İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

SoHBeT-i CaNaN

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 SoHBeT-i CaNaN Bir Paz 4 Nis. 2010 - 11:12

RıZa BeRKaN

avatar
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ

Bir yaramı dile getirmek istiyorum müsade ederseniz. Genel anlamda bizler malâyâni şeylerle çok meşgul oluyoruz. Özellikle sohbet ortamlarında bir müslümandan beklenen tavrı sergileyemediğimiz kanaati hakim bende. Çok fuzuli şeyler konuşuyoruz. Ne dünya ne de ukba işlerineyaramayan şeylerle vakit kaybediyoruz. Evirip çevirip sözü sohbet-i canana bir türlü getiremiyoruz. Durduğumuz yerde, bulunduğumuz konumda olması gereken duruşun, bulunmamız gereken konumun hakkını veremeyişimiz bize kredi kaybettirir. Seviyesiz insan imajı uyarır karşı tarafta. Din gibi ciddi bir meselenin temsilcilerine benzemiyor bu insanlar dedirtir onlara. Sahabe misali başkaları inanmıyor diye neredeyse kendini ateşe atacak bir hava yok diye düşündürür onları. Ne olur, bir araya gelişlerimizde sohbetlerimiz hep sohbet-i canan olsun. Yani, evirip çevirip sözu Allah’a ve Allah’ın Rasulüne bağlayalım. Din-i İslam diyelim, fuzuliyatın bir damlasına bile müsaade etmeyelim. Unutmayalım, ömrümüzün dakikaları sayılı. Boşuna harcamayalım onları. Sorarlar öbür tarafta onun hesabını. Her nefeste bize rağmen, şuurumuzun taalluk etmemesine rağmen iki dafa hayatımızı bağışlayan Allah’a şükredelim, hamd edelim. Bütün bunları iğne veya çuvaldız gibi kabul edebilirsiniz ama realiteyi de görmek lazım. Hakiki mü’min görüldüğü zaman Allah’ı hatırlatır deniyor hadiste. Bunun manası onun her türlü tavır ve davranışında Allah okunur demektir. Yani lafz-ı Celale yazıyordur onun dört bir yanında. Öte yandan Allah celle celaluhû başkalarının hidayetine vesile olmayı bizim bu noktadaki hassasiyetimize bağlamış olabilir. Dolayısıyla şayet bu neticenin sebebi oysa, başka bir sebeple bu netice elde edilemez. Diyalektik yapmakla, demagojide bulunmakla, Allah anlatılırken kendi büyüklüklerinden bahsetmekle bu sonuca ulaşılamaz. Cerrahsanız, neşterle halledilecek problemi pansumanla halledemezsiniz. İlk mevhibeler böyle bir oluş için yeterli gibi geliyor bana. Evet, ilk mevhibeler, yani Allah elimizden tutmuş, sokaktan çekmiş bizi ve bir yerde tabir caizse ipe dizmiş. Biz artık sağda solda, ne şirazesinden çıkmış bir kitap eczasıyız, ne de sağa sola saçılmış tesbih taneleri. İpe dizilmişiz. Öyleyse ona göre bir duruşa sahip olmamız lazım. Gözümde dört toplum canlanıyor benim devamlı. Bir, asr-ı saadette Efendimiz’in etrafındaki sahabiler. İki, Hazreti İsa’nin etrafındaki Havariler. Yani o onbir buçuk insan, insanlık tarihinin adeta kaderini değiştiriyorlar. Müthiş bir aksiyon, alabildiğine baş döndürücü. Onların ortaya koyduğu o çok ciddi faaliyetin çehresi daha sonra değiştirilmeseydi Efendimiz (sallallâhu aleyhi vesellem) için çok önemli bir zemin hazırlamış olacaklardı onlar. Üç, Söğüd’ün bağrında göğeren yeşillikler. Dört, Çağın büyük düşünürü ve etrafındakiler.





Allahım, maksadım Sensin; talebim hoşnutluğundur, rızandır.

2 Geri: SoHBeT-i CaNaN Bir Paz 4 Nis. 2010 - 12:19

Berzah

avatar
VEFALI ÜYEMİZ
VEFALI ÜYEMİZ
Idea Exclamation Question

3 BAHAR TÜRKÜSÜ Bir Paz 4 Nis. 2010 - 18:55

belinay

avatar
S.MODERATÖR
S.MODERATÖR
Mevsim gelince
bir bakarsın nevbâhar olur;

“Gül açar,
bülbül öter” heryer lâlezâr olur.

Binbir râyiha
ile soluklanır çiçekler,

Sermest
dolaşır bu iklimde kuşlar, böcekler...

Ağaçlar semâa
kalkar, okşar-geçer rüzgâr,

Rüzgâr
nağmeleriyle herşey rakseder-oynar.

Ölümün ümîtle
gülümsediği bu yerde,

Bahar,
Cennet’in çehresinde ince bir perde.

Bu perdeyi
aşan rûh Sonsuz’la bütünleşir,

Burada insan
bütünüyle uhrevîleşir.

Artık çok sarp
görünse de yollar ötelere,

Ne gam! Uçup
gitmiş ruhlar için Cennet’lere...

Ufuklar
daralsa, dünyâ sıksa da insanı,

Bambaşka
genişlikler verir ona îmânı.

Arayanlar
bulur burada sonsuz sükûnu,

Anlar ancak
inançla gerilen ruhlar bunu...

Bir başka
türlü bâdeyle mahmûrlaşan gözler,

Baharı
seyreder ve Cennetlerde gezerler.

Ölürken de
bunlar tohumlar gibi ölürler..

Sonra öteki
baharda birbir dirilirler...


F.GÜLEN




Vaktini elbet Allah belirleyecektir. Er ya da
geç olabilir, bu da önemli değil. Nasıl dilerse, öyle olur elbet… Fakat
umudum o ki sevenlerim, hâlimin güzel olması ve teneşire, Hakk âşığı bir
hanım olarak, tertemiz ve huzurla uzanabilmem için dua edeler.

4 Geri: SoHBeT-i CaNaN Bir Perş. 22 Nis. 2010 - 11:13

nur talebesi

avatar
İçinde Sohbet-i Canan yapılan evler

Evi sohbete açmak, sevgiliye kavuşturan sohbetlere vesile olmak, evdeki manevi değerlerin ayakta ve zinde kalmasına yardımcı olacaktır.


İçinde Sohbet-i Canan yapılan evler, bir nevi Allah’ın misafirini ağırlayan evler gibidir.

Zira oraya gelenler “canana” sevgiliye geliyorlar. Elbette Allah’ın sevdiklerini evinde misafir edenleri, onlara ikramda bulunanları, fani evden çıkıp baki eve yani ahirete geldiklerinde onları cennetin en güzel salonlarında karşılaması ümit edilir.

Sohbet yapılan ev, toplumunda dirilişinde ve hep diri kalmasında aktif rol oynayan ev olacaktır. Sohbetin yapıldığı evin sahipleri aktif iyi olmanın, toplum bütünlüğü içinde, bütünün bütünlüğü adına, görevini güzel yapan bir parça olmanın mutluluğun tadacaktır.

5 Geri: SoHBeT-i CaNaN Bir Perş. 22 Nis. 2010 - 15:41

EyLüL

avatar
BAĞIMLI ÜYEMİZ
BAĞIMLI ÜYEMİZ

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz