İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

RaHMeT İKLiMi Üç (3) AyLaR

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 RaHMeT İKLiMi Üç (3) AyLaR Bir Paz 13 Haz. 2010 - 10:19

RıZa BeRKaN

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

RECEP AYI


Üç ayların ilki olan Recep, “tazim ve tekrim olunan ay” ve “hazırlanmak” manalarına gelmektedir. Peygamber Efendimiz (sas) bu aya ulaştıklarında “Allah’ım! Receb’i ve Şaban’ı hakkımızda mübarek kıl ve bizi Ramazan’a kavuştur” diyerek dua ederlerdi. Bu ay içinde aynı zamanda Mi’rac, Berat ve Kadir Gecesi gibi mübarek zaman dilimlerinin de bir müjdecisi olan “Regaib” gecesi vardır. Regaib, pek çok ata ve ihsan” manasına gelen “Ragibe” kelimesinin çoğuludur. Bu gecede Cenab-ı Hak engin rahmetiyle tecelli edip sonsuz mağfiretiyle muamelede bulunduğu için geceye bu isim verilmiştir. Recep ayının 27. gecesi ise Mirac Kandili’dir. Mirac, kelime manası itibarıyla “merdiven”, “yükselecek yer”, “en yüksek makam” manalarına gelmektedir. Bu gecede İnsanlığın İftihar Tablosu (sas) bir mucize olarak Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya ve oradan da göklerin İlahi derinliklerine doğru pervaz edip ruhen ve bedenen Cenab-ı Hakk’ın huzuruna çıkmıştır.

ŞABAN AYI

Üç ayların ikincisi olan Şaban, kelime manası itibarıyla “dağılan”, “saçılan” manalarına gelmektedir. Bir rivayete göre Efendimiz (sas), Şaban ayında Ramazan için pek çok hayır dağıldığı için bu aya bu ismin verildiğini ifade etmektedir. Şaban ayı içerisinde Berat Kandili vardır. Berat kelimesi, “borçtan, isnat edilen suçtan, ruha azap veren sıkıntılardan kurtulmak” manalarına gelmektedir. Bu gecede Kur’an-ı Kerim, Levh-i Mahfuz’dan alınmış ve bir bütün halinde dünya semasına indirilmeye başlanmıştır. Bu sebeple bu gece hürmetine pek çok günah bağışlandığı için geceye Berat Gecesi denilmiştir. Yine bu ay içinde hicretin ikinci senesi Müslümanların kıblesi Mescid-i Aksa’dan Kâbe’ye çevrilmiştir.

RAMAZAN AYI

Üç ayların sonuncusu olan Ramazan ayı, on bir ayın sultanı ve ayların en faziletlisidir. Zira bu ayda Kur’an nazil olmaya başlamış ve ay boyunca oruç tutmak farz kılınmıştır. Ramazan kelimesi “kızgın taş” manasına gelen “Ramid” kelimesinden
türetilmiştir. Ramazan ayı çok sıcak ve hararetli bir zaman dilimine tevafuk ettiği için ona bu isim verilmiştir. Ayrıca nasıl ki kızgın taş etrafındakini yakıp yok ederse Ramazan da kulların günahlarını yakıp mahvettiği için bu aya bu ismin verildiğini söyleyenler de olmuştur. Bazıları ise Ramazan kelimesinin “yağan yağmur” manasına gelen “ramıd” kelimesinden türetildiğini ve nasıl ki yağmurun yağması neticesinde yeryüzünün temizlenmesi gibi Ramazan ayında da günahların temizlenmesi sebebiyle bu aya bu ismin verildiğini söylemişlerdir. Kur’an’ın indirilmeye başlandığı bu ay içinde Kur’an-ı Kerim’deki ifadesiyle bin aydan daha hayırlı olan “Kadir Gecesi” vardır. Bu gece Allah’ın müminlere bahşettiği çok yüce bir ikramıdır. Ramazan’ın her gecesinin dolu dolu geçirilmesi için bu gecenin zamanı gizlenmiştir. Ancak Kadir gecesinin Ramazan’ın son on günü içinde olduğuna dair güçlü işaretler vardır.



[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Allahım, maksadım Sensin; talebim hoşnutluğundur, rızandır.

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

2 Geri: RaHMeT İKLiMi Üç (3) AyLaR Bir Paz 13 Haz. 2010 - 10:25

demirci mustafa

avatar
SADIK ÜYEMİZ
SADIK ÜYEMİZ
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Üç aylarınız hakkınızda hakkımızda mübarek olsun.
Hayırlı bu mübarek aylar,değerlendirmemizi bekliyor,değerlendirenlerden olalım,bu fırsat bir daha gelirmi bilinmez,gelmiş iken şimdi kıymetini bilelim.
Allah cc. emanet olunuz selam ve dua ile.

3 Geri: RaHMeT İKLiMi Üç (3) AyLaR Bir Paz 13 Haz. 2010 - 12:58

RıZa BeRKaN

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

İslam’ın mübarek saydığı kamerî aylardan Recep, Şaban ve Ramazan ayları. Bu aylar ve diğer dokuz ayın süreleri, ayın hareketlerine göre belirlenmektedir. Kameri ayların süresi, şemsî ayların süresine nazaran değişiklik arz eder. Kamerî sene, şemsî seneden on bir gün daha kısadır. Ayrıca kamerî ayların diğer bir özelliği şemsî aylarda olduğu gibi senenin aynı mevsimine değil, değişik mevsimlerine tesadüf etmesidir. Mesela, kamerî bir ay olan Ramazan ayı, senenin mevsimlerini dolaşır. Hicrî ve kamerî aylar arasında büyük önem taşıyan ve “üç aylar” diye adlandırılan Receb, Şaban ve Ramazan ayları mübarek aylar olarak kabul edilirler. Bu ayların Müslümanlarca önemli ölçüde değer kazanmasının sebebi Hz. Peygamber’in (sas) bu aylar hakkında verdiği haberler sayılabilir. Resûlullah (sas) bir hadis-i şerifinde; “Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır.” buyurmuştur. Ayrıca Peygamber Efendimiz, Receb ayı girince, “Allah’ım! Receb ve Şaban’ı bize mübarek kıl! Bizi Ramazan’a ulaştır.” diye dua ederdi. Üç ayların değerini ifade eden diğer bir önemli özellik ise beş mübarek kandil gecesinden dördünün bu aylar içinde olmasıdır. Regâib Gecesi, Recep ayının ilk cuma gecesine, Mirac Gecesi, Recep ayının yirmi yedinci gecesine, Berat Gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesine, Kadir Gecesi ise Ramazan ayının yirmi yedinci gecesine rastlar. Hz. Peygamber (sas) Şaban ayında çok oruç tutardı. Hz. Aişe, Resûlullah (sas)’ın bu aydaki orucu hakkında şöyle der: “Şaban ayındaki kadar çok oruçlu olduğu bir ay görmedim.” (Tecrid-i Sarîh, VI, 295) Ramazan ayının fazileti ise çok daha yücedir. Peygamber Efendimiz (sas) şöyle buyurmaktadır: “Ramazan geldiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar da bağlanır” (Müslim, Kitâbu’s-Sıyam, 1) Receb ve Şaban ayları, rahmet ayı olan Ramazan’ı karşılayan aylar olup Ramazan ayının müjdecisidir. Dinimizde ayrı bir değeri olan üç ayların, kişide insanî özelliklerin olgunlaşmasında ve iradenin kontrol altına alınmasında rolü büyüktür. Zira Receb ve Şaban aylarının feyzinden ve bu aylarda bulunan Regaib, Mirac ve Berat gecelerinin rahmetinden istifade yolunu tutan bu kişi Ramazan ayında ise her türlü kötülükten kendini uzak tutar ve insanî vasıflarının artmasına gayret eder. Nihayet Kadir Gecesi’nde yapacağı ibadet ve tövbe ile manevî hazza ulaşır. Bu nedenle özellikle, bu aylarda bol bol istiğfar etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kur’ân okumak ve dua etmek en uygun davranışlardır

M.ENİS AYDIN



[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Allahım, maksadım Sensin; talebim hoşnutluğundur, rızandır.

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

4 Geri: RaHMeT İKLiMi Üç (3) AyLaR Bir Paz 13 Haz. 2010 - 13:05

RıZa BeRKaN

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
3 ayların manevi iklimi her yeri sarıyor

Rabbimiz, mekânlar içinde mukaddes mekânlar; zamanlar içinde de mukaddes zamanlar yaratmıştır. Üç Aylar en müstesna zaman dilimlerini oluşturmaktadır.

Hayatın sıkıntıları ve nefislerin tazyiki karşısında istikameti muhafazada bitkin düşen ruhlarımızı ihya edecek mübarek bir zaman dilimine girmiş bulunuyoruz. Birbiri ardına gelecek mübarek gün ve geceleri ganimet bilmeli, geride kalan hayatımızın muhasebesini ciddi anlamda yapabilmeliyiz. Her gün yapabilsek ne iyi; ancak Recep, Şaban veRamazan’da Cenab-ı Hakk’ın kulluk kapısını daha heyecanla çalabilmeli ve yeniden tazelenebilmeliyiz. Çünkü Cenab-ı Hak, insana takvasına göre değer verecektir. (“Habibim, de ki: Eğer duanız ve ibadetiniz olmasa, Rabb’iniz size ne diye değer versin?” (Furkan 25/77)

Üç aylar bir yarıştır ve biz bu yarışı kazanmaya çalışmalıyız. Bu aylarda hissedilen manevî esintiler, müminlerin Allah’a yaklaşma ve onun rızasını kazanmakta daha dikkatli olmaları öyle bir hava meydana getirir ki, o havadan inanmayanlar da faydalanır. Böylece onlar da hisselerini almış olurlar. Bu aylarda ibadetleri artırmalı. Zikir ve fikirde derinleşmeli. İnsanlarla diyaloglarımızda daha dikkatli olmalı. İncitmemeye, üzmemeye, kırmamaya çalışmalıyız.

Üç aylar bizim için muhasebe vesilesidir
Ben neyim? Niçin bu âleme gönderildim?

Yaratılışımdaki sırlar nedir? Günah nedir? Sevap nedir? Kur’an bizlere neler emrediyor? Okunduğu zaman bile insanın gönlüne inşirah veren bu ses nedir? Alem nereden gelmiş, nereye gidiyor. Bu ölmeler, kalmaların hikmeti nedir? Nasıl hesap vereceğiz? Bu gibi sorular zihnimizi 3 aylarda daha çok kurcalamalı. Üç aylar, kendimizi denetleme, değerlendirme bakımından çok önemlidir. Kendimize sormamız gereken çok soru var: Rabb’im Allah’tır deyip başkalarına mı bilip bilmeden tapınıp duruyorum? Resulüm Hz. Muhammed’dir (sas) deyip başkalarının sünnetlerini mi harfiyyen uyguluyorum? Kitab’ım Kur’an’dır deyip, başka kitapları mı kendime rehber edinmişim? Şeytan düşmanımdır deyip de sonra sürekli onun isteklerini mi yerine getiriyorum? Allah en güzel vekilimdir deyip, sürekli O’nu üzüyor muyum? Bugüne kadar kaç kişinin hidayetine vesile ya da engel oldum? Kaç yetimin başını okşadım ya da aldığım kararlarla kaç kişiyi yetim bıraktım? Evet, üç aylar bütün bunları kendimize sorup bir durum değerlendirmesi yapmak, bu mübarek günlerin, gecelerin ve ayların şuuruna varmak demektir.

Aile içinde neler yapabiliriz?
Aile içi eğitimi olarak muteber kaynaklardan mübarek günlerin önemi çeşitli kıssalar eşliğinde anlatılabilir. Mübarek geceler ailecek kısa da olsa bir merasimle ihya edilebilir. Ailecek sırayla dua edilebilir.

Evin büyükleri, özellikle küçüklere alınacak yeni şeyleri, hediyeleri o gecenin adına verebilir. Mübarek geceler hürmetine eşlere alınacak küçükde olsa bir hediye, bir çiçek karşılıklı bağları kuvvetlendirecek, gecenin bereketi ve ruhaniyeti herkesin üzerine inecektir.

Mübarek geceler ve bayramlar küskünlerin barışabilmesi içinde en güzel fırsattır. Normal zamanda gidip de, “Ben seninle barışmaya geldim!” desek, “Nereden çıktı şimdi bu!” denebilecekken, “Şu mübarek günün hürmetine gel barışalım. Sen de ben de sevaba girelim!” demek iyi bir çözüm olabilir.

Mübarek gün ve geceler vesilesiyle bizzat ziyaret edemiyorsak tebrik kartı postalamak, telefon etmek, sms mesaj/elektronik posta göndermek de bir yoldur. Aslolan sevdiklerimizi unutmamaktır.

Camiler kandillerde mü’minlerle dolar Milletimizin büyük çoğunluğu dinî gün ve gecelerimizi sevinçle karşılarlar, tebrikleşirler, camilere dolarlar. Sevap ve fazilet bakımından hasat mevsimi olan bu üç aylara erişmenin manevî hazzını duymuşlar ve hatta birçok kardeşlerimiz bu mübarek ayları oruçlu geçireceklerdir. Enes b. Mâlik’ten (ra) bir rivayete göre Peygamber’imiz (sas) Recep ayı girdiğinde şöyle dua ederdi:

“Ey Allah’ım! Recep ve Şaban ayını bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” (Kenzü’l-Ummâl, 1/79, No: 18049)
Mehmet Aydın



[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Allahım, maksadım Sensin; talebim hoşnutluğundur, rızandır.

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

5 Geri: RaHMeT İKLiMi Üç (3) AyLaR Bir Paz 13 Haz. 2010 - 15:03

EyLüL

avatar
BAĞIMLI ÜYEMİZ
BAĞIMLI ÜYEMİZ
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Bugün Recep ayının ilk günü. Mübarek "üç aylar" bu geceden itibaren başladı. tüm müslümanların üç aylarını tebrik ediyor, bizleri sağlık ve huzur içinde mübarek Ramazana ve Bayrama kavuşturmasını Rabbimizden niyaz ediyorum...........


Receb ayının fazileti:

Recep ayı üç yaların ilkidir. Bir âyet-i kerime meali:
(Allah’ın, gökleri ve yeri yarattığı günden beri, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü, haram [hürmetli] olan aylardır.) [Tevbe 36]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir.) [İbni Cerir]

(Cennette öyle köşkler vardır ki, onlara ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]

(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.) [Gunye]

(Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsini tutmuş gibi sevab verilir.) [Miftah-ül-cenne]

(Allahü teâlâ Receb ayında hasenatı kat kat eder. Bu ayda bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün tutana Cennetin 8 kapısı açılır. 10 gün tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, "Geçmiş günahların af oldu” der. Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı Receb’de gemiye bindirdi. O da, Receb ayını oruçlu geçirip oradakilere oruç tutmalarını emretti.) [Taberani]

(Receb’de, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip, “Ya Rabbi, onu mağfiret et” derler.) [Ebu Muhammed]

6 Geri: RaHMeT İKLiMi Üç (3) AyLaR Bir C.tesi 19 Haz. 2010 - 13:41

RıZa BeRKaN

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Ebediyyet yolunda başarı, imanın hayatın bütününe hakim olmasıyla mümkündür. Rabbimiz bu hususu Asr Suresi'nde iç içe dört merhalede toplamıştır: İman, salih amel, hakkı tavsiye, sabrı tavsiye. Bu dört unsur bir arada mümine istikamet üzere bir hayat sunar.

Amel-i salih islâmî bir hayatın ispatı ve neticesidir. Birçok meselede yanılan insanımız maalesef salih amel hususunda da yanılmaktadır. Öyle ki birçok hayırlı işi bilmemekte veya reddetmektedir. Bazı hususlarda sadece bazı şeyleri yapmanın bütün meseleyi halledeceği vehmine kapılıp hata etmektedir. Sadece Cuma namazına devam etmek, namaza hassas olmayıp sadece Ramazan orucunu tutmak gibi. Bu yaklaşım zamanla ibadet anlayışımızı deği ş tirmekte , böylece ibadetlerin huşu ve huzuru da kalmamaktadır.

Hayatın bir ibadet olmaktan çıkması, ibadetlerimizin hayatımıza hakim olmaması imanımıza da menfi istikamette tesir etmektedir. İman ve ibadetin hayatımızdan çekilmesi ise gerçek bir perişanlık ve iflastır.

Bunun için mücella dinimiz İslâm'ı bütünüyle yaşamaya talip olmak şarttır. İslâm'a inanan ve onda hayat bulanlar, hayatı bir ibadet olarak anlamak ve yaşamak mecburiyetindedirler. Farz, vacib , sünnet ve müstehap , ne olursa olsun, kalbî ve lisanî, bedenî ve malî ibadetler, zaman ve mekâna bağlı olsun veya olmasın, mutlaka azami derecede yerine getirilmelidir.

. . .

İdrakiyle müşerref bulunduğumuz mübarek Üç Aylar, nurlu gün ve geceler, peygamberlerin ve müminlerin o günlerde yaşamış olduğu pek çok zahirî ve manevi vakıalar sebebiyle ayrı bir mana ve bereket taşır. Bu gün ve geceler insanların kurtuluşuna ayrı ayrı vesiledirler.

Üç Aylar, kamerî aylardan Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Bu mukaddes ayların manevi değerine Fahr -i Alem s.a.v. şu hadis-i şerifleriyle işaret buyurmuşlardır : “Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.” Ve: “ Allahım Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan'a kavuştur.”

Bu aylar mübarek geceleri de içinde barındırır. Recep ayında Regaib ve Miraç kandili; Şaban ayında Beraat gecesi; Ramazan ayında ise Kadir gecesi bulunur.

Recep ayı gerek İslâm'dan önce ve gerekse İslâm'dan sonra mukaddes olarak tanınan bir aydır. İslâm dini gelmeden önce bu aya girer girmez Arap kabileleri arasında harbetmek , baskın ve çapulculuk yasaklanır, herkes bu ayda kendisini emniyet ve selamette hissederdi. İslâm güneşinin doğmasından sonra da ilâhi hikmet ve takdir gereğince bu ay Regaib ve Miraç gibi ilâhi tecellilerle şereflendirildi. Bütün İslâm alemi Ramazan'a bu ayda hazırlanmaya başladı.

Recep ayının ilk Cuma gecesine Mevlâ'nın kullarına rahmet ve mağfiretinin, lütuf ve ikramının, sevap ve mükafatının bol bol verildiği gece manasına gelen Regaib gecesi adı verilmiştir. Bu ay içinde bulunan diğer bir mübarek gece de, 27'nci gecesidir. Miraç Kandili olarak bilinen bu gecede Fahr -i Alem s.a.v. Mekke'deki Mescid -i Haram'dan Kudüs'deki Mescid -i Aksa'ya ve oradan göklerin derinliklerine, huzur-u ilâhiye yükseltildi.

Miraç gecesi, Rabbimiz'in Fahr -i Cihan s.a.v.'e büyük hakikatlerin sırlarını gösterdiği, vasıtaları kaldırarak ilâhi vahye muhatap kıldığı, kendi ayetlerini ve kainatın sırlarını seyrettirdiği, müminlere namazın farz kılındığı ilâhi lütuflarla dolu bir gecedir.

Üç Ayların ikincisi olan Şaban ayı ve onun İçindeki Beraat gecesi de içinde türlü hikmetin ve lütufun bulunduğu bir gecedir. Bu gece hakkında Fahr -i Kainat s.a.v.şöyle buyurmu ştur: “Şaban'ın ortasında gece ibadet edin, gündüz oruç tutun. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘yok mu benden af isteyen onu affedeyim; yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim; yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet vereyim...' der.” ( İbn -i Mace )

Bazı alimlerin kıblegâhın Kudüs'teki Mescid -i Aksa'dan Mekke'deki Kâbe istikametine çevrilmesinin, Hicret'in ikinci yılında Beraat gecesinde vuku bulduğunu buyurmaları da bu geceye ayrı bir önem kazandırır.

Fahr -i Alem s.a.v.'in Şaban ayına ve özellikle bu ayın 15'inci gecesine ayrı bir önem vererek onu ihya ettiğine dair rivayetleri göz önüne alan alimler, bu geceyi ibadetle geçirmenin tarif edilemeyecek derecede mükafatının olduğunu bildirmişlerdir.

Mübarek Üç Ayların sonuncusu olan Ramazan ayı ve içinde bulunan Kadir gecesinin ise çok ayrı bir yeri vardır. Ramazan ayı faziletlerle dolu bir aydır. Sanki yeni bir hayatın başlangıcı, hayatın kazanacağı yeni boyutların kapısıdır.

Üç Aylar bütünüyle Rabbimiz'in bizlere ikram ettiği faziletli ve feyizli bir zaman dilimidir. Yapılan dileklerin Alemlerin Rabbi'ne ulaştığı, dökülen pişmanlık gözyaşlarının günahları silip yok ettiği bir kandiller geçididir. Melekî olduğu kadar şeytanî özelliklere de sahip, günah işlemeye müsait insanoğlunun günahlarından temizlenmesi için kaçırılmaz bir fırsattır.

Üç Aylar, günahlardan arınma, sevaplarla bezenme mevsimidir. Ramazan'dan önce oruçla buluşanlar, Cuma namazına koşanlar, namaza ba ş layanlar , ibadetlerini ziyadeleştirenler, tevbe İle Mevlâ'ya daha çok yaklaşanlar gibi manevi kazanç elde edenlerin çokça görüldüğü anlardır.

İnsanoğlu, farklı bir gelişme olmadığı sürece belli alışkanlıklarıyla hayatını sürdürür. Yeni bir durumla karşılaşınca kendine çekidüzen verir. İşte Üç Aylar ve bu aylar içinde bulunan mübarek geceler müslümanların hayatındaki mutad gün ve geceler arasında özel ve pek kıymetli zamanlardır.

Bu zamanlar, geçmişin muhasebesini yaparak geleceğe azim ve enerji dolu bir şevkle atılmak için çok güzel bir imkandır . Unutulmamalıdır ki kişi bu dünyada nasıl yaşamışsa, kıyamet gününde Allah'ın huzuruna bununla varacaktır. Götürdükleri iyi ise sevinip mesrur olacak, kötü ise pişmanlık duyarak mahcup olacaktır. Ancak bu pişmanlığın orada faydası da olmayacaktır.

Bu mübarek aylar ve geceler, yaptığımız halde unuttuğumuz günahlarımızın affına sebep olabilir. Böylece alnımız ve kalbimizdeki kara lekelerin silinmesiyle imanımız güçlenir. Bunun için bolca tevbe -istiğfar etmek, oruç tutmak, varsa kaza namazı ve nafile namaz kılmak, Kur'an -ı Kerim okumak, zikir yapmak, zekâtın dışında bolca sadaka vermek, hasta, eş-dost, akraba ziyaretlerinde bulunmak, sohbet meclislerine iştirak etmek, dargınları barıştırmak, üzerimizde bulunan kul haklarını hemen iade ederek helallik almak, haram, mekruh ve şüpheli şeyleri terketmek , mâlâyani şeyleri terketmek için elden gelen bütün gayreti gösterme zamanıdır. Bu aylar beşer fıtratının gereği meydana gelen suç ve günahlardan temizlenme, kurtulma aylarıdır.

Evliyaullahtan bazıları bu aylar hakkında çok mühim ifadelerde bulunmuşlardır:

“Recep ayı tevbe , Şaban ayı muhabbet, Ramazan da Allah'a yakınlık ayıdır.”

“Recep tohum ekme; Şaban sulama; Ramazan da hasat zamanıdır.”

Bir mümin için, manevi bir doktorun elinde ve emrinde nefsini islah edip, kalbini tedavi ve ihya edeceği en müsait ayları, günleri, geceleri yaşamaktayız. Tufanı bütün dehşetiyle görüp de Nuh Aleyhisselam'ın gemisine binmek veya binmemek neyi ifade etmiş ise, bugün içinde bulunduğumuz tufanlarından kurtulmamız için bu gün ve geceleri ilâhi bir fırsat bilerek kurtuluşa koşmak da aynı manayı ifade etmektedir.

Rabbimiz'in tevfik ve inayeti ile...



[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Allahım, maksadım Sensin; talebim hoşnutluğundur, rızandır.

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

7 Geri: RaHMeT İKLiMi Üç (3) AyLaR Bir Paz 20 Haz. 2010 - 16:52

*GüLer*

avatar
VEFALI ÜYEMİZ
VEFALI ÜYEMİZ
Üç aylara Girerken

"Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar. Bu pekçok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhûr-u selâsenizi (üç aylarınızı) tebrik ediyoruz."


Dinî anlatımda "Şühûr-ü selâse", yani üç aylar olarak bilinen bu mevsimin girmesiyle birlikte Müslüman ruhları bambaşka bir hava kaplar. Çünkü bu aylar İlâhî rahmetin coştuğu aylardır. Diğer vakitlerde iyilik ve ibadetlere on sevap veriliyorsa, Receb, Şaban ve Ramazan aylarında gittikçe yükselen bir oranda kat kat fazla sevap verilir.

Meselâ, başka zamanlarda okunan her bir Kur'ân harfi için on sevap yazılmaktadır. Receb ayında bu sevap yüz olarak yazılır, Şaban'da üç yüzü aşar, Ramazan'da bine çıkar. Cuma gecelerinde binleri bulur. Kadir Gecesinde de otuz bine ulaştığını düşünürsek, üç aylardaki mübarek vakitlerin âhiret ticareti bakımından ne kadar kıymetli bir fırsat olduğunu anlayabiliriz.

Bu bakımdan üç aylar “pek çok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin (âhiret ticaretinin) bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri (sergisi)” olarak vasıflandırılmıştır. Bilindiği gibi, pazarlar ve fuarlar mühim ticaret yerleri arasında yer alırlar. Haftanın belli bir gününde belli bir yerde kurulan pazarda, insanlar her türlü ihtiyaçlarını karşılarlar. O gün sabahtan akşama kadar pazarın ucuzluğundan istifade etmek mümkündür. Ama o gün pazara gidemeyen bir insan, aynı şartlar altında alışveriş yapabilmek için bir hafta beklemek zorundadır. Çünkü pazar bir günlüktür.

Aynı şekilde, üç aylar da yılda bir defa kurulan ve ahiret ticaretinin yapıldığı pazarlardır. İstifade etmesini bilenler, bu pazardan büyük kazançlar sağlarlar. Ahirete yönelik amellerini diğer vakitlere oranla arttırırlar. Daha fazla Kur'ân okurlar, ilme daha fazla yönelirler, uykularından kısarak ilim ve tefekküre, ibadet ve İslâmî hizmetlere daha fazla vakit ayırırlar. Hayırlı işlerde birbirleriyle yarış içine girerler. Böylece, “bu çok sevaplı ibadet ayları”ndan tam bir istifade ile çıkarlar. Bir mânâda, bu mübarek vakitlerde yapılan manevî hizmetler, insanın ebedî hayatı için yapılmış en kârlı “yatırım” olur.

Buna karşılık, üç ayların fazilet ve kıymetinden haberdar olmayıp da değerlendiremeyenler, herkesin istifadesine açık tutulan çok kârlı bir ticaret imkânından mahrum kalmışlar demektir. Bu kimseler, aynı imkânı tekrar ele geçirebilmek için bir yıl daha beklemek zorunda kalacaklardır.

İşte üç ayların ve bu aylardaki mübarek gecelerin büyük bir coşkunlukla ihya edilmesi bu bakımdan da önem kazanıyor. Çünkü bunlar şeâirdendir, İslâmın sembolü ve alâmetlerindedir.

Bu açıdan şeâirin duyurulmasında hem İslâmın izzet ve şerefinin gösterilmesi, hem de İslâmın mânâsından uzak yaşayan insanlara örnek olunması gibi büyük hikmetler vardır.

Namazlarda, bilhassa Cumalarda ve Kandil gecelerinde camilerin mü'minlerle dolup taşması, radyo ve televizyonda Kur'ân ve mevlidlerin okunması, camilerin mahyalarla (iki minare arasının ışıklı güzel yazılarla) süslenmesi, hattâ kandil simitlerinin dağıtılması, bu İslâm sembolünü ilân eden huzur verici hadiselerdir.

Böylece bütün mü'minler âhiret kazancına yöneliyor. Herkes ALLAH'ın rızası yolunda sonsuz bir yarışa giriyor. Ve oluşan manevî hava, bütün bir topluma huzur veriyor. Bu huzur havasından herkes derecesine göre istifade ediyor. Yapılan ibadetler, okunan Kur'ânlar, Arş'a yükselen ihlâslı dualar, bitip tükenmek bilmeyen bir şevkle devam ettirilen İslâmî hizmetler, İlâhî rahmetin celbine vesile oluyor. Ayrıca sırf ALLAH rızası için ve ihlâsla yapılan bu hizmetler, günahların, sefahetlerin ve zulümlerin kirlettiği manevî havamızı temizliyor.

Şu halde, her yıl bizlere ikram edilen bu bulunmaz fırsattan istifade etmeliyiz. Bunun için, mü'min kardeşlerimizle daha sık bir araya gelip sohbetlerde bulunabiliriz. Aramızda Kur'ân'ı paylaşıp imkân nisbetinde günlük ve haftalık hatimler yapmaya başlayabiliriz. Makbul dua ve zikirleri daha çok okuyabiliriz. İslâmî eserlere daha fazla vakit ayırabiliriz. İslâmın hakikatlerini yayma ve anlatma hususunda daha fazla gayret gösterebiliriz. Bu yolda göstereceğimiz en küçük bir gayret, en azından bire yüz netice verecektir.

Bu arada, üç ayların ve kandil gecelerinin evlerimizde ve aile fertleri arasında ayrı bir mânâ içinde yaşanması gerektiğini de unutmamalıyız. Çocuklarımız
o manevî havayı soluya soluya büyümelidirler. Bunun için, mübarek gecelerde onları hediyelerle sevindirip, camilere alıştırmakta büyük faydalar vardır.

Ayrıca, sabaha karşı seher vakitlerinde uyanık bulunmaya çalışarak İslâm âlemi için ve mü'min kardeşlerimiz için dualar etmenin fazilet ve kıymeti sonsuzdur. O feyizli vakitte yapılan duaların kabul ihtimali çok kuvvetlidir.
Bu bakımdan gerek kendimizin, gerekse diğer mü'minlerin dünya ve âhiret imtihanlarında başarılı çıkmaları için Cenab-ı Hakka niyazda bulunmak ve Ondan yardım istemek suretiyle, hem sıkıntı ve musibetlere karşı sarsılmaz bir dayanak noktası bulmuş, hem de tükenmez bir teselli kaynağına kavuşmuş oluruz.

(1). Şuâlar, s.416.
(2). Emirdağ Lâhikası, 1:40.
(3). Kastamonu Lâhikası, s.93.5. Mektubat, 281-285.

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz