İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Nezaket! Nazik bir kelime… Bir sehl-i mümteni…

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

MAHFİRUZ

avatar
ÖZEL ÜYEMİZ
ÖZEL ÜYEMİZ




[
] “İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez.”
Hadisi şerif.

Size
de öyle gelmiyor mu; bunalmıyor musunuz hadiselerin tıklım tıklım
arsızlığından? Şimdi zamanın nefesi daralıyor üzerimize serpilen
kasvetten; soluk almakta zorlanıyor gibi insaniyetimiz.

Turna
geçmez dağlarda kaybedilmiş umut patikalarımız ve sancılı
gecelerin karanlığında yitirilmiş tebessümün son
güzergâhı.

Ne
iktisadi buhranlar, ne siyasi kirlenmeler, ne de fakr u zarurettir bizi
bugün düşkün ve zelil kılan. Çaresizliğin sesini
duyamayan vicdanlarımıza atılmış çektiklerinden sızan bunca
kötülükler de değil bizi mutsuz eden. Hayır, ihtirasa
dayalı dünya düzeninin üzerimize boca ettiği “tut,
kavra, kopar, al, sahip ol, yürüt,
götür!…” seviyesizliğinden ayrı bir şey bu.

Belki içimizdeki yabanlıklar ve yabancılıklar şimdi düşmanımız, belki nezaketsizlikler…
* * *
Nezaket! Nazik bir kelime… Bir sehl-i mümteni…
Bir estetik şahikası.

Nezaket
bir umman; sevgiler uğuldar derinliklerinde, sevgiler coşar. Nezaket
bir bahçe, şevk ile yürünür tarhlarında, şavklar
saçılır yediverenlerinden. Nezaket hasbî bir
tebessüm, kalbî bir yakınlık… Nezaket bir
teşekkürün adı; bir derin şükür makamı.

Zamanın
kadim koridorlarında ayak izlerine rastladığımız o nazik beyefendilere
ve nazenin hanımefendilere ne oldu şimdi?! Hani şairler sevdiklerine ve
babalar kızlarına “Senin teg nâzenîne
nâzenîn işler münasiptir” diye iltifatta
bulunur, onları nazikçe nezakete davet ederlerdi, neredeler?! Hani centilmenler, şövalyeler, zarifler, çelebiler?!

Nezaket fikrini ne zaman kaybetti dünya?! Ve isim haneleri açık tevkif emirnamelerine bile nezaket cümleleriyle başlanan dönemlere ne oldu sahi!
* * *


Bir
rüya görelim, gelin; önce yumalım gözlerimizi,
uyuyalım, uyuyalım, ruhumuzdaki bütün kinler, nefretler,
düşmanlıklar arınıp gidesiye kadar uyuyalım ve aniden bir nezaket
ülkesinde açalım gözlerimizi. Nazik beyefendiler ve
nazenin hanımefendiler arasına karışalım. Bir nesil kadar yaşayalım
orada, yalnızca bir nesil kadar… Sonra acı gerçeklerin
mutlu düşlere, paslı demirlerin parlak gümüşlere
döndüğünü görelim. Yavuz bakışların tatlı
gülüşlere durduğunu yaşayalım; Yunusleyin sevelim, sevilelim.
Çünkü nazik beyefendiler ve nazenin hanımefendiler
elinde yetişen bir nesilde yolsuzluklar, çeteler,
ahlaksızlıklar, rüşvetler ve kanunsuzluklar olmayacaktır. O altın
nesil olacaktır; pırlanta nesil olacak… Düşünsenize,
böyle bir nesil işlerini aksatabilir, yahut sorumluluklarını terk
edebilir mi? Nezaket çağında siyasetçiler yoldan sapar,
memurlar haddi unutabilir mi? Herkes kendi işini en güzel şekilde
yapınca o ülkede mucizeler yüz göstermez, maslahat
düzelmez, ilerleme hız kazanmaz mı? Materyalist dünyanın
akılla geldiği noktada baş gösteren bütün olumsuzluklar
o nezaketin ayakları altında kor değmiş karlar gibi eriyip gitmez mi?!

* * *
Kişideki
bir nezaket noksanı öncelikle kendisine zarar verir; ama
toplumdaki nezaketsizlik dünyanın bedii direğini sarsar gitgide;
güzelliğin ve iyiliğin koordinatlarını karalar. Nezaket noksanı
bir teşekkür noksanıdır bu yüzden.

Nezaket
bir gülümseyiş, nezaket bir bakış, nezaket bir merhabadır;
nezaket tam çağında bir gönül alma,
ta yürekten bir teşekkürdür çünki.

Nezaket bir insaniyettir. O hâlde biraz daha nezaket, biraz daha.



Prof. Dr. İskender Pala
[/size]

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz