İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Bir Demet Nur...Peygamber Ailesi

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Bir Demet Nur...Peygamber Ailesi Bir Salı 18 Mayıs 2010 - 7:42

RüveYde

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
BİR DEMET NUR…
PEYGAMBER AİLESİ

Başakları bitiren
Yağmurları indiren
Rızkımızı gönderen
Azametli Rabbimiz!

Güneşi doğdurursun
Kullarını korursun
İdrak olunmaz nursun
Azametli Rabbimiz!

Geceyi güne sardın
Günü geceye sardın
Gönderdin türlü yardım
Azametli Rabbimiz!

Uçan kuşun Rezzak'ı
Yakın eden ırağı
Yeşil kılan çorağı
Azametli Rabbimiz!

Yedirir içirirsin
Bize şifa verirsin
Can alır can verirsin
Azametli Rabbimiz!

Herşey tesbihte Seni
Arar gönüller Seni
Yakar aşkın aşık teni
Azametli Rabbimiz!

İlahi sevgini ver,
İçimize rahmet ser
Şeytan'la aramıza
Hidayet perdesi ger!
Pekçok rasul gönderdin
Nur yolunu indirdin
Azametli Rabbimiz,

Muhammed'i gönderdin
Kainatın serveri
İnsi cinnin lideri
Yerde gökte kim varsa
Cümlesinin önderi
Nice saray yıkıldı
O en kutlu doğumla
Zulüm evi yıkıldı
O en kutlu doğumla
Efsane yol açıldı
Hikmet gönle saçıldı
Hira'da doğan yürek
Aleme baş seçildi
Mekke'da açtı şafak
Öldü batıl doğdu hak
Firdevs'in zirvesinde
Açtı nurdan bir yaprak
Nübüvvetin yakutu
Ufukların umudu
Zamanın ötesinde
Gösterdi gerçek yurdu
Mazlum gönüller dostu
Işıktan bir pervane
Kızgın karanlık sustu
Som güneşle gelince
En acı cefaları
Çekti merhamet için
Okudu şifaları
Soran yürekler için
Hicret etti umuda
Katlandı ayrılığa
Biliyordu sonunda
Uçacak sonsuzluğa
Bedir günü melekler
Geldiler akın akın
Pak müjdeyi verdiler
Dediler zafer yakın


Şehit dişli kahraman
Yılmadı hiçbir zaman
Sevenleri deniz olup
Aktılar umman umman
Adalet sancaktarı
Cennet'in bayraktarı
Misk kokulu topraklı
Medine'nin yatarı
Veda etti ümmete
Çağırdı merhamete
Davet etti cümleyi
Ermeye selamete
Ölüm Meleği geldi
Ayrılık yakın dedi
Sevindi bu habere
Yüce Dostu'na gitti
Ashap yasa boğuldu
Şehir gama garkoldu
Medine semasına
Manevi keder doldu
O'nun gibisi gelmez
Şu ölümlü dünyaya
Geldi aleme son kez
Aşk fenerin yakmaya
Bağrında solmaz acı
Can anamız Fatıma
Gönlünde sönmez sızı
Can anamız Fatıma
Reyhaneyn'in anası
Şeref iffet davası
Unutulmaz bir yasın
Gözü yaşlı aynası
Azaptan keder içti
Firaktan esvap biçti
Babasının aşkına
Kendi canından geçti
Aslanları büyüttü
Firdevs'in mücevheri
Can taşında öğüttü
Can dayanmaz kederi
Kerbela içindeydi
Gün içinde geceydi
Yalnız ahı duyulan
Hüzün salan heceydi
Gece mehtapsız kaldı
Toprak bir sultan aldı
Ecelıin ılık sesi
Kutlu kapıyı çaldı
Zindan içinde nurdu
Bahçe içinde nardı
Şu ondurmaz acılar
Yanık yüreğin yardı
Duası müstecaptı
Rızkın gaybdan alırdı
Meryem Anamız gibi
İçten dua ederdi
Gencecik bir çiçekti
Rabbi'ne göç edince
Ruhu masum bebekti
Toprağa yer serince
Evladına titrerdi
Yağardı rüya rüya
Gönlü yüce pak eşti
Aliyyul Murtaza'ya
Cesaretin adresi
Metin yürekli Ali
Gece gündüz tesbih eden
Sırlara eren veli
Sevgi doluydu özü
Can yakmayı sevmezdi
Hikmet doluydu sözü
Eziyeti bilmezdi
Fedakarlıktı yolu
Gamı mihneti sevdi
Beliğ söylerdi dili
Tüm kainat eviydi
Yıldır yıldır yanardı
Cümleye nur sunardı
Aşkının dallarına
Zakir bülbül konardı
Zindandan kederlere
Işık ışık aktı O
Kömürden gecelere
Yıldız yıldız yağdı O
Yakıcı kor bakışla
Esti yiğit Hayber'de
Sağanak bir akışla
Destan yazdı Hayber'de
Yıldırım kılıcıyla
Billur aşkın giziyle
Rabbin kutlu sözüyle
Umman oldu sel oldu
Savaş meydanlarının
Kırık gönüllü eri
Gönül meydanlarının
Yangın yürekli eri
Ölmedi şehit oldu
Yurdunu bir yas aldı
Yiğitler başsız kaldı
Öylesine cesurdu
Kızıllaştı şafaklar
Ak döşendi şakaklar
Sessiz sessiz ağladı
Boynu bükük sokaklar
Mahzun suskun ufuklar
Hep ağlaşan çocuklar
Ciğeri buza kesen
Zemheriden soğuklar
Hazreti Hasan ağlar
İçine kara bağlar
Hasan Hasan can Hasan
Acısı gönül dağlar
Kaderi zehir idi
Ameli zikir idi
Allah'dan gelen işi
Her ne olsa da sevdi
Portakal çiçeğidir
Gözümün bebeğidir
Kara bürünmüş yerin
Allı morlu rengidir
O'na sevgi candandır
Candan öte candandır
Bu sevginin kaynağı
Vallahi imandandır
Sessizliğin sesinde
Ebede vuran güneş
Karanlığın sisinde
Gözlerden dökülen yaş
Kan değil gül istedi
Hep sevgiyi besledi
Nur Cennet'i süsledi
Hzreti Şehit Hasan
Anılır çağlar boyu
Reyhaneyn'in çilesi
Kahramanların soyu
Yılmaz sabrın kalesi
Hasan ile Hüseyin
Mehabet donanırlar
Hasan ile Hüseyin
Çileye boyanırlar
Ah Fırat Fırat!
Hasretin oldu sıla
Vuslatın oldu gurbet
Mazlum bir gönülde dert
Şehitlerin çiçeği
Evliyanın meleği
Ruhunda ışıldıyor
Şehadetin köyneği
Ölümlerle yarıştı
Efsaneye karıştı
Şehadetin yolunda
Canla başla çalıştı
Kartal bakışlı yiğit
İman nakışlı yiğit
Sel sel olur sevenleri
Aslan duruşlu yiğit
Diken içinde güldü
Bela içinde güldü
Tüm mahlukat içinde
Sevildi O övüldü
Tevazuu toprak gibi
Bakışı kartal gibi
Atıldı yangınlara
Heybeti arslan gibi
Müslim Akil'î gönderdi
Müslim belalar çekti
Kufe sokaklarında
Zulme kılıçlar çekti
Nice acı verdiler
Vefasızlar Müslim'e
İhaneti serdiler
Kara katran zulüme
Dağlar dayanamazdı
O'na yapılan işe
Yedi cihan dalardı
Küle seren ateşe
Nebi aşığı Müslim
Şehadeti pek elim
Gönül hatırasına
Dilinir dilim dilim
Vefa bağı bozuldu
Alna bela yazıldı
Kufe yurdu kalbine
Hazin destan kazıldı
Hüseyin'im;
Güneşe oldu ayna
Hasrette kaldı suya
Yerinde olsalardı
Erirdi taş ve kaya
Ayetlere şahit oldu
Hak yolunda şehit oldu
Fani dünyaya karşı
Daima zahit oldu
Hüsnü niyet taşıdı
Fesada yanaşmadı
Gönlü nuru ışıttı
Muhabbete yapıştı
Oldu Rabbi'ne kul
Buldu Cennet'e yol
Çaresiz kimsesize
Oldu sevgiyla dal kol
Dim zikir ederdi
Rabbi tesbih ederdi
İlahi aşk yolunda
Candan dua ederdi
Döndü gönlü yanarak
Ruhu aşka kanarak
Sürdü atın meydana
Muhabbeti sararak
İçi hüzne boyandı
Yüzü kanla sulandı
Taa başından sonuna
Yüce Rabbe dayandı
İlmek ilmek düşün ördü
Düşünde dostun gördü
Düşün safasın sürdü
Uyandı nur dolarak
Şanlı Nebi'gel' dedi
Kutlu müjdeyi verdi
Apaydınlık düşünde
Şehadet yakın dedi
Cennetler O'na müştak
O'nunla doğdu şafak
O'nun şehadetiyle
Soldu şanlı bir ocak
Canlar 'od'una yandı
Gönül aşkına kandı
Bu acılar çektiği
O'na şeref ve şandı
Kan damladı her yere
Bulutlar al al oldu
Duman çekildi göğe
Yürekler matem doldu
Feryat semayı tutar
Eleme elem katar
Kerbela çöllerinde
Kurdu kuşu yas tutar
Pişmanlığın ateşi
Hlkı yakar kavurur
Yevmi mahşere kadar
Acısı canda durur
Coşmuş nehir misali
İzler iken eceli
Yağmıştı üzerine
Zalim bir düşman seli
Çölde kumlar tutuşmuş
Yaslı rüzgarlar ağlar
Kanlar yaşa katışmış
Yanık bağırlar dağlar
Güneş vurmuş yaprağa
Yaprak gözyaşı döker
Kanı akmış toprağa
Toprak ıstırap çeker
Birden koptu fırtına
Başladı çölde bir kış
Şu Kerbela yurduna
Düşünce kutlu naaş
O'na kasteden yürek
Daha sertti kayadan
Zira herkes bilir ki
Su fışkırır kayadan
Kandiller kara yanar
Karlar güneşte donar
Kardelen açmaz artık
Avunmaz yaşlı çınar
Kelebekler uçar mı,
Şelaleler akar mı,
Dünyanın kalbi durdu
Damar tende atar mı?
Mustafa'nın torunu
Şah-ı Merdan'ın oğlu
Zulme boyun eğmedi
Yüceltti Hak yolunu
Gitti ruhu uçarak
Rabbe kanat açarak
O nurdan kalbi ile
Göğe ışık saçarak
Yağmurlar yağmaz oldu
Dereler akmaz oldu
Çölün tüm canlıları
Ağıttan susmaz oldu
Fırat yanında bir gül
Dolanır yaslı bülbül
Hüseyin'in aşkına
Yanar kavrulur gönül
Elbise kefen oldu
Yürekler acı oldu
Velayet bahçesinin
Kahraman gülü soldu
Unutulmaz ki adı
Daima yanar 'od'u
Altından tacı oldu
Tertemiz itikadı
Yürürdü hep heybetle
Seyrolurdu dehşetle
İçli dışlı olmadı
Malla, mülkle, servetle
Kaderi böyle imiş
Şehadeti çöldeymiş
O'nu yakan bu bölge
Ne zavallı beldeymiş!
Suları bile yaktı
Gönülden gönle aktı
Ne mübarek kimseydi
Temizdi, aktı, paktı
Can verilir uğruna
Bu can feda yoluna
Çok cefalar çekildi
Hatırası aşkına
Zehir doldu gelinlik
Boyun büktü gelincik
Tarihin en kalbinde
Açıldı kara gedik
Işıksız kalan şehir
Gama bölünen şehir
Sesini dibe salan
Hüzün kıvrılan nehir
Hülya zehre bulandı
Aya bulut yaslandı
Zeytin dalında solan
Susuz gönül gamlandı
Yüreğini yıkadı
Sevgilere boyadı
Hicranın yarasıyla
Al kan olup kanadı
Kestane bulutlarla
Gelmez artık yağmurlar
Kül olmuş umutlarla
Matem boyanır kırlar
Kıyamet sofrasında
Katran çile içilir
Umudun köprüsünde
Volkan mazi geçilir
Şimşek hızlı atına
Atladı O Kahraman
Cennet zirve katına
Tac oldu O Kahraman
Kanat çırpıyor kuşlar
Dua ediyor taşlar
Mazlumun bağrı dağlı
Döküyor kanlı yaşlar
Kerbela'da yaslı kız
Hazreti Zeynep Ana
Gündüzler toz gece boz
Yaşadı yana yana
Yürekten fışkıran nur
Ebedden gelen cevap
Tarihi yazan onur
Zulme demirden hicap
Murtaza'nın ciğeri
Yudumladı kederi
Okyanus gönüllü kız
Göğüsledi kaderi
Bağrına yangın düştü
Ve can yakan bir elem
Elemden bağrı pişti
Kuşandı ateş dönem
Şiir gibi geceler
Ayrılığı heceler
Sızlanır yara ile
Kan renginde yüceler
Hüseyin'in göznuru
Veli Zeynelabidin
Kerbela'nın onuru
Simge Zeynelabidin
Firakın ateşiyle
Yanar Zeynelabidin
Elemin güneşiyle
Donar Zeynelabidin
Gerçeğin ülkesinde
Sabır Zeynelabidin
İhanet beldesinde
Şükür Zeynelabidin
Mor boylu menekşeler
Seyyitler seyyideler
Rahmani kelimeler
Cennetleri müjdeler
Dalında al bir kiraz
Sabahlardan da taze
Arşa varan bir niyaz
Nur salsın size bize
Bela baldan tatlıymış
Ehli muhabbet için
Kederler kanat imiş
Ölmez'e varmak için
Allahım! muhabbet ver
Allahım! sabırlar ver
Allahım! sebat ver
Allahım! cemalini ver! ! !


SON
Not: Bu eseri, satmamak ve kaynak göstermek suretiyle dilediğiniz
gibi dağıtabilirsiniz. Her hakkı serbesttir.
Saygılarımla
Murat İNAN





"Allah'ım zaLimLerden oLdum ki merhametine muhtacım. . ! Huzuruna aLsanda beni böyLe perişan
benim hakkımda oLan hükmün başımda tacım.."

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz