İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Dünya İmtihan Yeridir

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Dünya İmtihan Yeridir Bir C.tesi 28 Ağus. 2010 - 13:51

RüveYde

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
E' ûzü billâhi mineş-şeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm..
Elhamdulillahi Rabbil alemin..Esselatu vesselamu ala Rasulüna Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain..Ves-selamullahi enbiyai vel evliyai aleyhi ecmain..



Dünya ve dünya hayatı bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Dünyada bize verilen nimetler bizler için birer imtihan sebebidir. Asıl hayat yeri olan ahiret ise; bu dünyada imtihan için verilenlerden ne kazandı isek karşımıza sunulacak olan baki mekanımızdır. Allahu Teala dünya üzerinde yaşayan insanlar için, diğer yarattığı varlıkları da imtihan vesilesi
kılmıştır. Rabbimiz katında kulluğun isbat mahalli olan dünya, ahiretin tarlası, verilen imtihan müddeti olan hayat ise sermayesidir. Rabbimiz (cc) kulları için dünyayı yaratmış fakat onun nefisleri cezbedici geçici lezzetlerine aldanmamamız, dünya nimetlerini kalbimize yerleştirmememizkonusunda uyarmıştır. Kıyamet suresinin 20,21 ayetlerinde şöyle
buyrulmaktadır:


"Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da, Ahireti bırakıyorsunuz. " Ebu Said el-Hudrî (ra) ise Rasulullah (s.a.v.) şöyle
rivayet ediyor:


"Rasulullah (sas) minbere oturdu, biz de etrafına hemen oturduk; buyurdu ki:


"Sizin hakkınızda en büyük korkum; Benden (vefatımdan) sonra dünya hayatının debdebe, parıltı ve zînetlerinin size açılması ve sizin onlara
gönlünüzü kaptırmanızdır"
(Buhâri; Müslim)


İmam Gazali (rh.a.) de bir sözünde bu konuyu hatırlatmış; geçici dünya nimetlerinin, Allah'ın ahirette vereceklerinin yanında nasıl sönük ve değersiz kalacaklarını anlatarak, insanları asıl olarak ahiret için çalışmaya çağırmıştır:


"... Dünyadaki hükümdarların rütbeleri onların sahip oldukları makamların yanında küçük ve sönük kalır, onlarla kıyas bile edilemez!
Ahiret sultanlığı hakkında Cenab-ı Hakk şöyle buyurur: "Her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk (saltanat) görürsün."
(İnsan Sûresi,20) Cenab-ı Hakk'ın büyük bir saltanat dediği ahiret mülkünü sen de yüce tut! Sen de çok iyi biliyorsun ki dünya ve içindekiler çok az ve değersiz şeylerdir. Hayat kısa, dünyadaki nimetlerin devamı kısa ve çok azıcık bir süredir. Sonra bizler kalkıyoruz bu azın azını elde etmek ve azıcık bir süre onunla birlikte olmak için canımızı ve malımızı seferber ediyoruz. Bir kısmımız bunu elde ediyor, bir kısmı elde edemiyor elde edenlere imreniyor. Onu elde etmek için canını ve malını tehlikeye attığına hiç bakmıyorlar."


Dünyada kulların imtihana tabi olması bezm-i elest'te Rabbimize verdiğimiz sözün samimiyetinin ölçülmesidir. Rabbimiz (cc) kullarını
dünya üzerinde çeşitli sıkıntı ve musibetler
vesilesi ile imtihan eder. Bir kısmımızı, başka bir kısım insanla; bir kısmımızı malıyla; bir kısmımızı evlat ve aile ile; bir kısmımızı sağlığı ile; bir kısmımızı da nefsi ile imtihan eder. Allahu Teala nın bizlere nimet olarak verdiği mal,evlat, sağlık, aile, akraba, arkadaş, şöhret, makam vb... gibi emanetler bizler için birer imtihan sebebidir. Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır:

"Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükafat Allah'ın katındadır." (Enfâl/28)


"Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır: Büyük mükafat ise Allah'ın yanındadır." (Teğâbun/15)
İnsanlar imtihan yurdu olan dünyada bir vesile ile birbirinden ayrılacakve eleneceklerdir. İnsanların çoğu zaman kendileri ile övündükleri
evlatları; hiç bitmeyecek gibi harcadığı veya ahirete kalacakmış gibi saklayıp biriktirdikleri malları; sair zamanda Rabbimizin şifa veripte
kulun şükrünü eda etmediği sağlığı; rızık temini için çalışılan işyerlerinde edinilen itibar, makam, şöhret gibi aldatıcı rollerin diğer
insanlar üzerinde otorite kurmak ve zulüm etmek amacı ile gösterdiği gayreti; insanlar için hesabı çetin olan ahiret yurdunda sıkıntı
sebebidir.


İnsanın sağlıklı, başarılı, ahlaklı, dini ve ahlaki yönden üstün olan evlatları ile övünmesi, onları diğer insanların evlatlarından üstün
görmesi ve onlara karşı kalbinde kibir beslemesi kişinin nefsinin kötülüğündendir. Evlat bir emanettir ve Allahu Teala onu sağlıklı, dni
bütün, ahlakı güzel bir emanet olarak kuluna ikram eylemişse bunun Allahu Teala katında elbette şükr edilmesi gereken bir nimettir.
İnsanlar bu nimeti diğer insanlara diliyle zulm etmek, kalbiyle de kibirlenmek maksadıyla kullanırsa evlat ile olan imtihanı kaybetmiş
demektir. Eğer evladını güzel yetiştirip İslam dinine ve diğer insanlarafaydalı olacak bir birey haline getirirse o evlat dünya ve ahirette
anne ve baba sı için yüz akı ve kurtuluş vesilesi olur.


Rabbimiz (cc) bazı ailelere ise bir kısım nimetlerden biraz eksik bahşeylediği (sakatlık, körlük, zeka vb. gibi) evlatlarda verir. Bu
şekil de de kul yine imtihanda dır ve bunun içinde kulun daimi sabır ederek hamd etmesi gerekir. Musibetin kim tarafından gönderildiği ve
için kuluna verildiği akıldan çıkmamalı ve sebatla sabır edilmelidir. Böylece kul evlatla olan imtihanda sabır ve teslimiyet merkezli bir
hayat sürerek Rabbi'nin kendilerini imtihan ettiğinin bilinci ile sağlam adımlarla ömrünü sürdürebilir. Bu konuda Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmaktadır:


“Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki O, bir mü’min içinhayrına olmayan bir şeyle hükmetmez Bu, ancak mü’minler içindir Şayet mü’mine bir iyilik isâbet ederse o buna şükreder ve kendisi için hayırlı olur Şayet bir sıkıntı isâbet ederse sabreder Bu da kendisi için
hayırlı olur”
(İbn Kayyım el-Cevziyye, Belâ ve İmtihan, S Kutub, s 40)



Rabbimiz (cc) bir kısım insana dünya nimetlerinden yana cömert davranmış, bir kızmımıza da biraz kısarak dünya üzerinde kuluna imtihan
vesilesi kılmıştır. Bir kişi Allahu Teala'nın kendisine bahşettiği mal, mülk zenginlikten dünyada iken ne kadar infak ederse kul için hem bir
keffaret hemde sorgulanacak olan emanet için bir rahatlık vesilesi olur.Rabbinin kendisine verdiği zenginlik ile gece gündüz infak eden, hayr işlerde harcayan, sadaka ve zekatını verip malını temizleyen kul, varlığın sahibinin kim olduğunu unutmayan ve şükreden bir kul olur.
Zenginlik ile ikram olunan kul yeryüzündeki diğer insanların da o maldan rızkının olduğunu unutmamalıdır. Allahu Teala'nın zenginlere malının 40 da 1 i olan zekatın verilmesini emretmesi diğer muhtaç durumda olan kullarına rızık vesilesi kılmasıdır. Bu durumda olan mal yönünden zengin müminler malının zekatını vererek, infak ederek hem şükrünü eda etmiş hemde diğer muhtaç müminlerin rızkının temini için vesile olmak suretiyle sevab kazanmasına neden olmuş olur. Ayet-i kerime de şöyle
buyrulur:


"Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirlere veriniz.Onlar yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremezler. Utangaç
olduklarından dolayı, bilmeyenler, onları zengin sanırlar. Oysa sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden birşey de
isteyemezler. Ne türden bir iyilik yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu bilir."
(Bakara/273)


Malını zekatını vermemek, infak etmemek ve malı mülkü ile böbürlenmek ise azap sebebidir. Malla yapılan ibadetlerin üzerine farz olduğu kul buibadetleri de yapmakla yükümlüdür. Allahu Teala bütün ibadetlere sayı, sınır koyduğu gibi infak, zekat, sadaka gibi malla yapılan ibadetler hakkında da hüküm getirmiştir.Bir ayeti kerimede Rabbimiz (cc) şöyle buyurmaktadır:


"Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer iman eder kötülükten sakınırsanız, Allah size mükâfatınızı verir. Ve sizden bütün mallarınızı harcamanızı da istemez." (Muhammed/36)


Allahu azimüşşan hazretleri bir kısım kullarına dünya nimetlerinden kısarak sabır ve teslimiyet yollu bir imtihana tabi tutar. Şüphesiz
Allahu Teala kulları için en doğru olanı takdir eder. Bilinmezki belki kul için hayırlı olan çok mal edinip sapıttığı değil, az mal ile
sabrettiği halidir. Fakirlik bütün Peygamberlerin (asm) imtihanıdır. Sabreden fakir, cömert zenginden hayırlıdır. Rabbimizin bir kuluna az mal bağışlaması aslında o kul için saadettir, mükafattır. Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmaktadır:


“Allah, bir kulu sevdiği zaman onu dünyadan korur Tıpkı sizden birinizinhastasını sudan korumaya devam etmesi gibi” (Tirmizî, Tıbb 1, hadis no:2107)


"Allah'a yemin ederim ki, ben sizin fakirliğinizden korkmuyorum Fakat, sizden önceki (ümmet)lere olduğu gibi size dünya (zenginlikleri)nin
açılmasından, böylece başkalarının elindekilere özenip din yönünden ziyana uğramanızdan ve öncekileri dünya zînetlerinin helâk ettiği gibi
sizi de helâk etmesinden korkuyorum
" (Buhâri; Müslim)


Az mal ve dünya nimetlerinden nasibi kıt olan kul isyan yoluna gitmemelive Allahu Teala'nın taksimine razı olup gayrimeşru dinimizin haram kıldığı yollara başvurmamalıdır.



Burada bir kıssa anlatalım:


İbrâhim bin Ethem, fakirlikten yakınan birini gördü ve ona:


“–Fakirliği bedel ödemeden mi sana verdiler ki, ondan yakınıyorsun?” dedi.


Adam şaşkınlıkla:


“–A efendi! Fakirliği de mi bedel ödeyerek alırlar?” diye sordu.


İbrâhim bin Ethem Hazretleri şöyle dedi:


“–Evet! Ben fakirliğin değerini görünce onu satın almak için büyük bir memnûniyet ve rızâ ile Belh ülkesini verdim…”


Burada kasdedilen husus, nefsin ihtirâsını kırıp kanaat zengini olabilmektir. Gerek fukarâ-yı sâbirîn gerek ağniyâ-yı şâkirîn, ilâhî
rızâda berâberdirler.


Allahu Teala'nın bir kulunu hastalıkla imtihan etmesi o kul için astalığın bir vesile olması gibi..sağlıklı olan bir kulda aynı şekilde imtihandadır. Sıhhati yerinde olmayan, gerek
geçici, gerekse kalıcı rahatsızlıklarla imtihan edilen kullar için
sabrederek hem sevab kazanmak hem de günahlara keffaret sebebi vardır.
Sahâbelerden Abdullah (r.a.) diyor ki:


"Rasulullah’ın huzuruna girdim; Yâ Rasulallah, dedim, çok ateşin var “Evet dedi, “Ben sizden iki kişinin hastalığı kadar hastalanırım” Ben:
‘Şu halde, senin için ecir vardır’ deyince buyurdu ki:


“Evet, aynen öyle Hiçbir müslüman yoktur ki, ona bir diken ve daha küçük bir şey de olsa eziyet veren bir şey isâbet etsin de, Allah o şeyi,
ağacın yapraklarını dökmesi gibi, o müslümanın günahlarına keffâret kılarak günahları ondan dökmesin
”( Buhâri; Askalânî, S Buhâri Şerhic
10, s 111)


Aynı şekilde sağlıklı olan bir insan da imtihan içindedir. Allahu Teala'nın kendisine verdiği sıhhat derecesinde o nimete şükretmesi ve
şükrün gerektirdiklerini yerine getirmesi gerekir. Rasulullah (s.a.v.) buyurmuştur ki:


"Sizden bir kimse sağlıklı, cemaati içerisinde emîn olduğu ve günlük nafakası yanında bulunduğu durumda sabahlarsa, sanki dünya bütün
varlıklarıyla onun için toplanmış ve ona verilmiştir.
"(Taberânî)



Sağlıklı bir beden dille şükür, kalble zikir, bedenle ibadet ve taat, azalarla hayr ile meşgul olmalıdır. Dinimizin bedenen emrettiği
ibadetlerle meşgul olmalı, sağlığına şükredip Rabbimizin nimeti üzerindeyken harama meyl etmemeli, bedenle ve azalarla günah işlemekten kaçınmalıdır. Kul Rabbinin verdiği nimetle Rabbine karşı isyan
etmemelidir.


Hangi vesile ile olursa olsun bir sıkıntı veya musibetle karşılaşan kul,onun kim tarafından ve neden geldiğini hatırlayarak uyanık olmalıdır.
Rabbimiz (cc)


"Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık " (İnsan/2)
buyurmuştur.


Kullarını çeşitli vesileler ile imtihan eden, sabır ve samimiyetlerine göre derecelendiren Rabbimiz (cc) kullarını kendi nefsinden daha çok
düşünen ve daha çok şefkatli olandır. Ne mutlu o kula ki Allahu Teala kendisine bir musibet ile imtihan ederek değer vermiş, tenezzül
buyurmuştur. Ya Firavun gibi dünya nimeti bakımından herşeyi veripte, nefsiyle başbaşa bırakan kullarından eyleseydi halimiz ne olurdu...


Hamd olsun alemlerin, canlı-cansız bütün varlıkların Rabbi olan Yüce Allah'a..ve O'nun (cc) Habibi olan iki cihan güneşi Rasulullah (s.a.v.)
Efendimiz'e dünya durana dek her an salat ve selamlar üzerine olsun..


Allahu Teala cümlemize sabır, idrak ve kanaat nasib eylesin...Enbiya-ı Zişan'ın şefaatleri, evliya-ı izamın himmet ve bereketlerine nail
eylesin. Rabbim bizleri iki cihanda da Sadat-ı Kiram'dan ayırmasın..Allahu Teala üzerimize sekinetini indirsin...Rabbim (cc)
eksik, aciz sohbetimizi tamamlasın, kabul eylesin.Rabbim Cum'a gününün bereketinden, rahmetinden, feyzinden nasibdar eylesin.


Amin..amin..velhamdulillahi Rabbilalemin..Esselatu vesselamu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain. Rızalillahi Teala
El-Fatiha ma'es-selavat..





"Allah'ım zaLimLerden oLdum ki merhametine muhtacım. . ! Huzuruna aLsanda beni böyLe perişan
benim hakkımda oLan hükmün başımda tacım.."

2 Geri: Dünya İmtihan Yeridir Bir C.tesi 28 Ağus. 2010 - 15:01

belinay

avatar
S.MODERATÖR
S.MODERATÖR
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Eyvah aldandık.Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik.O zan sebebiyle
bütün bütün zayi ettik.Evet şu güzeran-ı hayat, bir uykudur; bir rüya
gibi geçti.Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgar gibi uçar gider.
bediüzzaman

Misafirlik tuhaf şey...
Oradasın, ama oralı değilsin...
Önüne sofralar kuruluyor,
izzet-ikram görüyorsun ama hiç bir şey sana ait değil...
...Rahatın yerinde de olsa kalkıp gideceksin birgün, gitmek zorundasın...
Misafirlik dünya hayatına ne çok benziyor ve dünya hayatı misafirliğe...





Vaktini elbet Allah belirleyecektir. Er ya da
geç olabilir, bu da önemli değil. Nasıl dilerse, öyle olur elbet… Fakat
umudum o ki sevenlerim, hâlimin güzel olması ve teneşire, Hakk âşığı bir
hanım olarak, tertemiz ve huzurla uzanabilmem için dua edeler.

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz