İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

İMANIN MİMARI OLMAK

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 İMANIN MİMARI OLMAK Bir Paz 21 Mart 2010 - 11:33

Berzah

avatar
VEFALI ÜYEMİZ
VEFALI ÜYEMİZ
İMANIN MİMARI OLMAK


Birçoğumuz itibariyle sahip olduğumuz ve inandığımız değerleri sağlam bir düşünce zemini üzerine bina etmiş değiliz. Bu durum bizlerin en önemli meselesi olan iman için de söz konusudur. İnsanların birçoğu bela, musibet veya inkar sarsıntısı ile yıkılıp gidecek, atalarından kalan eski iman gecekondularında oturuyor. Buna rağmen onlar mimarlarının kendileri olduğu, tahkik zemini üzerine bina edilmiş, temeli yerin derinliklerine varan, ucu göklere uzanan, her taşında kendi beyin sancısı, gönül ızdırabı olan bir iman sarayını bina etmeyi de düşünmüyorlar. Bu düşünmeme belki mimarı olacakları gerçek imanın önemini ve dünyevi-uhrevi vaad ettiklerini tam olarak idrak edememekten kaynaklanıyor olabilir.

Halbuki erbabınca iz’an sözcüğüyle ifade edilen aksine ihtimal vermeyecek şekilde inanma çok önemlidir. Çünkü din bütün esaslarıyla bu inanma üzerine bina edilir. Onun sağlam olması demek dinin mahiyetü nefsil emriyesince şahsi ve dolayısıyla ictimai hayatta kendini ifade etmesi demek olacaktır. Yakine ulaşmış bir iman ekmeliyet ve etemmiyete ulaşmış olacağından, bu ekmeliyet ve etemmiyetin vaat ettiği şeyleri tamamıyle netice verecektir. Aksine imanında iz’ana ulaşamamış ve inanması gerekli olan şeylere çok iyi inanamamış insanların bu taklidi imanlarından hakiki iman neticeleri elde etmeleri -ekstra bir inayet-i ilahi olması müstesna- hayal olduğu gibi, bizim bu insanlardan ancak tahkik kahramanlarının ortaya koyabileceği türden bir aksiyon beklememiz de neticesi hayal kırıklığı olacak bir beklentidir. Bu tamamen taklidi imanın hiçbir şey ifade etmediği demek değildir. Onun da Allah nezdinde ifade ettiği bir mana ve ihraz ettiği bir seviye vardır ve mükafat noktasında da karşılıksız kalmayacaktır. Fakat şurası da muhakkaktır ki, o hiçbir zaman hakiki imanın hem bu dünyada hem de ahirette sahibi adına ortaya koyacağı faydaları netice veremeyecek ve onun ulaştığı ekmeliyet ve etemmiyet ufkuna da ulaşamıyacaktır. Tarihte büyük işler başarmış ve aşılması zor problemleri aşmış bütün büyük insanların bu başdöndüren aksiyonlarının arkasında sarsılmayan bir imanlarının olduğu muhakkaktır. Yoksa akabelerin sıradağlar gibi birbirini takip ettiği, belaların sağnak sağnak yağdığı, ihanet çemberlerinin çepeçevre sardığı, ölümün adiyattan sayıldığı, zor ve meşakkatli dine hizmet yoluna atalardan kalmış taklidi bir imanla girilmez. Bundan dolayıdır ki, Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de bir çok yerde biz kullarını mimarının kendimiz olduğu hakiki ve gerçek iman sahibi müminler olmaya çağırmaktadır. Bu yerlerden olan şu iki ayet de bizi bu konuda kendimize getirecek cinstendir.

قَالَتِ الْأَعْرَابُ آمَنَّا قُل لَّمْ تُؤْمِنُوا وَلَكِنقُولُوا أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْإِيمَانُ فِي قُلُوبِكُمْ وَإِن تُطِيعُوا اللَّهَوَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُم مِّنْ أَعْمَالِكُمْ شَيْئاً إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Bedeviler “iman ettik” dediler. De ki: “Siz iman etmediniz, lâkin “İslâm olduk, size inkıyad ettik” deyiniz. Zira iman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah’a ve resulüne itaat ederseniz, sizin emeklerinizden hiçbir şeyin mükâfatını eksiltmez. Yaptığınızı zayi etmez. Gerçekten Allah gafûr ve rahîmdir. (Hucurat,14)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ آمِنُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِي نَزَّل عَلَى رَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِيَ أَنزَلَ مِن قَبْلُ وَمَن يَكْفُرْ بِاللّهِ وَمَلاَئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَقَدْ ضَلَّضَلاَلاً بَعِيداً
Ey iman edenler! Allah’a, Resulüne, gerek Resulüne indirdiği, gerek daha önce indirdiği kitaplara imanınızda sebat edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, resullerini ve âhiret gününü inkâr ederse hakikattan iyice uzaklaşmış, sapıklığın en koyusuna dalmış olur. (Nisa-136)
Ayetlerde dikkat çeken nokta iman etmeye davet edilen muhatapların daha önce iman etmiş insanlar olmasıdır. Bu durum müminlerin bir kere daha inanılması gerekli olan şeylere tam manasıyla inanma konusunda kendilerini muhasebeye tabi tutmaları gerektiğine dikkat çekmektedir. Çünkü Allah ile insanın buluşma yolu da diyebileceğimiz gerçek iman; inandım, kabul ettim demekle elde edilen ve biten bir şey değildir. O başta inanılması gerekli olan şeyleri nazari planda çok iyi bilmeye bağlıdır. Daha sonra da sadece nazari bilgi ile insan hakiki mümin olamıyacağından, nazari olarak bildiği bu şeyleri yapa yapa tabiatının bir yanı haline getirmelidir. Bir başka ifadeyle “nazari amel olan iman”, “pratik iman olan amel” ile desteklene desteklene insanın mükellefiyetleriyle hedeflenen marifet ufkuna ulaşmalı ve imanını marifetle bezemelidir. Aksi takdirde insan; insan-ı kamil olmaya giden yolda yol yorgunluğundan bir türlü kurtulamaz.
Son olarak kıymetli büyüğümüzün anlattığı, inanılması gerekli olan şeylere gerçek inanmayı gösteren, yaşanmış iki olay ile yazımızı bitirelim. İstanbul’da Merhum Yaşar Tunagür hocanın da ders aldığı Hüsrev Hoca varmış. Yaşar Hoca ve bir grup arkadaşı her gün Hüsrev Hoca’nın evine gelir, ders alır ve giderlermiş. Yine bir gün ders alıp ayrılacaklar iken avluda kaynamakta olan bir kazan ile bir boş bir tabutun durduğunu görmüşler. Merak ve endişe ile Hüsrev Hoca’ya ne olduğunu sormuşlar. Hoca ahirete çok iyi inanmış biri olarak, gayet rahat bir tavır içinde "hani bizim üniversitede okuyan bir kız vardı ya, o bugün vefat etti" demiş. Diğer bir olay ise, değerli büyüğümüzün köyü olan Alvar’da Yeşil Hoca diye bilinen bir zat varmış. Bir gün bu Hoca’nın delikanlı çağında olan bir oğlu vefat etmiş. O zat o gün üzülmek şöyle dursun, en güzel elbiselerini giyerek, sevinçle bugünün kendisi için bayram günü olduğunu çünkü Cenab-ı Hakk’ın çocuğunu alarak kendisi ile muamele de bulunduğunu ifade etmiş.
Verdiğimiz bu iki çarpıcı misali de iman esaslarından olan ahirete iman meselesinden seçtik. Çünkü ahirete iman bir manada gayba imandır ve ona çok iyi inanmak kolay elde edilen bir şey değildir. Bu iki çarpıcı misalde görülen gerçek mümin tavrı iyi inanıldığında diğer iman esaslarında da ortaya çıkacak bir durumdur.
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz