İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Allah'ın rıza ve hoşnutluğu kalb ve ruhta hissedilebilir mi?

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Berzah

avatar
VEFALI ÜYEMİZ
VEFALI ÜYEMİZ
Allah'ın rıza ve hoşnutluğu kalb ve ruhta hissedilebilir mi? Hissedilebilirse bunun emareleri nelerdir?
Allah'ın rıza ve hoşnutluğunu kazanmak, bir mü'min için çok önemlidir ve onun hayatının temel yörüngesidir. Cenâb-ı Hakk'ın hoşnutluğunu kalb ve ruh dünyasında hissetmek ise bu büyük ideale göre ikinci-üçüncü derecede bir meseledir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bu mevzuda temel ölçü kabul edilebilecek bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyururlar: "Allah nezdindeki değerinizin ne olduğunu öğrenmek istiyorsanız Allah'ın sizin nezdinizdeki yerinin ne olduğuna bakın!"
Bu peygamberâne ölçüye göre, hayatını Rabb'inin istediği şekilde yaşamaya çalışan, O'nun her hüküm ve icraatına rıza gösteren, gösterip bir mahbub u matlub gibi O'na tutkun bulunan, her lâhza O'nu düşünüp O'na kavuşacağı ânın özlemiyle yaşayan kimse, Allah'ın hoşnutluğuna ermiş ve O'nu -keyfiyetler üstü bir sevgiyle- seviyor demektir. Allah'tan razı ve hoşnut olduğunu söylemesinin yanında, başına gelen kaza ve belâlara, ibadet ü taatin ağırlığına, her türlü musibetlere, O'nun yolunda hizmette tahammülfersâ hâdiselere ve zamanın çıldırtıcılığına karşı her şeyi gönül hoşnutluğu ile karşılayan yani Allah'a karşı tavrı hep rıza televvünlü olan birinin, Allah nezdinde karşılaşacağı muamele de rıza televvünlü olacaktır. Allah'ın bir kulundan hoşnut olmasının en büyük emaresi, o kulun, her lâhza Allah'tan hoşnut olduğunu soluklamasıdır. Her şeyiyle Allah'a teslim olmuş ve "mertebe-i kusvâ"da rızayı temsil eden kimse, o ölçüde Allah tarafından da seviliyor demektir. İşte bu da, "Allah onlardan, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır." (Beyyine sûresi, 98/8.) sırrına mazhariyetin ifadesidir. Bundan daha önemli bir emare de yoktur. Bundan öte söylenilecek bütün hususlar teferruata aittir.
Meselâ, böyle bir ufka ulaşan kişi, içine hiç sıkıntı gelmeden namaz kılabilir, en yorgun en sıkıntılı olduğu anlarında bile namaz kılmak onun için bir inşirah vesilesi sayılır. O, orucunu aynı ruh hâleti içinde tutar.. Allah yolunda hizmet ederken, sahip olduğu şeylerden infakta bulunurken hep gönül rahatlığı içinde ve Hz. Rahmân'ın teveccühleriyle yüz yüzedir.
Hâsılı, kulluğa ait her şeyi gönül rızası ile yapan ve yaptıklarında da ihlâslı olan bir kimsenin "Rabbim benden hoşnuttur." demesinde herhangi bir sakınca yoktur.
M.Fethullah Gülen

RıZa BeRKaN

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
Berzah demiş ki:
Hâsılı, kulluğa ait her şeyi gönül rızası ile yapan ve yaptıklarında da ihlâslı olan bir kimsenin "Rabbim benden hoşnuttur." demesinde herhangi bir sakınca yoktur.
M.Fethullah Gülen
İşte bütün mesele bu: “‘Allah’a iman ettim’ demek; sonra dosdoğru olmak!”

Dosdoğru olanlar, yapmakla yükümlü oldukları emirleri kavramakta gecikmezler. Doğruluk, bu kimselerin rehberi olur. Kalplerinde önce imanla doğruluk bütünleşmiştir.

İmandan sonra amel-i salihe muvaffak olmak, mü’minin hayatında önemli bir yükümlülüktür. Amel-i sâlihi yaşamak, esasen dosdoğru olmak demektir. Çünkü amel-i sâlih esaslarını belirleyen, imanla bağlandığımız Rabbimizden başkası değildir. Öyleyse içimizdeki doğruluk bizi Allah’ın emirlerine uymaya, yasaklarından kaçınmaya, yani amel-i salihi uygulamaya götürür. Amel-i salihi yaşamak, Cennete girmek kadar lezzetlidir. Çünkü Cennet amelidir.

Peki, amel-i salihe aykırı davranışlarımız olmaz mı? Kendimizi günahsız mı bilmeliyiz? Hayır! Çünkü beşeriz ve insanız. Kendimizi günahsız bilemeyiz. Esasen kendini günahsız bilmek, ciddî bir yanılmadır. Fakat günahlarımız karşısında Allah’ın Gafûr, Gaffâr, Tevvâb, Afüvv, Settâr olduğunu aklımızdan çıkarmamalı; günahlarımızdan muhakkak pişmanlık duymayı ve muhakkak
Allah’a sığınmayı ihmal etmemeliyiz.






Allahım, maksadım Sensin; talebim hoşnutluğundur, rızandır.

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz