İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Güzel Ve Çirkin Huylar (2)

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Güzel Ve Çirkin Huylar (2) Bir Paz 15 Ağus. 2010 - 13:31

EyLüL

avatar
BAĞIMLI ÜYEMİZ
BAĞIMLI ÜYEMİZ
Te‘dib:

Terbiye etmek, edeb ve ahlak üzere yetiştirmek demektir. Bunun karşıtı da, terbiyeyi terk etmek, yapmamaktır. Terbiye işinde asla gevşeklik yapılmamalıdır. Kendi çocuklarını güzelce terbiye etmeye çalışmak, her aile idarecileri için vacib olan bir görevdir. Burada yapılacak dikkatsizliğin zararları yalnız bir aileye ve ferde değil, koca bir topluma aittir. Denmiştir ki:

“Baba ile ananın terbiye etmediğini, gece ile gündüz (zaman) terbiye eder. Zamanın terbiye etmediğini de, Cehennem terbiye eder.“


Teenni:

Bir işte acele etmeyip düşünerek hareket etmektir. Böyle bir davranışa “Teüde“ de denir. Vakti gelip çatan hayırlı bir iş için teenniye (yavaş davranmaya) gerek yoktur. Fakat henüz zamanı gelmeyen bir iş içinde acele etmek, pişmanlık doğuracağından doğru değildir.

Teenni‘nin karşıtı istical, acele etmektir. Bir şeyi zamanından önce elde etmeğe çalışmaktır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:

“Yavaş davranmak (teenni) Rahman‘dan, acele ise Şeytandandır.“

Diğer bir hadis-i şerifde de şöyle buyurulmuştur:

“Ahiret işi müstesna, her işte yavaş ve tedbirli davranmak hayırlıdır.“


Ta‘zîm:

Hürmete değer bir kimse hakkında, büyük sayıldığını gösterecek şekilde güzel bir davranışta bulunmak demektir. Bunun karşıtı “Tahkîr“dir, küçümseme hareketidir ki, asla caiz değildir.

İlim, edeb ve yaş bakımından bizden büyük olanlara saygı göstermek, bizden küçük olanlara da sevgi göstermek bizim için bir görevdir. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:

“Bizim büyüklerimize saygı göstermeyen ve küçüklerimize merhamet etmeyen bizden değildir.“


Tefe‘ül:

Bir şeyi uğur saymak, bir olayı bir hayrın başlangıcı görmektir. Bu güzel bir zan işi olduğundan iyidir. Bunun karşıtı “Teşe‘üm ve Tatayyür‘dür. Bu da bir şeyi uğursuz görmek, nefsin nefret duyduğu bir işi uğursuzluğa bir alamet saymak demektir. Bir kuşun ötüşünü veya bir tarafa uçuşunu uğursuzluğa yormak gibi... Bu ise, kötü bir zan ve kuruntu eseri olduğundan caiz değildir.

Herhangi bir olaydan uğursuzluk hükmü çıkararak ümitsizliğe ve kuruntuya saplanmak doğru değildir. Bazı günlere ve zamanlara uğursuzluk yorumunda bulunmak da uygun değildir.

[BLINK]Peygamber Efendimiz buyurmuştur:

“Hayıra yorma, güzel söz, temiz laf hoşuma gider.“

İnsan hayırlı söz söylemeli, fena ve uğursuz sözlerden dilini korumalıdır.[/BLINK]



Tefekkür:

Düşünmek ve bir iş üzerinde fikri geliştirmek demektir. Yüce Allah‘ın kudretine delalet eden varlıkları düşünmeye dalmak bir ibadettir. Birçok maddî ve manevî buluşlar ve yükselmeler hep tefekkür (düşünme) sayesinde olmuştur.

Tefekkürün karşıtı, Gaflet‘tir. Düşünceden yoksun olmaktır ki, insana asla yakışmaz.

Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:

“Yüce Allah‘ın yaratmış olduğu şeyler üzerinde düşününüz; fakat Allah‘ın zatı hakkında düşünmeyiniz, helak olursunuz.“


Tevazu:

Kendini büyük görmemek, bulunduğu dereceden daha aşağı derecede saymaktır. Bunun karşıtı “Tekebbür‘dür, “Tecebbür“dür. Kendini büyük görmek, bulunduğu derecenin çok üstünde saymak, geçici şeylere güvenerek ona buna çalım satmak ve gururlanmaktır ki, çok kötü bir huydur. Bir hadis-i şerif şu anlamdadır:

“Yüce Allah ölçülü davrananı zengin eder, israf edeni de fakir düşürür. Tevazu göstereni yükseltir, büyüklenen kimseyi de kırıp geçirir.“


Tevekkül:

Allah‘a güvenmek, kulluk görevini yaptıktan sonra başarıyı Allah‘dan beklemek ve insan gücünün yetişemediği şeyleri Yüce Allah‘a bırakıp ümitsizliğe ve keder içine düşmemektir. Tevekkülden yoksun olmak büyük bir noksanlıktır. Bir mü‘min bilir ki, herhangi bir işin elde edilmesi için, sadece sebeblerin varlığı yeterli değildir. Allah‘ın dilemediği bir iş, hiç bir zaman meydana gelemez. O‘nun dilediği bir şeyi de hiç kimse engelleyemez. Bununla beraber tevekkül, sebeblere sarılmaya engel değildir. Yüce Allah olayları birer sebebe bağlamıştır. Bu konuda ilahî kanunlara uymak gerekir. Peygamber Efendimiz, devesini bir şeye bağlamaksızın dışarıda bırakıp Peygamberin huzuruna gelen Amr ibni Umeyye‘ye şöyle buyurmuştur: “Deveni bağla da, tevekkül et.“


Sebat:

Sözde durmak, verilen sözü yerine getirmek, bir işte, bir inançta veya bir düşüncede kararlı bulunmak demektir. “Sabit (kararlı) olanlar nabit (başarılı) olurlar“ sözü meşhurdur. Sebat başarının bir şartıdır. Doğrusu hayırlı ve hakka bağlı olan işlerde sebat etmek bir fazilettir. Faydasız olan boş şeylerde sebat göstermek ise, aklın noksanlığına ve insafın yokluğuna delalet edeceği için büyük bir kusurdur.


Cûd:

Cömert davranmak, insanlara ihtiyaçlarını bildirmelerine meydan vermeksizin ihsan ve ikramda bulunmaktır. Verilmesi uygun olan şeyleri, uygun yerlere kolayca vermek huyudur ki, buna sehavet de denir.

Cûd ve seha (cömertlik), insana yaraşan iyi bir huydur. Bunların karşıtı, hasislik, cimrilik ve tama‘dır ki, insanlara asla yakışmaz. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:

“Cömert kimsenin yemeği şifadır. Hasis (cimri) kimsenin yemeği de hastalıktır.

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz