1
Geri: Allâh’ın Varlığını İspat Eden Deliller Bir C.tesi 27 Şub. 2010 - 11:15
Seydanur
ÇALIŞKAN ÜYEMİZ

d) Nizam Delîli
Bu delîl daha çok “Gâye ve Nizam Delîli” olarak tanınır. Canlı cansız bütün varlıkların incelenmesinden şu netice çıkarılmıştır ki, her varlık hem yapılışı, hem iç fonksiyonları, hem de diğer varlıklarla olan münâsebeti bakımından hayret verici bir nizâma, bir düzenlemeye sâhiptir. Meselâ insan vücûdunu ele alalım. Bu teşkîl eden organlar, insanın ihtiyâcını yerine getirecek, onu tehlikelerden koruyacak ve hayatiyetini sürdürecek bir şekilde yapılmıştır. Öyle ki, bu organların birinin (mesela bir kazâ ile) kaybedilmesi hâlinde onu aynı kalite, fonksiyon ve dayanıklılıkta yeniden yapmak mümkün olmamaktadır. İlmin ve tekniğin bu kadar ilerlediği bir çağda, bütün dünya bilginleri bir araya gelse bile bundan âciz kalır. Peki, sayı ile ifâdesi mümkün olmayan bunca insan, hayvan, bitki ve cansız varlıkta görülen bu fevkalâde üstün san’atın sanatkârı kimdir? (Allah cc)
Üzerinde yaşadığımız tabiatın bu fevkalâdeliği, tâ milâttan önceki asırlardan îtibâren ilim ve fikir adamlarının dikkatini çekmiş, üzerinde birçok şey söylenmiştir. Irk ırk insanıyla, boy boy hayvanıyla, renk renk bitkisiyle, dağıyla, ovasıyla, nehriyle, deniziyle, ayı ve mehtabıyla, güneşiyle, yıldızıyla “kâinat” denen bu hârika, filozofu düşündürmüş, bilgini konuşturmuş, şâiri coşturmuş, sıradan insanın bile dikkatini çekmiştir.
Görülmüş ve tecrübe edilmiştir ki, karıncasından devesine, su kabarcığından gök kubbesine, sivrisineğinden yıldızına kadar her şey bütünüyle tabiat, belli bir plan, program ve gâyeye göre olmakta, oluşmakta, değişmekte ve yenileşmektedir. Aksaması, bozulması olmayan bu âhenk, bu nizam nasıl teşekkül etmiştir? Materyalistlere göre tesâdüfen olmuştur. Darwinistlere göre tekâmül yoluyla olmuştur. Pozitivistler “Bunu bilemeyiz” diyorlar.
Fureudistler de beriki görüşlerden herhangi birini benimsiyorlar. Doğrusu şu ki tabiatta, onun her parçasında, her zerresinde bir sebep-sonuç bağlantısı vardır. Her mahlûk, canlı cansız her varlık, bu varlıkların yapısını teşkil eden organlar ve üniteler belli fonksiyonları yerine getirmek gâyesiyle önceden planlı ve hesaplı olarak düzenlenmiştir.
Kuş, uçma işini gerçekleştirebilmesi gâyesiyle, kanatlı olarak yaratılmış, yılan sürünmeye elverişli bir yapıda şekillendirilmiştir. Hiçbir şey, hiçbir organ, hiçbir cihaz, hiçbir sistem plansız, gâyesiz, başıboş, gelişi güzel yaratılmamış veya meydana gelmemiştir. Tabiatta gâye, nizam ve hikmet hâkimdir.
Tabiatın şu andaki kuruluş ve işleyişini inceleyen pozitif ilimler ilerledikçe, gâye ve nizam delîli kuvvetlenmekte, îtibar kazanmaktadır. İlmin her buluşu Allâh’ın varlığı için bir delil teşkil eder. Büyük İslâm düşünürü İbn Rüşd, bundan sekiz asır önce, “Hikmet ve inâyet” diye isimlendirdiği gâye ve nizam delîli için şöyle demiştir: “Gören göz karşısında güneş ne kadar belirgin ise, bu delil de akıl karşısında o kadar belirgindir.”
Kur'ân-ı Kerîm’de gâye ve nizam delîli ile alâkalı çok âyet vardır. Öyle ki, on dört asır önce inen bu âyetlerin bir kısmının ifâde ettiği incelikler ancak bu asırda, pozitif ilimlerin ilerlediği çağımızda anlaşılabilmektedir. İlmin bundan sonraki ilerleyişiyle de elbet başka mânâlar keşfedilecektir. “İnanmayanlar bilmiyorlar mı ki, göklerle yer önceleri bitişik bir halde iken biz onları ayırdık, canlı olan her şeyi de sudan yarattık. Hâlâ inanmayacak mı onlar?”
Yine bu konuyla ilgili iki âyet meâli verelim: “Yeryüzünü uzatıp düzleyen, orada sağlam deliller yükselten, ırmaklar akıtan O’dur. Meyvelerin hepsinden kendilerinin içinde ikişer çift yaratan, geceyi gündüze bürüyen yine O’dur. Bütün bunlarda iyi düşünenler için kesin belgeler vardır.” “Yeryüzünde yan yana bulunan arâzi parçaları, üzüm bağları, ekinler, tek gövdeli, çatal gövdeli, dallı-budaklı hurmalıkları… vardır. Hepsi aynı sudan sulandığı halde biz onların yemişini birbirinden üstün kılıyoruz. muhakkak ki bunlarda aklını kullanan insanlar için ibretler vardır.”
Çağımızın bilgin ve düşünürleri, eserlerinde, Allâh’ın varlığını isbat eden birçok delil zikretmektedir. (Meselâ; John Clover Mousma’nın derlediği, dilimize “Niçin Allâh’a İnanıyoruz” adıyla çevrilen, ayrıca, A. Nevfel’in, Allah ve Modern İlim isimli eserlerinde güzel örnekler vardır.) Nizam delîline örnek olmak üzere bunlardan birini sunalım. Bu delil, Batı ilim dünyasında çok tanınan A.Cressy Morrison’a âid İnsan Kâinat ve Ötesi adlı kitaptan alınmıştır









