilik yıldönümlerinin sabahında eşini kutlamadan evden çıkan bir
beyin ardından hanımı foruma koşuyor hemen ve “Bugün evliliğimizin ilk
yılını doldurduk. Eşim bana hiçbir şey söylemeden çıktı. Bir sürpriz
hazırlıyor olabilir, bu yüzden unutmuş numarası yaptığını umuyorum; ama
ya unuttuysa?” yazıyor. Kalbi böylesine basit bir sebepten kırılan
bayana verilen cevaplar ne dersiniz? “Benim kocam unutsa hayatı ona
zehir ederdim, bence burnundan getirmelisin.” Ya da bir başkası “Akşam
hatırlamazsa sana değer vermiyor demektir, onunla asla konuşma ve evde
yemek, temizlik vs. yapma. Hatasını anlayana dek görsün gününü” diyor.
Bu gülünç varsayımlarla, henüz evlilik yıldönümünü unutup unutmadığı
dahi belli olmayan beyle ilgili üretilen en son komplo teorisi ise;
“Değerini bilmiyorsa boşan gitsin, kendi ayaklarının üzerinde
durabilirsin, ne diye kahır çekiyorsun” oluyor. İşin en kötü tarafı ise
sadece birkaç saat içerisinde gelişen bu diyalogların bir neticesi
olarak “mağdur” hanımın eşinden boşanmaya karar veriyor olması.





"Allah'ım zaLimLerden oLdum ki merhametine muhtacım. . ! Huzuruna aLsanda beni böyLe perişan
benim hakkımda oLan hükmün başımda tacım.."

2 Geri: Boşanıyorum, Öyleyse Varım(!) Bir Paz 20 Kas. 2011 - 6:18

RüveYde

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
BOŞANMAK ARTIK ÇOK KOLAY(!)

İnsana şaka gibi gelen bu ve benzeri örnekler öyle çok ki artık
“…öyleyse boşan…” cümlesi hayatımızın bir rutini haline geldi. “Eşim
beni anlamıyor” diyen arkadaşımıza rahatlıkla “Öyleyse boşan”
diyebiliyoruz mesela. “Kocam bizi çok ihmal ediyor, hanımım benimle
eskisi kadar ilgilenmiyor, ne yapsam ona yaranamıyorum…” Üzülmeye gerek
yok “Olmuyorsa boşan gitsin!”


Evlenmede ve evliliğin devamında dinimizin emir ve yasaklarının esas
alınması gerektiğinin altını özellikle çizen psikolojik danışman Hacer
Gül; televizyon, internet ve gazete gibi yayın organlarının son
zamanlarda boşanma eğilimine katkıda bulunduğunu belirtiyor. Gül;
“Evlilikler özellikle dizi kültürünün yaygınlaşması ve insanların
materyalist anlayışa kanalize edilmesiyle yıpranmaya başladı” diyor ve
ekliyor: “Eskiden evlilikler ‘bir yastıkta kocamak’ anlayışının hakim
olduğu bir temel üzere kurulurdu. Günümüzde ise özellikle ekonomik
anlamda bağımsız olan kadınlar dayatılan özgürlük anlayışı ve
‘varlığını, ayakları üzerinde durduğunu ispat etme’ sanrısı ile yanlış
hareket ediyorlar. En ufak bir anlaşmazlıkta ‘Zaten para da
kazanıyorum, ne diye kahır çekeceğim’ düşüncesi ile boşanma yoluna
gidiyorlar. Halbuki evlilikte sorun olduğunda boşanmak, hasta olduğunda
ben öleyim demektir.”


Bu konuda çarpıcı bir örneği de avukat Musa Yardımeden veriyor.
Yardımeden, bayan müvekkillerinin sayısının son yıllarda arttığını
belirterek ekliyor; “İstatistiklere göre son 4 yılda evlenen çiftlerin %
50’si boşanmış, boşanmayan çiftlerin ise % 80-90’ı mutlu bir
birliktelik yaşamadığını dile getiriyor. Somut bir örnek olarak
İzmir’de eskiden 4 tane olan aile mahkemelerinin sayısı 13’e yükseldi.
Bu artış Türkiye’nin pek çok yerinde mevcut. Eskiden boşanmayı isteyen
taraf çoklukla erkekler olurdu. Boşanma sebepleri de ne yazık ki
eşlerine sadakatsizlik yapmaları ve kendileri için yeni bir hayat
düşlemeleriydi. Fakat şimdi bayan müvekkillerimin sayısı da en az
erkekler kadar fazla. Ve boşanma sebeplerinin başında ekonomik güç kaybı
geliyor. Özellikle de çalışan bayanlar eşlerinin ekonomik kayıp
yaşaması durumunda yahut halli mümkün olan basit hadiselerde, tolere
etmektense evliliği sonlandırmayı tercih ediyorlar.”


TELEVİZYON KÜLTÜRÜ EVLİLİK ANLAYIŞIMIZI YOK EDİYOR


Aynı durumu dile getiren psikolojik danışman Hacer Gül de Türkiye’de
boşanma talebinde bulunan kadınların %80’inin çalışan bayanlar olduğunu
belirtiyor. Ailenin toplumun temelini oluşturduğuna değinen Gül,
sözlerine “Bir milleti yıkmak isteyen iç ve dış düşmanlar ilk
tahribatlarına aileden başlar. Nitekim silah gücü ile Osmanlı’yı
yıkamayanlar, bu yıkımı aileden başlattılar. Osmanlı farkına varmadan,
evlerine aldığı yabancı mürebbiyeler ve hizmetliler ile batı kültürünü
özümsemeye başladı. Bunun bir neticesi olarak da 14 asırlık İslami aile
yapısı sarsıldı. Şimdi bunun aynını televizyonlar yapıyor. Mesele
kadının okuması yahut çalışmasından çok öte. Okurken ve çalışırken doğru
şeyleri öğrenmediğimiz için çatlaklar oluşuyor. Her şeyden önce
evlilik dini temeller üzerine kurulursa, eşler birbirine karşı sevgi,
saygı ve hoşgörü ile davranırsa, ekonomik özgürlük ve kendini ifade
etme yaftaları altında insanlar başkaldırmaya ve asiliğe teşvik
edilmezse, evlilik bağları da eskisi gibi sağlam olur” şeklinde devam
ediyor.


Belki de en önemlisi hayatı bir kumar, evliliği şans olarak görmemek
gerekiyor. Bizler evlenirken İslami şartları göz ardı ediyoruz çoğu
zaman. Özellikle de denklik şartını… Ve ne yazık ki iki gönlün bir
olması ile samanlığın seyran olmayacağı daha evliliğin ilk günlerinde
ortaya çıkıyor. Bunun bir neticesi olarak da karşılıklı bir takım
fedakarlıklar yaparak orta yolu bulmaktansa birilerinden haklı
olduğumuzu duyup bu işi bir an önce sonlandırmak istiyoruz. Bize
haklısın diyecek birileri de hazır duruyor ne de olsa. Arama motoruna
yazıveriyoruz “Eşim bu sabah suratı asık gitti” diye, cevap gecikmiyor:
“Sen güçlü(!) olduğunu ispatla. Kendi ayaklarının üzerinde
durabilirsin. Boşan gitsin!...





"Allah'ım zaLimLerden oLdum ki merhametine muhtacım. . ! Huzuruna aLsanda beni böyLe perişan
benim hakkımda oLan hükmün başımda tacım.."

3 Geri: Boşanıyorum, Öyleyse Varım(!) Bir Cuma 25 Kas. 2011 - 7:39

*Şemme*

avatar
AKTİF ÜYEMİZ
AKTİF ÜYEMİZ

Bunların üzerine ne denilebilir?
Hepsi doğru...
Allah yardım etsin
Teşekkür ederiz konu çok önemliydi...

4 Geri: Boşanıyorum, Öyleyse Varım(!) Bir Salı 29 Kas. 2011 - 10:04

RüveYde

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
Değerli yorumunuza ben teşekkür ederim





"Allah'ım zaLimLerden oLdum ki merhametine muhtacım. . ! Huzuruna aLsanda beni böyLe perişan
benim hakkımda oLan hükmün başımda tacım.."

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz