İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Televizyondaki şiddetten çocuğunuzu koruyun‏

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Televizyondaki şiddetten çocuğunuzu koruyun‏ Bir Salı 13 Nis. 2010 - 15:02

EyLüL

avatar
BAĞIMLI ÜYEMİZ
BAĞIMLI ÜYEMİZ
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Şule AKYOL
Son zamanlarda yeni nesilden sıkça şikayet eder durumdayız. Daha kavgacı, daha asi, daha “çok bilmiş” çocuklarımız var artık. Oysa anne baba olarak bizler, elimizden geldiğince huzur dolu bir ortamda yaşamaları için çabalıyor, hatta onların yanında tartışmıyoruz bile… Peki ama neden olmuyor? Onların iyi yetişmeleri için bu kadar hassas davranırken, nerede hata yapıyoruz?

Çocuğumuzla beraber geçirdiğimiz süreyi, onun televizyon başında harcadığı zamanla kıyaslayarak başlayabiliriz bu sorunun çözümünü aramaya. Bir düşünelim, çocuğumuz kimleri ve neleri izleyerek, örnek alarak yetişiyor?
Televizyon ne diyorsa doğrudur!?


Çocuklar, televizyondan gördükleri şeyleri ailelerinin uyarılarından daha çok ciddiye alıyorlar. Okul öncesi dönem çocuğu, kendisine daha önce pek çok kez arabanın arka koltuğunda oturması söylendiğinde bunu kabul etmezken, çocukların arabadaki yerinin arka koltuk olduğuna işaret eden reklamı izledikten sonra “Baba benim yerim burası” diyebiliyor. Annesinin türlü çeşit oyunlar yaparak içirmeye çalıştığı süt, izlediği süt reklamının ardından çocuğun gözde gıdası haline gelebiliyor.

Çocuklar; sevgiyi, saygıyı, kısaca erdemli olmayı anlatan yayınları izleyip, bu yönde motive olabildikleri gibi; şiddet içerikli filmlerle de olumsuz bir yönlendirmeye maruz kalabiliyorlar. İzlediği televizyon kahramanına özenip aile ve arkadaşlarına saldırgan davranışlar sergileyen çocuklar, ileriye dönük umutlarımızın buğulanmasına neden olabiliyor.
Neden bu kadar etkileniyorlar?
Televizyonun çocuklar üzerindeki etkilerini konu alan bir araştırmada, şiddet öğeleri içeren çizgi filmleri seyreden çocukların akranlarına göre daha sert tutumlar içerisinde bulunduğu gözlemlenmiş. Okul öncesi dönemindeki 100 çocukla yapılan söz konusu araştırmada, çocukların bir kısmına şiddet içerikli, diğer gruba ise içeriğinde hiç saldırganlık öğesi olmayan çizgi filmler izletilmiş. Şiddet içerikli çizgi filmleri izleyen çocukların, diğerlerine göre yaşıtlarıyla daha fazla kavga ettiği, büyüklere daha fazla karşı geldiği ve daha sabırsız davrandıkları belirlenmiş.
Davranışlarının sonucunu düşünemiyor
Okul öncesinde en etkili öğrenme metodunun model alma olduğunu belirten pedagog Perihan Gül, çocukların anne babayı veya televizyonda gördüğü, sevdiği, görüntüsü ya da sözleri hoşuna giden karakterleri kendisine model aldığına dikkat çekiyor.
Mesela babasından görerek tıraş olmaya çalışan erkek çocuk, bunun kendisine uygun bir davranış olmayacağını anlayamıyor. Kendisini babasıyla özdeşleştirmiş olduğundan onu taklit ederek tıraş olmaya çalışıyor. Henüz muhakeme yeteneği gelişmediği için iyi-kötü ayrımını yapamayan çocuk davranışlarının neden olacağı olumsuz sonuçları düşünemiyor.
Saatlerce televizyon karşısında oturan, neredeyse okul öncesi eğitimini çizgi filmlerden alan çocuklar, haliyle gördüğü karakterleri de bire bir taklit etmeye, hayran olduğu kahramanlar gibi davranmaya başlıyor. Sürekli Yüzüklerin Efendisi ya da Harry Potter tarzı filmleri izleyen ve eline geçirdiği her şeyi kılıç gibi kullanmaya çalışıp, bunu da çevresindekiler üzerinde uygulamaya çalışan bir çocuk manzarası çoğu aileyi zor durumda bırakabiliyor.
Acıya karşı duyarsızlaşabiliyor
Uzmanlar, şiddet içerikli yayınları izleyen çocukların, başkalarının çektiği acılara karşı daha az duyarlı hale gelebileceği konusunda da aileleri uyarıyor. Başına çekiç darbesi aldığı halde hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam eden kahramanı izleyen çocuk, bunun sadece filmlerde olacağını düşünemiyor. Kardeşinin acı çekebileceği ihtimalini aklına bile getirmeyip, tv’de gördüğü şekilde kafasına sert bir darbe indirebiliyor. İstediği her şeyi istediği an değiştirebilen, doğaüstü güçlerle donatılmış kahraman ise çocukta sınırsızlık duygusuna neden oluyor. Arzu ettiği her şeyin anında gerçekleşmesini bekleyen çocuk aksi durumda saldırganlaşabiliyor.
“Selena geldi, dokundu ve halletti!”
Çocuklara uyguladığı psikanalitik testler esnasında sorduğu sorulara cevap olarak çoğunlukla sihre başvurma eğilimi gözlemlediğini kaydeden Perihan Gül, herhangi bir engel karşısında çözüm yolu üretmeye yanaşmayan çocuğun, “Selena geldi, dokundu ve halletti!” dediğini aktarıyor. Okul öncesi dönemi çocuklarında, somut ve soyut kavramların henüz yerleşmemiş olduğuna işaret eden Gül’e göre, doğaüstü güçler üzerine kurulan film ya da çizgi filmlerin çok fazla izlenmesi gerçek ve hayali birbirinden ayırt edememeye neden oluyor. Bu yüzden çocuk gerçek hayata geçiş sürecinde de sorunlar yaşıyor.
Eski çizgi filmlerimizi geri istiyoruz!
Şiddet içerikli çizgi filmlerin çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinin farkına varan anne babalar, bazı kuruluşların da desteğiyle, geçtiğimiz yıllarda bir kampanya başlatmıştı. İnternet üzerinden yürütülen kampanya, “Eski çizgi filmlerimizi geri istiyoruz!” sloganıyla yola çıkmış ve yaklaşık 20 bin kişi tarafından desteklenmişti. Kampanya katılımcıları şiddet öğeleri içeren çizgi filmlerin çocuklar üzerinde ne tür etkiler oluşturabileceği sorusunu gündeme taşıdılar.
İyi insanların kazandığı, şiddete, sihre ya da başkalarını ezmeye gerek duymadan, sadece iyi bir insan olarak da mutlu olunabilinen çizgi filmlerin artık mazide kaldığını düşünen ebeveynler, bu kampanya ile tv kanallarına seslerini duyurmaya çalıştılar. Her ne kadar bir kanal bu çağrıya kulak vererek Şirinler’i tekrar yayınlamaya başladıysa da ulaşılan sonuç beklentilere cevap vermekten uzaktı. Katılımcıların verdiği örnekler, çözümün eski çizgi filmlerde olmadığını açıkça gösteriyordu. Zira eski çizgi filmler arasında da yoğunlukla şiddete dayalı olaylar bulunmaktaydı.
Mesela birkaç nesli büyüten çizgi filmlerden biri olan Tom ve Jerry hakkında katılımcılardan birisi; 5 yaşındaki erkek kardeşinin, 16 yaşındaki diğer kardeşini uyurken bıçaklamaya kalkıştığını, ama neyse ki denk getiremediği için bu olayı kazasız atlattıklarını anlatıyor. Bunun nedeninin ise, o gün izlediği Tom ve Jerry isimli çizgi filmdeki Jerry’nin 9 canlı olan ve asla ölmeyen Tom’a indirdiği bıçak darbeleri olduğunu söylüyor.
Sonuç olarak anlaşılıyor ki çizgi filmin eski olması değil, içeriğinin çocukların gelişimine uygun olması gerekiyor. İşte bunun için de, ailelerin kontrolü elden bırakmayarak çocuklarının izledikleri yayınları gözden geçirmeleri en iyi çözüm yolu gibi görünüyor.
Tv’deki yanlışları izah edin
Çocuğun tamamen televizyondan soyutlanması imkansız olduğu gibi doğru da değil. Özellikle çizgi filmler bu yaştaki çocuklar için hem eğitici ve öğretici, hem de eğlenceli olabilir. Ancak televizyonun bu yönünden faydalanmak için ebeveynlerin çocuğun izlediği yayınları önceden izleyip, elemesi gerekiyor. Tüm aile televizyonun karşısında otururken, “Sen çocuksun, bunları izleyemezsin” deyip onu içeri göndermek ise bir çözüm sağlamıyor. Bu yüzden aileler çocuklarıyla beraber izledikleri programlarda açıklamalar yapmalı, çocukların gördüklerinden etkilenmesini en aza indirgemeye çalışmalı. Mesela bir çok darbe aldığı halde ölmeyen bir kahramanın ancak filmlerde olacağını, gerçek hayatta böyle bir şeyin imkansızlığını izah etmeli.
Şehir çocukları televizyona mı teslim?
Eğitim verdiği çocukların kendisine sık sık “Canım çok sıkılıyor” dediğini belirten Perihan Gül, şehir hayatının getirdiği “eve mahkumiyet”in çocukları zor durumda bıraktığını söylüyor. Dışarıda rahatça oynayıp enerjisini atamayan çocuk evin içinde tek eğlence aracı olarak televizyonu görüyor. Bu nedenle anne babanın mümkün olduğunca çocuğunu park ya da piknik yerleri gibi alanlara götürmesi gerekiyor. Evde kalınan zamanlarda ise ebeveynlerin, çocuklarının ilgisini çekecek etkinlikler yapmaları onları televizyon bağımlısı olmaktan kurtaracak en etkili yollardan biri olarak öneriliyor.
Televizyondan uzaklaştıracak alternatif etkinlikler
Uzmanlara göre bir çocuk, bir oyun arkadaşıyla oynayacağı oyunu hiçbir çizgi filmle değişmez. Hele de bu arkadaş anne baba ya da kardeşlerden birisi olursa… Çocuğunuzla geçireceğiniz birkaç saat, beyaz camın o renkli(!) dünyasından uzaklaşmasını sağlayacak ve çocuğunuzun psikolojik gelişimi açısından çok yararlı olacaktır.
• Yaşına uygun hikaye ya da masal türü yazılı yayınlarla çocuğunuzun iç dünyasını zenginleştirebilir, hem zevk alıp, hem de öğrenmesini sağlayabilirsiniz. Beraber boyama yapabilir, oyun hamurlarıyla zihin dünyasının gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.
• Çocukların evcil hayvanlarla ilgilenmesi sağlanılabilir. Burada amaç onlara hem günlük sorumluluk vermek hem de eğlenmelerini sağlamaktır.
• Eğer küçük aktiviteler ona yeterli gelmiyorsa, evinizde bir duvarı onun için ayırabilirsiniz. Müsait olan bir duvarı boyunun yetişebileceği yere kadar kağıtla kaplayın. Orayı istediği gibi kullansın. Böylece kendini daha özgür hisseder. Rahatlar.
• Dışarı çıkma imkanınız varsa eğer, çocuklarınızın çamur ve toprakla oynamasına izin verin. Hatta teşvik edin. Çünkü çamur veya toprak vücudundaki elektriği alır. Enerjisini boşaltmasına yardımcı olur.
• Alternatif oyunlarda fiziksel etkinlikler de yaptırmalısınız. Mesela erkek çocukların babaları ya da kardeşleriyle güreş tutmaları onlar için hayli eğlenceli olacaktır.
• Çocuklar hareket etmek, koşup oynamak isterler. Yani ebeveynler olarak sizler, tamamen akıllı uslu bir şekilde oturmasını, büyük bir insanın olgunluğunu ondan bekleyemezsiniz. Koşup oynayabileceği, diğer çocuklarla da iletişime girebileceği ortamlara girmesini sağlamalısınız.

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz