İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

İman Etmeyenler Samimi Sevgiyi Neden Yaşayamazlar?

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 İman Etmeyenler Samimi Sevgiyi Neden Yaşayamazlar? Bir C.tesi 29 Mayıs 2010 - 12:06

MAHFİRUZ

avatar
ÖZEL ÜYEMİZ
ÖZEL ÜYEMİZ
]İman Etmeyenler Samimi Sevgiyi Neden Yaşayamazlar?
Daha önce de belirtildiği gibi, gerçek sevginin kaynağı, Allah'a saygı
dolu bir korku ve içli bir sevgi duymaktır. Çünkü ancak Allah'tan
korkan ve bundan dolayı O'nun istemediği ahlaktan titizlikle kaçınan
bir insan sevilmeye layık olabilir. Allah'tan gereği gibi korkan bir
insan, nefsinin oyunlarına ve kötülüklerine karşı her zaman dikkatli
olur. Çünkü Kuran'da Hz. Yusuf'un söylediğinin bildirildiği ayetteki
gibi insanın nefsi durmak bilmeksizin kendisini kötülüğe çağırmaktadır:
"(Yine
de) Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis, -Rabbim'in
kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir…"
[i] (Yusuf Suresi, 53)

Buna karşılık, Allah korkusu olmayan ya da Allah'tan gereği gibi
korkmayan, Allah'ın ölümden sonra dünyadaki davranışlarının hesabını
soracağını görmezden gelen ve nefsi her ne isterse ona boyun eğen kişi
ise, kötülükte sınır tanımaz. Nefsin sınırsız kötülük telkin ettiği,
onu arındıran müminlerin felah bulduğu, onun telkin ettiği kötülükleri
savunanların ise helak olacağı Kuran'da şöyle bildirilir:

"Sonra
ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı
ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah
bulmuştur. Ve onu (isyanla günahla bozulmalarla) örtüp-saran da elbette
yıkıma uğramıştır."
[i] (Şems Suresi, 8-9-10)

Durmaksızın kötülüğü emreden nefsine sınır koymayan bir insana güvenmek
mümkün değildir. Böyle bir insanın, vereceği söze sadık kalması
beklenemez, zira bu kişinin sözünden dönmemesi için hiçbir neden
yoktur. Sevginin gerçekliği, zor günlerde, fakirlikte ve hastalık
zamanlarında ortaya çıkar. Nefsani davranan bir kişinin ise sevdiğini
söylediği insana vefa göstereceğinden asla emin olunamaz. Çünkü kendi
nefsini seven bir insan, fedakarlıkta bulunma konusunda tahammülsüzdür.
Böyle bir insan, karşısındaki insanın doğal acizliklerini görmezden
gelemez, en basit hatalarını dahi çoğu zaman tolere edemez. Hatta hata
bile sayılamayacak olaylar yüzünden hiç yoktan kavga çıkarabilir.
Önemli olan kendi keyfidir ve keyifsiz olduğunda sevdiğini iddia ettiği
insanların dahi mutlu olmalarını istemez.

[b]Tüm bunlara karşılık, diğer insanların güzel özelliklerini takdir

edebilmeyi ve bunlara daha güzeliyle karşılık verebilmeyi ancak
Allah'tan korkan bir insan başarabilir. Samimi bir Müslümanın
hayatındaki her davranışın amacı, Allah'ı razı etmektir ve güzel
davranışların karşılığını karşısındaki insandan değil yalnızca
Allah'tan bekler. Allah'ın Kuran'da tarif ettiği ahlakın özü,
fedakarlığa, zorlukta vefa göstermeye, her zaman dürüst olmaya dayanır.
Samimi bir Müslüman, karşısındaki insanın dünyadaki imtihanı gereği pek
çok acizlikle yaratıldığını bilir ve sevdiklerini bu yönlerine şefkat
duyarak sever. İnsanın güzel ahlaklı olma konusunda nefsine ve şeytana
karşı mücadele verdiğini bilir ve vazgeçilen anlık hataları gönül
rahatlığıyla affedebilir. Sevdiklerinin keyfi ve huzuru,
kendisininkilerden önde gelir ve zaten ancak böyle mutlu ve huzurlu
olabilir. Hırs yapmadan paylaşabilmeyi, herşeye rağmen affedebilmeyi ve
yalnızca nefis istediği süre boyunca değil her koşulda sevmeyi
başarmanın yolu, bunları yalnızca Allah için yapmaktır. Bahsettiğimiz
bu özellikler olmadan gerçek sevgiyi yaşamak imkansızdır ve bundan
dolayı da gerçek sevgiyi ancak tüm bunları Allah için yapanlar yani
gönülden iman edenler yaşayabilir.

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz