İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

7- Haftanin Konusu ( Kalp Kırmak )

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 7- Haftanin Konusu ( Kalp Kırmak ) Bir Paz 20 Haz. 2010 - 7:46

Seydanur

avatar
ÇALIŞKAN ÜYEMİZ
ÇALIŞKAN ÜYEMİZ

7- Haftanin Konusu ( Kalp Kırmak )


Haftanın Ayet-i Kerimesi

"Allah sizi annelerinizin karnından bir şey bilmez halde çıkarmıştır. Belki şükredersiniz diye size kulak, göz ve kalb vermiştir''

(en-Nahl, 16/78).


Haftanın Hadis-i Şerifi

"İnsan vücûdunda bir et parçası vardır o düzelirse bütün vücud düzelir, o bozuk olduğunda bütün vücud ifsâd olur. İyi bilin ki, işte o et parçası kalbtir"

(Buhârî, İmân, 39; Müslim, Musâkât, 107; İbn Mâce, Fiten, 14).


Kalp Kırmak

İslam dini ve onun peygamberi insanlığa hep hoşgörüyü, alçakgönüllü olmayı, merhameti ve kalp kırmamayı öğütlemiştir. Yalnızca öğütlemekle kalmamış Resulullah bunu tüm insanlığa yaşantısı ve ahlakıyla göstermiştir.

İslam dini insan merkezli bir dindir. Yeryüzündeki her şey onun emrine tahsis edilmiş, ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayabileceği bir mekanizmayla donatılmıştır. Şüphesiz bu insanı her şeyden önce Malikine borçlu kılmaktadır. Varlık âlemine çıkışıyla başlayan bu ödev ahiret âlemine kadar sürecektir. Ancak bu kadar zarif yaratılan insanında merkezi olan bir noktası vardır ki, bu da kalptir.

Peygamberimiz ‘’kalp kırmak Kâbe yıkmak gibidir.’’ Sözüyle bize bu eylemden sakınmamızı emrediyor. Çünkü Allah insana yeryüzündeki halifesi şerefini bahşetmiştir, bu kadar önemli bir vazife sahibine yapılan zulüm hiç şüphesiz varlığın gerçek sahibi olan Allah’ ı Zül-Celale yapılmış gibidir. Bu zulmün cezası da basit olmasa gerek!

Yukarıdaki hadisi şerifi ilk duyduğumda ‘’Fil Süresi’’ aklıma gelmişti. Sürenin tefsirini okuduğumuz da Allah’ın evini yıkmaya niyetlenen Ebrehe’nin nasıl bir ceza ile yüz yüze geldiğini görürüz. Allah Kâbesini korumuştur ve hep koruyacaktır. Peygamber efendimiz ‘’…Kâbe yıkmak gibidir.’’ İfadesiyle bize en güzel bir örnekle kalp kırmanın ağırlığını anlatmaktadır. Allah’ı Zül-Celal süre-i celile de Kâbe’yi bırakın yıkmayı, yıkmaya niyetlenen bir insana nasıl bir ceza vermiş, ya yıkana nasıl bir ceza verecek? Kur’an da Allah düşünmemizi emrediyor. Düşünen bir insan hiç şüphesiz kalp kırmak gibi kötü bir fiilden kaçınacak ve Mevla’nın huzuruna bu büyük vebalden uzak şekilde çıkacaktır. Aksi durumda Ebrehelerle yan yana gelmemiz kaçınılmaz olsa gerek…

Kalp kırmadan yaşanabilir mi? Sorusu hepimizin aklına gelecektir. Allah, kulundan yapamayacağı bir şeyi istemeyeceğini kitabında söylüyor. Demek ki, bizler Kâbeyi yıkmadan yaşayabilecek bir düzeneğe sahibiz. Sorun bizlerin bu düzeneği hakkıyla kullanamamamızdan kaynaklanıyor. En ufak dünyevi meselelerde bile bu büyük günahı işleyebiliyoruz, kaldı ki dünyalık hiçbir mesele bizim ahiretimizi yıkacak kadar değerli olmasa gerek.

Merhamet sahibi, hoşgörü sahibi bir dinin üyeleri ve bunu yaşayarak insanlığa göstermiş bir Peygamberin ümmeti olarak bizler bu hassasiyeti göstermeli ve Allah’ın Kâbelerini yıkmak bir tarafa Kâbe sahiplerinin hepsini hoşnut edebilmeliyiz. Bu berzah âleminde beşerin emanetindeki kalpleri yıkmaktan kaçınarak bir yaşam sürmeyi kendisine düstur edinmiş bireyler, hiç şüphe yoktur ki varlığın sahibine göstermiş olduğu sadakatten ötürü fazlasıyla mükâfatını görecektir.

Kalpleri Kâbe olarak görmek, emanetleri gerçek sahibi için sevmek ve o sadakatle sahip çıkmak…

Gerisi için mükâfatı beklemek.

2 Geri: 7- Haftanin Konusu ( Kalp Kırmak ) Bir Paz 20 Haz. 2010 - 7:52

Seydanur

avatar
ÇALIŞKAN ÜYEMİZ
ÇALIŞKAN ÜYEMİZ


Kalp kırmak haramdır


Allah adamlarından büyük âlim ve veli.

Sohbeti, insanlara olurdu faideli.


Bir gün de sohbetinde buyurdu ki: (Ey insan!

Kul hakkı çok çetindir, zor kalkılır altından.


Mesela gönül yıkmak, haram ve kul hakkıdır.

Bunu, mahşer gününde ödemek çok ağırdır.


Kimlerin üzerinde kul hakkı varsa eğer,

Onu ödemedikçe Cennete giremezler.


Ey mümin olan kişi, öyle kaç ki günahtan,

Görmesin Hak teâlâ günahta seni bir an.


Öyle sıkı sarıl ki dine her a�an ile,

Seni, taat dışında görmesin bir an bile.


Ve öyle haya et ki Allahü teâlâdan,

Hiç mahcup olmayasın Ona vardığın zaman.


Günah ve kusurunu çoğaltma ki bu günde,

Korkuya düşmeyesin yarın mizan önünde.)


Bir gün bazı kimseler, huzuruna geldiler.

(Bizlere Allah için nasihat et) dediler.

Buyurdu: (Kim kaçarsa günah ve haramlardan,

O, her bir arzusuna kavuşur yorulmadan.


Kabirdeki mevtalar, yapar ki şu hesabı,

Ah kıyamet kopsa da, bitse kabir azabı.


Öyle pişmandırlar ki, kabirdeki her mevta,

Derler ki: (Ah biz şu an bulunsaydık hayatta.


Başımızı secdeden kaldırmazdık Vallahi.

Dünyadaki insanlar bilseler bunu bari.)


Ne acı gerçektir ki, onlar dahi ölürler,

Bu feci pişmanlığa onlar da gömülürler.


Eğer düşünselerdi bu hali ihlas ile,

Hiç işleyemezlerdi bir günah çok az bile.


Lakin evliyaullah, görerek bunu her an,

Şiddetle kaçınırlar en ufak bir günahtan.


Haram ateş gibidir, yapmayın günah işi.

İnsanları bekliyor Cehennemin ateşi.


Aklı olan bir kimse, geçici bir zevk için,

Rabbini gücendirmez, esası budur işin.


Sonra haram edilen şeyleri, cenab-ı Hak,

Zararlı olduğundan, kıldı haram ve yasak.)


Bir gün de buyurdu ki: (Darlıkta edin ikram.

Tenha yerlerde dahi, işlemeyin hiç haram.


Allah�n kudretini düşünse eğer insan,

Korkusundan yapamaz Ona günah ve isyan.


Ey insan, gizliyorsan günahını sen nasıl,

İyiliklerini de gizlemeyi bil asıl.


Bir kimse, günahlardan tamamen kaçmaz ise,

Takva sahibi kişi denilmez o kimseye.)

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz