İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

LÜTFEN OKUYUN !

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 LÜTFEN OKUYUN ! Bir Paz 1 Ağus. 2010 - 16:40

belinay

avatar
S.MODERATÖR
S.MODERATÖR
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Kerpiçten yapılmış, üzeri hurma dallarıyla örtülmüş basit, sade bir ev
Ev içinde bir avuç arpa, odanın bir tarafında o miktarda (deri
tabaklamada kullanılan) karaz yaprağı, bir tarafında da henüz
tabaklanması tamamlanmamış bir pösteki
Bir hasır ve üzerinde uyurken O mübarek vücuduna iz yapacak derecede sert bir hasır"
Gördüğünde Hz Ömeri ağlatan bu manzara, âlemlere rahmet, her şey yüzü
suyu hürmetine yaratılan en Sevgilinin hane-i saadetinden başkası değil


Yaşadığımız ortamlarla hâne-i nebeviyi karşılaştıramayacak kadar konfor
ve eşya kalabalığı arasında kaybolmuş durumdayız Biraz düşününce
Efendimiz´in (sav) evinin, yaşadığımız dönemde en düşük gelirli fukara
evlerinden bile kıyas kabul etmeyecek kadar sade olduğunu görüyoruz
Sadelik ve tevazu anlayışımız o kadar değişti ki sade bir ev denilince,
en az iki oda bir salon, sade çizgiler taşıyan ve sayıca az
mobilyalarla ve eşyalarla ama ille mobilyayla ve eşyayla döşenmiş,
belki içinde dev ekran plazma tv, bahçesinde havuz olmayan bir ev
geliyor aklımıza Efendimizin (sav) hânesindeki sade görünüm, uzlete
çekilmiş mutevazı hayatı seçen dervişte bile yok artık Bir lokma bir
hırka felsefesi dillerde kafiyeli bir söz sadece

Eşyaya olan bağlılığımız her geçen gün artmakta, cep telefonsuz
neredeyse evimizin karşısındaki bakkala gidemez olduk Bilgisayarımızda
olan herhangi bir aksama tüm hayatımızı felç edebiliyor Hanımlar için
dolap ve vitrinlerdeki kullanılmayan eşyaların sayısının artması,
beylerin arabalarına aile fertlerinden biri kadar özen göstermesi
normal ve kabul edilebilir sandığımız anormal hassasiyetlerimizden bir
kaçı
Evlerde uzun zamandır dokunulmayan, sadece temizlenmek için el sürülen
eşyalardan oluşan kabarık bir liste gün gittikçe uzamaya başlıyor
Bir yanda evlendiklerinden beri yemek, yatak odası takımı, beyaz eşya,
oturma grubu taksitleri ödeyen çiftler, diğer yanda çeyizi bir sedir,
yüzü keçi derisinden bir yün yatak, içi hurma lifi dolu bir yastık, bir
battaniye, bir kilim, su içmek için bir maşrapa, bir gömlek olan ve bu
eşyaları ömrü boyunca kullanan, kapısındaki perdeyi görünce Efendimizin
(sav) ziyaret etmeden geri döndüğü " Ben Fatımanın kapısında öyle bir
perde gördüm ki, üzerinde bir takım resim ve nakışlar vardı ondan
hoşlanmadığım için geri döndüm
Zira benimle dünya arasında hiç bir ilgi yoktur Benim bu kadar aşırı
süs ve faydasız şeylerle, israflarla hiç alakam yoktur" demesi üzerine
tereddütsüz Efendimiz´in emirleri gereğince perdeyi çok ihtiyaç ve
sıkıntı içinde çırpınan bir kimsenin evine hediye edip gönderen
HzFatıma ve HzAli
Eğer eskiyecek, aşınacak, kirlenecek korkusuyla bir eşyayı kullanmaktan
ziyade onun sadece bakımı ile ilgileniyorsanız Kredi kartı borcunuz,
aylık eşyaya ayırdığınız taksitleriniz, ödemeleriniz yaşamınızı
yönlendirmeye başladıysa
Bir eşyanın aksaklığı, arızalanması ya da zarar görmesi hayatınızda
ciddi problemlere sebeb oluyorsa, teşhis belli Siz değil, eşya sizi
kullanıyor demektir Yani eşya sizin değil, siz eşyanın hizmetine girmiş
durumdasınız artık
Eşyaya hak etmediği bu değeri vermekle ona insana hükmetme yetkisi
verdiğimizin ve belki de onu putlaştırdığımızın farkında değiliz Tüm
bunlar esasında şimdiki evlerde eşyalar oturuyor, insanlar ayakta
dikiliyor diyen görüşü destekler nitelikte İpek başörtüsünün ütüsünün
bozulmaması, markalı şık takım elbiselerinin dirsek ve dizleri
yıpranmasın fikriyle ibadetlerini erteleyen modern müslüman ise eşyanın
kulluğuna girmiş çoktan
Resimler var Asr-ı Saadetten ve günümüzden
Yan yana getiremediğimiz, mukayese edemediğimiz, aradaki uçurumu,
dağlar kadar farkı yok etmeye çalışmayı akıl bile edemediğimiz resimler
Oysa bu resimler bize hayat yolunda önümüzde rehberlik edecek yegane
hakikatler
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


İşte uzun uzun baktıktan sonra altına notlar düşülecek, ibret alınacak
bir fotoğraf daha saadet çağından: Efendimiz(sav) zamanında
müslümanların Hayberin zengin tarımsal topraklarını fethetmeleri
neticesinde İslam toplumu daha rahat bir safhaya ulaşır Fakat toplumun
büyük bölümünün hayatına yansıyan rahatlık ve kolaylık, Peygamberimizin
(sav) evini etkilemez Hz Peygamber (sav), her zaman olduğu gibi,
kendisi ve ailesinin en sade hayatı sürdürmeleri için gerekli olan
asgarî ihtiyaçlardan fazlasına izin vermeyince, değişen şartlar
karşısında eşlerinin, öteki Müslüman hanımların yaşadığı rahatlıktan
pay almak istemeleri kaçınılmaz olur Bu düşüncelerle onlardan kimisi
Peygamber Efendimizden (sav) elbise, kimisi ziynet eşyası, kimisi de
daha başka şeyler isterler
Bu istekler, ömrü boyunca sade bir hayat yaşamış, fânî dünyanın
ziynetine, geçici güzelliklerine değer vermeyen Peygamberimiz´i (sav)
rahatsız eder elbette Efendimiz (sav) yaşayışının ve hayat standartının
toplumun hayat standartının üstünde olmasını istemiyor, onlardan biri
gibi yaşamak, hatta onlardan daha fazla sıkıntıya katlanmak istiyordu
İşte hanımlarının bu gibi talepleri üzerine Ahzab sûresinin 28 ve 29
âyetleri inmiştir: "Ey Peygamber! Hanımlarına şöyle de: Eğer dünya
hayatını ve süsünü istiyorsanız gelin, boşanma bedellerinizi verip
hepinizi güzellikle salıvereyim
Eğer Allahı, Peygamberini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, iyi bilin ki
Allah, içinizden iyilikte bulunanlar için, büyük bir mükafat
hazırlamıştır"
Hz Peygamber (sav), yukarıdaki iki ayeti, nazil olduktan hemen sonra
eşlerine tebliğ ettiği zaman hepsi ayrılmayı kesinlikle reddettiler ve
"Allahı, Peygamber ini ve ahiret hayatını" seçtiklerini bildirdiler
Efendimiz (sav) "Kölenin yediği gibi yerim, kölenin oturduğu gibi
otururum Çünkü ben bir kuldan başka bir şey değilim" derken bunun
sadece kendisi için mi geçerli olduğunu anlatmak istemişti?
Peygamberimizin (sav) böyle sade bir hayatı seçmesindeki hikmet,
ümmetine mübah olan bazı şeylerden bile ehl-i beytini men etmesinin
ardındaki sebep neydi?
Efendimiz istese Allah (cc) Habibim diye hitap ettiği Peygamberine
enva-i çeşit nimetler lütfetmez miydi? Ashabı Onun için herşeyi feda
etmeye hazır değil miydi? Efendimiz´in bize vermek istediği mesaj
üzerinde ısrarla, dikkatle, önemle durup düşünmeliyiz
Çünkü O (sav) evvela kendisinin yaşamadığı hiçbir şeyi ümmetinden
istemedi, kendisinin yapmadığı hiçbir şeyi ümmetine tebliğ etmedi
Lüks, konforlu, rahat hayatlar yaşama pahasına feda ettiklerimiz, müze
salonuna çevirdiğimiz evlerimiz sandığımız gibi hayatımızı daha mı
anlamlı, yaşanılır, huzurlu kılıyor acaba? O halde hiç bir asırda
görülmeyen akıl ve beden hastalıklarındaki bu hızlı artışın, mutmain
olamayan kalplerin çoğalma nedeni nedir?
Eşyalar içinde boğulan, dört duvar arasında kendine çizdiği sınırlarla
sıkışıp kalan insanın ihtiyaç duyduğu, yokluğunu hissettiği eksiklik
nedir? Rabbimiz, insanı yeryüzünde halife olarak yaratmışken, bu rütbe,
insanın değerini ve diğer varlıklar arasındaki seçkin yerini
gösterirken, onun değerini meleklerin secdesiyle tescil ettirmişken,
evrendeki her şey insanın emrine verilmişken, eşyanın hakimi değil de,
esiri olmak

Zeynep Darçın



Vaktini elbet Allah belirleyecektir. Er ya da
geç olabilir, bu da önemli değil. Nasıl dilerse, öyle olur elbet… Fakat
umudum o ki sevenlerim, hâlimin güzel olması ve teneşire, Hakk âşığı bir
hanım olarak, tertemiz ve huzurla uzanabilmem için dua edeler.

2 Geri: LÜTFEN OKUYUN ! Bir Paz 1 Ağus. 2010 - 16:42

belinay

avatar
S.MODERATÖR
S.MODERATÖR
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Bir gün Efendiler
Efendisi Aişe Validemiz’in yanına girmiş ve elinde gümüşten yüzükler
görmüştü. Hemen:-Bunlar da ne ey Aişe, diye sordu. Gördüklerinden
hoşlanmadığı, daha sorusundan belliydi. Cevap vermemek olmazdı
ve:-Onları senin için süsleneyim diye yaptım ya Rasulallah, dedi. Allah
resulu aynı ciddiyetle tekrar sordu:-peki onları...n
zekatını eda ettin mi? Olduğu yerde donakaldı.Zira değer itibariyla
küçük bir meblağ ifade eden bu yüzüklerin zekatının olmayacağını
biliyordu.Zira başka bir zaman ondan “Sikkesiz beş gümüş paradan(verık)
az olan malda zekat yoktur.” cümlesini duymuştu. O an içinde
parmağındaki yüzükler bu değerin çok altında kalıyordu. Belli ki ortada
başka bir durum vardı ve yakında olmanın bedeli daha farklıydı; yüreği
yanarcasına:-Hayır diye cevapladı.Yakınlığın hakkını vererek
yanındakilerin de kendisi gibi zahidane bir hayat sürmesini arzu eden
Habib-i Ekrem Hazretleri, bunun üzerine can yoldaşına şöyle seslendi:-
Cehennem olarak bu sana yeter!
Hz.Aişe- Dr.Reşit Haylamaz (67~68)Işık Yayınları





Vaktini elbet Allah belirleyecektir. Er ya da
geç olabilir, bu da önemli değil. Nasıl dilerse, öyle olur elbet… Fakat
umudum o ki sevenlerim, hâlimin güzel olması ve teneşire, Hakk âşığı bir
hanım olarak, tertemiz ve huzurla uzanabilmem için dua edeler.

3 Geri: LÜTFEN OKUYUN ! Bir C.tesi 21 Ağus. 2010 - 15:38

RüveYde

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Rabbimiz bizleri ıslah etsin.Maddeye olan bağlılığımız,lükse kaçan hayatımız için tevbelerimiz dilimizden eksik etmesin.Bize kanaat,masivaya kapılmama metaneti nasip eylesin Mevla inşaallah...





"Allah'ım zaLimLerden oLdum ki merhametine muhtacım. . ! Huzuruna aLsanda beni böyLe perişan
benim hakkımda oLan hükmün başımda tacım.."

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz