İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

GERÇEK AŞIK

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 GERÇEK AŞIK Bir Cuma 27 Ağus. 2010 - 12:16

belinay

avatar
S.MODERATÖR
S.MODERATÖR
O, âşk, cezbe, sohbet ve irfan yolunda mesafeler alıyor, çevresine iyilik,
doğruluk ve güzellik nurları saçıyordu. Bir gün, iki kişinin kavga ettiğini görmüştü.
Kavgacılardan biri, ötekine:

— Bana bir söyle, benden bin işitirsin...
...demişti. Bunu duyan Mevlâna, yanlarına gitti, o adama:

— Ne söyleyeceksen bana söyle, benimle kavga et. Bana bin söyle,
benden bir bile işitemezsin.
deyince, kavgacılar hemen susmuşlar, barışmışlar, büyük adamın
önünde saygıyla eğilmişlerdi. O, dostluğun da, sulhun da temelini,
insanların karşılıklı sevgisinde buluyordu. Kötülüklerden arınmanın
yolu sevgide idi. Bir gün oğlu Sultan Veled'e şu nasihatta bulunmuştu.
"O'nun hayrını ve iyiliğini söyle, göreceksin ki o düşman senin en yakın
dostun olacaktır. Çünkü gönülden dile. dilden de gönüle yol vardır."

Sevmek, herşeyi. her yaratığı sevmek, ruhu olgunlaştırır, insana huzur verir.
Bu sevginin kapıları ALLAH sevgisiyle açılır. ALLAH'ı seven, ALLAH'ın birliğine
inanan kişi, kulluğunu sevgiyle gösterir. Bir rubaîsinde sevgili
ALLAH'ına şöyle seslenir:

"Sevgilim, sana yakın olmanın sebebi hep sevgidir. Ayağını nereye basarsan,
biz oranın toprağıyız. Aşk mezhebinde reva mıdır ki. âlemi seninle gördüğümüz
halde seni görmeyelim." Yine şöyle der:

— Seviyoruz ve hayatımızın güzelliği o yüzden. Bu sevgi insanı "kemâl"e ulaştıran.
ALLAH'a yakınlaştıran ve ALLAH vuslatını tattıran "gerçek" aşka. ALLAH arkına götürürdü.
Yalnız gerçek aşkı. dünyevi aşktan ayırmak lâzımdı. Mevlâna, dünyevî askı,
Mecnun'un devesine benzeterek. Mesnevisinde şu hikâyeyi anlatmada:

Mecnun, Leylâsına kavuşmak için devesine biner, ileri sürer. Devenin arkasında
çok sevdiği yavrusu (daylak) vardır. Mecnun deveyi rnahmuzladıkça,
yavrusu geride kalır. Yular gevşeyince de deve geriler. Mecnun, deveyi sürdükçe
deve ileri, yular gevşeyince de deve geri..

Bir süre sonra da. Mecnun kendine gelir. Bir de bakar ki, ne görsün.
Bulunduğu yerden bir adım öte gidememiş. O zaman Mecnun:

— A deve!. İkimiz de âşığız. Ben Leylâ'ya, sen daylağa.. Biz birbirimize
yoldaş olamayız. Çünkü birbirimizin yolunu vuruyoruz, der.

Gerçek âşık, ten devesine binen değil, cân devesine binendir.
Cân ve bekâ âlemine kanat açandır."
Gerçek âşık Mevlâna'dır. Mevlâna'yı yaşayandır. Gerçek âşk ta yalnız ALLAH'dır.

Öteki değil!

Âşk ve sevgi bahsinde kalem durmadan yazar, dil durmadan söyler.
gönül coşar da coşar. Bu âşk Mevlâna'ya koca bir Divân, cilt cilt Mesnevi,
kucak kucak kitap yazdırdı aziz okuyucu!

Biz. Cenâb-ı Mevlâna'mızın O'nun pek bol olan lûtfuna sığınarak,
kırık-dökük cümlelerimizle hayat hikâyesini izlerken, tekrar bu konulara
dönersek hoşgörünüz. Çünkü O, âleme açılmış bir sevgi bayrağı, kükreyen,
fokurdayan, lavlar saçan koca bir âşk dağıdır. Hem de yedi yüz yıldan beri..

O güzellik güneşinden, o doğruluk durağından, o iyilik pınarından söz ederken
"Fîhi Mâ-fih" adlı eserindeki su cümlesini de kaydetmeden geçemeyeğiz:

— Her kim ki bizi hayırla yâd ederse, onun da dünyada, yâdı hayırla olsun.
Eğer bir kimse başka biri hakkında iyi şeyler söylerse, o hayır. o iyilik, kendisinin olur.
gerçekte kendisini övmededir.



Vaktini elbet Allah belirleyecektir. Er ya da
geç olabilir, bu da önemli değil. Nasıl dilerse, öyle olur elbet… Fakat
umudum o ki sevenlerim, hâlimin güzel olması ve teneşire, Hakk âşığı bir
hanım olarak, tertemiz ve huzurla uzanabilmem için dua edeler.

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz