İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

KeLeBeKLeR :( BiRKaÇ GüN YaŞaR

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 KeLeBeKLeR :( BiRKaÇ GüN YaŞaR Bir Çarş. 11 Ağus. 2010 - 22:09

EyLüL

avatar
BAĞIMLI ÜYEMİZ
BAĞIMLI ÜYEMİZ
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


“Ey Tanrı kitabının örneği insanoğlu!
Ey şahlık cemalinin aynası mutlu varlık!
Her şey sensin,alemde ne varsa senden dışarıda değil.
Sen her ne ararsan kendinde ara,çünkü her varlık sende...”
*Mevlana Celaleddin Rumi*

KELEBEKLER İNSANDAN DAHA MUTLU YAŞADI ÖMRÜNÜ
Kelebekler insandan daha mutlu yaşadı ömrünü...İnsanoğlu ise onlarca yıla sığdıramadığı ömründe mutlu olmayı başaramadı...
Doğum ile ölüm arasında sıkıştı kaldı insanoğlunun ruhu ve sonunda ölümün geleceğini bildiği için,hayatını keşmekeş içinde tüketti...]Kelebekler ise anladı hayatın değerini...
Sadece birkaç gün yaşadı kelebekler...
Kendisini yaratan kudretin sanatını işlediği kanatlarını gün ışığında çırpmadan önce,günler boyunca bir koza içinde,karanlığın zulmetine katlandı...
Bir kelebeğe dönüşmeden önce,ipek böceği olarak çektiği o zulmetin paha biçilmez hediyesini,ipek kozası olarak bıraktı insanoğluna...
İnsanın paha biçemediği ipek,kelebeğin dünyaya geldiği yaşamın rahmi oldu...İnsanın onlarca yıl yaşadığı halde,değerini bilmediği,kısa bulduğu ömre inat,kanatlarındaki İlahi Kudretin fırçasından çıkma sanatı gösterdi insanoğluna,kısacık hayatının her anında...
Sadece birkaç gün yaşadı kelebekler...
Ve aşkın ne demek olduğunu,insandan daha iyi bildiler...
Aşkın bir ateş olduğunu,yakıp kül ettiğini anladılar ve ateşe pervane oldular...

Dört kelebeğin öyküsüdür;
Dört kelebek ateşin gerçek sırrına ulaşmaya karar verirler...
İlk kelebek ateşin uzağından geçip gelir ve şöyle der;
“Ateş aydınlatan bir şeydir.”
Bu gerçeğin tam bilgisi değildir...
İkinci kelebek ise ateşe biraz daha yaklaşıp döner ve şöyle der;
“Ateş ısıtan bir şeydir.”
Bu da gerçeği anlatmak için eksiktir...
]Üçüncü kelebek ateşe iyice yaklaşır,aalevler kanatlarına değer geçer ve dönddüğünde,”işte ateşin gerçek bilgisi”der,”ateş yakıcı bir şeydir.”
Dördüncü kelebek bununla yetinmez.
Ateşin çevresinde döner,dolanır,kavrulur ve birden bire ateşin içine dalarak bir an parladıktan sonra,alevlerin içinde görünmez olur...
Ateşin gerçek bilgisini anlayan tek kelebektir o...
Ancak bunu artık diğerlerine anlatacak durumda değildir...Anlatmasına gerek de yoktur...
Hiç kimse ateşin ne olduğunu başkasının anlatmasından öğrenemez.Ateşe ancak dokunarak öğrenilir,onun ne olduğu...
Hepimiz bu öyküdeki dördüncü kelebek olmayı düşlüyor ama ömrümüzü diğer üç kelebek gibi tamamlıyoruz...

Sadece birkaç gün yaşadı kelebekler...

ÖMRÜNCE GERÇEK AŞKI BULAMAYAN İNSANA İNAT;ATEŞİN AŞK OLDUĞUNU BİLEREK VE AŞK İÇİN YANMAYI BİLEREK... [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Ahmet Savaş

2 Geri: KeLeBeKLeR :( BiRKaÇ GüN YaŞaR Bir Perş. 12 Ağus. 2010 - 9:42

RıZa BeRKaN

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Aşığın hali, mum ışığının etrafında dönen pervaneye benzer. Işık, pervaneyi, yani küçük kelebekçiyi yakıp yandırmaktadır. “Şem’i gör kim yanmadan yandırmadı pervaneyi” der, Fuzuli. Pervane içten içe yanan mumun ışığına vurgundur. Bir an ona yakın olabilmek için etrafında divane olup dururken, çember git gide daralmaya başlar. Pervanenin cesareti ve şevki, özlemini kamçılayan her mesafe, mumun alevine dokunma ve sıcaklığını duyma isteğini kamçılar. “Biraz daha, biraz daha yakın olayım” derken sonunda kanadını ateşe kaptırır. Ateşe karışan aşkı, vücudunu küle döndürür. Yandıkça aşkın hakikatine varır, Mecnun’un Leyla’sında ilahi aşkı bulduğu gibi…

Pervanenin aşkla seyre daldığı mum, ilahi nurdur ki bu ışık, Hak aşkını arayan salik’in kalbini aydınlatır. Aydınlattıkça yakar, yaktıkça irfana ulaştırır; dış dünyaya Allah’ın nazarıyla baktırır.

Aşığın gönlünde aşk ateşi, ruhunun hicranını alıp götürür. Nereye baksa sevgiliyi görür. Aşkıyla aydınlatmaya çalışır ahını, hicranını. Hiç uyumaz, sevgilini adı dilinde, gözü kapıda vuslat anını bekler. Aşkı, vadiye benzeten Feridüttin Atar, “Bu vadiye düşen kor ateşler gibi yanar” der. “Aşık, susuz kalıp çöllerde hararetle koşan, koştukça, yanan bir alevlenip yükselen kimsenin haline benzer. Aşık, işin sonunu düşünmez. Aşk baştan sona gönül işidir”…


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]



[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Allahım, maksadım Sensin; talebim hoşnutluğundur, rızandır.

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz