İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Üç Ayların Mânevî İklimine Giriyoruz

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Üç Ayların Mânevî İklimine Giriyoruz Bir Ptsi 7 Haz. 2010 - 5:50

RüveYde

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
Üç Ayların Mânevî İklimine Giriyoruz
Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar.

Dinî anlatımda "Şühûr-ü selâse", yani üç aylar olarak bilinen bu mevsimin girmesiyle birlikte Müslüman ruhları bambaşka bir hava kaplar. Çünkü bu aylar İlâhî rahmetin coştuğu aylardır. Diğer vakitlerde iyilik ve ibadetlere on sevap veriliyorsa, Receb, Şaban ve Ramazan aylarında gittikçe yükselen bir oranda kat kat fazla sevap verilir.

Meselâ, başka zamanlarda okunan her bir Kur'ân harfi için on sevap yazılmaktadır. Receb ayında bu sevap yüz olarak yazılır, Şaban'da üç yüzü aşar, Ramazan'da bine çıkar. Cuma gecelerinde binleri bulur. Kadir Gecesinde de otuz bine ulaştığını düşünürsek, üç aylardaki mübarek vakitlerin âhiret ticareti bakımından ne kadar kıymetli bir fırsat olduğunu anlayabiliriz.

Bu bakımdan üç aylar "pek çok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin (âhiret ticaretinin) bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri (sergisi)" olarak vasıflandırılmıştır. Bilindiği gibi, pazarlar ve fuarlar mühim ticaret yerleri arasında yer alırlar. Haftanın belli bir gününde belli bir yerde kurulan pazarda, insanlar her türlü ihtiyaçlarını karşılarlar. O gün sabahtan akşama kadar pazarın ucuzluğundan istifade etmek mümkündür. Ama o gün pazara gidemeyen bir insan, aynı şartlar altında alışveriş yapabilmek için bir hafta beklemek zorundadır. Çünkü pazar bir günlüktür.

Aynı şekilde, üç aylar da yılda bir defa kurulan ve ahiret ticaretinin yapıldığı pazarlardır. İstifade etmesini bilenler, bu pazardan büyük kazançlar sağlarlar. Ahirete yönelik amellerini diğer vakitlere oranla arttırırlar. Daha fazla Kur'ân okurlar, ilme daha fazla yönelirler, uykularından kısarak ilim ve tefekküre, ibadet ve İslâmî hizmetlere daha fazla vakit ayırırlar. Hayırlı işlerde birbirleriyle yarış içine girerler. Böylece, "bu çok sevaplı ibadet ayları"ndan tam bir istifade ile çıkarlar. Bir mânâda, bu mübarek vakitlerde yapılan manevî hizmetler, insanın ebedî hayatı için yapılmış en kârlı "yatırım" olur.

Buna karşılık, üç ayların fazilet ve kıymetinden haberdar olmayıp da değerlendiremeyenler, herkesin istifadesine açık tutulan çok kârlı bir ticaret imkânından mahrum kalmışlar demektir. Bu kimseler, aynı imkânı tekrar ele geçirebilmek için bir yıl daha beklemek zorunda kalacaklardır.

İşte üç ayların ve bu aylardaki mübarek gecelerin büyük bir coşkunlukla ihya edilmesi bu bakımdan da önem kazanıyor. Çünkü bunlar şeâirdendir, İslâmın sembolü ve alâmetlerindedir.

Bu açıdan şeâirin duyurulmasında hem İslâmın izzet ve şerefinin gösterilmesi, hem de İslâmın mânâsından uzak yaşayan insanlara örnek olunması gibi büyük hikmetler vardır.

Namazlarda, bilhassa Cumalarda ve Kandil gecelerinde camilerin mü'minlerle dolup taşması, radyo ve televizyonda Kur'ân ve mevlidlerin okunması, camilerin mahyalarla (iki minare arasının ışıklı güzel yazılarla) süslenmesi, hattâ kandil simitlerinin dağıtılması, bu İslâm sembolünü ilân eden huzur verici hadiselerdir.

Böylece bütün mü'minler âhiret kazancına yöneliyor. Herkes Allah'ın rızası yolunda sonsuz bir yarışa giriyor. Ve oluşan manevî hava, bütün bir topluma huzur veriyor. Bu huzur havasından herkes derecesine göre istifade ediyor. Yapılan ibadetler, okunan Kur'ânlar, Arş'a yükselen ihlâslı dualar, bitip tükenmek bilmeyen bir şevkle devam ettirilen İslâmî hizmetler, İlâhî rahmetin celbine vesile oluyor. Ayrıca sırf Allah rızası için ve ihlâsla yapılan bu hizmetler, günahların, sefahetlerin ve zulümlerin kirlettiği manevî havamızı temizliyor.

Şu halde, her yıl bizlere ikram edilen bu bulunmaz fırsattan istifade etmeliyiz. Bunun için, mü'min kardeşlerimizle daha sık bir araya gelip sohbetlerde bulunabiliriz. Aramızda Kur'ân'ı paylaşıp imkân nisbetinde günlük ve haftalık hatimler yapmaya başlayabiliriz. Makbul dua ve zikirleri daha çok okuyabiliriz. İslâmî eserlere daha fazla vakit ayırabiliriz. İslâmın hakikatlerini yayma ve anlatma hususunda daha fazla gayret gösterebiliriz. Bu yolda göstereceğimiz en küçük bir gayret, en azından bire yüz netice verecektir.

Bu arada, üç ayların ve kandil gecelerinin evlerimizde ve aile fertleri arasında ayrı bir mânâ içinde yaşanması gerektiğini de unutmamalıyız. Çocuklarımız
o manevî havayı soluya soluya büyümelidirler. Bunun için, mübarek gecelerde onları hediyelerle sevindirip, camilere alıştırmakta büyük faydalar vardır.

Ayrıca, sabaha karşı seher vakitlerinde uyanık bulunmaya çalışarak İslâm âlemi için ve mü'min kardeşlerimiz için dualar etmenin fazilet ve kıymeti sonsuzdur. O feyizli vakitte yapılan duaların kabul ihtimali çok kuvvetlidir.
Bu bakımdan gerek kendimizin, gerekse diğer mü'minlerin dünya ve âhiret imtihanlarında başarılı çıkmaları için Cenab-ı Hakka niyazda bulunmak ve Ondan yardım istemek suretiyle, hem sıkıntı ve musibetlere karşı sarsılmaz bir dayanak noktası bulmuş, hem de tükenmez bir teselli kaynağına kavuşmuş oluruz.

Mehmed Paksu



En son *RüveYde* tarafından Ptsi 7 Haz. 2010 - 14:53 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi





"Allah'ım zaLimLerden oLdum ki merhametine muhtacım. . ! Huzuruna aLsanda beni böyLe perişan
benim hakkımda oLan hükmün başımda tacım.."

belinay

avatar
S.MODERATÖR
S.MODERATÖR
Allahümme bârik lenâ fi Recebe ve Şa'bane ve bellığnâ Ramazân.
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Manası:"Allah'ım, bizim için Recep ve Şaban aylarını bereketli kıl ve bizi
Ramazan'ı Şerif'e ulaştır.
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Sevban (r.a)'dan rivayet edilen bir hadiste şöyle geçiyor: "Resülüllah
(s.a.v) ile yürüyorduk. Bir kabristana uğradık. Orada Allah Resulü (a.s) biraz
durdu ve şiddetli bir şekilde ağlayıp, bana dönerek şöyle dedi:
"Ey Sevban! Burada yatanlar azap görmekte idiler. Allah'a dua ettim de,
onların azaplarını hafifletti. Ey Sevban! Eğer bunlar Recep ayında bir gün oruç
tutsalar ve onun bir gecesini ihya etselerdi, kabirlerinde azap
görmeyeceklerdi."
"Ey Allah'ın Resülü! Bir gün oruç ve bir gecenin ihya edilmesi ile mi,
onlardan bu kabir azabı önlenecekti?
"Evet, Ey Sevban! Beni Hak Peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki,
kadın erkek herhangi bir müslüman, Recep ayında bir gün oruç tutar veya bir
gecesini ihya eder, sırf bunu Allah rızası için yaparsa, Allah ona gündüzü
oruçlu, gecesi kıyamlı geçen bir senelik ibadet sevabı ihsan eder."
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]



Vaktini elbet Allah belirleyecektir. Er ya da
geç olabilir, bu da önemli değil. Nasıl dilerse, öyle olur elbet… Fakat
umudum o ki sevenlerim, hâlimin güzel olması ve teneşire, Hakk âşığı bir
hanım olarak, tertemiz ve huzurla uzanabilmem için dua edeler.

RıZa BeRKaN

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

İslam’ın mübarek saydığı kamerî aylardan Recep, Şaban ve Ramazan ayları. Bu aylar ve diğer dokuz ayın süreleri, ayın hareketlerine göre belirlenmektedir. Kameri ayların süresi, şemsî ayların süresine nazaran değişiklik arz eder. Kamerî sene, şemsî seneden on bir gün daha kısadır. Ayrıca kamerî ayların diğer bir özelliği şemsî aylarda olduğu gibi senenin aynı mevsimine değil, değişik mevsimlerine tesadüf etmesidir. Mesela, kamerî bir ay olan Ramazan ayı, senenin mevsimlerini dolaşır. Hicrî ve kamerî aylar arasında büyük önem taşıyan ve “üç aylar” diye adlandırılan Receb, Şaban ve Ramazan ayları mübarek aylar olarak kabul edilirler. Bu ayların Müslümanlarca önemli ölçüde değer kazanmasının sebebi Hz. Peygamber’in (sas) bu aylar hakkında verdiği haberler sayılabilir. Resûlullah (sas) bir hadis-i şerifinde; “Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır.” buyurmuştur. Ayrıca Peygamber Efendimiz, Receb ayı girince, “Allah’ım! Receb ve Şaban’ı bize mübarek kıl! Bizi Ramazan’a ulaştır.” diye dua ederdi. Üç ayların değerini ifade eden diğer bir önemli özellik ise beş mübarek kandil gecesinden dördünün bu aylar içinde olmasıdır. Regâib Gecesi, Recep ayının ilk cuma gecesine, Mirac Gecesi, Recep ayının yirmi yedinci gecesine, Berat Gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesine, Kadir Gecesi ise Ramazan ayının yirmi yedinci gecesine rastlar. Hz. Peygamber (sas) Şaban ayında çok oruç tutardı. Hz. Aişe, Resûlullah (sas)’ın bu aydaki orucu hakkında şöyle der: “Şaban ayındaki kadar çok oruçlu olduğu bir ay görmedim.” (Tecrid-i Sarîh, VI, 295) Ramazan ayının fazileti ise çok daha yücedir. Peygamber Efendimiz (sas) şöyle buyurmaktadır: “Ramazan geldiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar da bağlanır” (Müslim, Kitâbu’s-Sıyam, 1) Receb ve Şaban ayları, rahmet ayı olan Ramazan’ı karşılayan aylar olup Ramazan ayının müjdecisidir. Dinimizde ayrı bir değeri olan üç ayların, kişide insanî özelliklerin olgunlaşmasında ve iradenin kontrol altına alınmasında rolü büyüktür. Zira Receb ve Şaban aylarının feyzinden ve bu aylarda bulunan Regaib, Mirac ve Berat gecelerinin rahmetinden istifade yolunu tutan bu kişi Ramazan ayında ise her türlü kötülükten kendini uzak tutar ve insanî vasıflarının artmasına gayret eder. Nihayet Kadir Gecesi’nde yapacağı ibadet ve tövbe ile manevî hazza ulaşır. Bu nedenle özellikle, bu aylarda bol bol istiğfar etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kur’ân okumak ve dua etmek en uygun davranışlardır


M.ENİS AYDIN



[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Allahım, maksadım Sensin; talebim hoşnutluğundur, rızandır.

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz