İrfan Meclisi & Rah-ı Aşk

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

ÇOCUĞUN HAKLARI

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 ÇOCUĞUN HAKLARI Bir C.tesi 20 Mart 2010 - 12:14

Berzah

avatar
VEFALI ÜYEMİZ
VEFALI ÜYEMİZ
ÇOCUĞUN HAKLARI


Çocuk, ailenin biricik meyvesi, ana-babanın göz bebeği.. kimi zaman koklanan bir gonca gül, kimi zaman etrafa neş’e saçan küçük bülbül.. ve elden ele gezdirilen altın bir toptur. Hak Teâlâ’nın insana bahşettiği sayısız nimetler içinde en büyük nimetlerinden biridir çocuk.
Cenâb-ı Hak kimilerine onu nasip eder imtihan eder, kimilerine de nasip etmez imtihan eder. Kendisine evlad nasip olan bir ömür boyu onun için çırpınır durur, onun her şeyiyle müteessir olur. Dünyaya gelmesi ayrı bir meşakkat, besleyip büyütmesi ayrı bir zahmet, okuyup yetiştirmek veya hayata kazandırmak bambaşka bir çile ve ızdırap kaynağıdır. Çocuk büyüyüp serpilse de, hatta yaşlanıp kocasa da ana babasının gözünde hep küçük bir çocuktur. Evlad nasip olmayanlar da, içlerine yerleştirilen evlad sevgisinin tatminine bir cevap ararlar. Onlar da kaderin başka kulvarda bambaşka bir imtihanına maruzdurlar.
Çocuk, ailenin yemişi, toplumun mühim bir değeri, istikbalin müjdecisidir. Bu sebeple İslam, hem ailede hem sosyal hayatın içerisinde çocuklara karşı başta ebeveynleri daha sonra da bütün insanları mesul kılar. Onların, eğitimi, yetiştirilmeleri ve topluma kazandırılması, herşeyden öte Rabbe karşı hayırlı bir kul, Habibine karşı hayırlı bir ümmet haline getirilmeleri öncelikle anne ve babanın daha sonra da bütün insanlığın en büyük vazifelerinden kabul edilmiştir.
Çocuk yetiştirmek hem mesuliyetli hem de çok zor bir iştir. Şayet anne ve baba öncelikle bu hususta belli bir eğitime ve kültüre sahip değillerse, dolayısıyla bilinçsizce çocuk yetiştiriyorlarsa, hem kendileri günaha girerler, hem de topluma ruh yapısı bozuk, çarpık yetiştirilmiş bir nesil takdim ederler ki, bu sayede milletlerinin de devletlerinin de istikbalini karartmış olurlar. Bugün pedagoji her ne kadar ilerlemiş olsa da, çocuğun ay be ay gelişmesini takip edip, tecrübeler ışığında türlü türlü faydalı tavsiyelerde bulunsalar da, bu eğitimin Kur’an ve sünnetten mahrum olması hali çok büyük bir eksikliktir. Bu yüzden biz her işimizde olduğu gibi çocuklarımızın eğitiminde de birinci rehberimiz Fahri Kâinat Hazretlerinin ve O’nu takip eden kutlu zatların yolunu takibe mecburuz. Zira inanan insanın, nihayet, bir dünyası yoktur. O iki dünya sahibidir. Çocuğunun eğitiminde de bunu nazarı itibara alacak ve yavrusunu hem bu dünyaya hem de ahirete hazırlayacaktır.
Çocuk Terbiyesi
Hakikatte, çocuk terbiyesi daha o dünyaya gelmeden, temiz bir evlilik yaparak, helal rızıkla beslenerek, haramlardan korunarak ve bi-temâmiha kulluğa devam ederek onun gelişine bir hazırlık yapmakla başlar. Anne karnında çocuğun annesinin yediği, içtiği, dinlediği ve yaşadığı şeylerden tesir altında kaldığı artık bilinen bir gerçektir. Çocuk doğar doğmaz kulağına ezan okumakla da terbiyenin bir diğer ayağı başlar, konuşmaya başlar başlamaz da tâ’lim yani öğretim başlamalıdır. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem Abdulmuttaliboğullarından bir çocuk konuşmaya başlar başlamaz, o çocuğa şu ayeti
الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ
– (Her türlü hamd O Allah'a mahsustur ki, asla evlad edinmemiştir. Hakimiyetinde de hiç bir ortağı yoktur.) (İsrâ, 17/111) yedi sefer okutarak ezberletirdi. Bunun anlamı çocuğu ilk öğretilecek şeyler Kur’an’dan bazı ayetler olmalıdır. Bazı kaynaklar, kelime-i tevhidin ilk öğretilmesi gereken şey olduğunu belirtirler. Namaza başlama yaşı ile alakalı olarak bazı hadislerde; “Yedi yaşına geldi mi çocuğa namazı emredin, on yaşına geldi mi kılmadığı takdirde dövün” (Ebû Dâvûd, Salât, 26; Tirmizî Salât, 299.) “Çocuklarınıza, onlar yedi yaşında iken namazı emredin. On yaşında olunca namaz(daki ihmalleri) sebebiyle onları dövün, yataklarını da ayırın.” (Ebû Dâvûd, Salât, 25) “Çocuk sağını solundan ayırmasını bildi mi ona namazı emredin”( Ebû Dâvûd, Salât, 26) buyurulmaktadır. Görülüyor ki, 7 yaş bir dönüm noktası gibi. Ama son hadiste sağını solunu bilmesi ölçü veriliyor. Konuyla alakalı başka hadislerde, “20’ye kadar sayabilme, namazı anlama, süt dişlerini atma (dişeme)” gibi kriterler zikredilmiştir.
Çocuğun namaza çağrılması, namazla emredilme yaşı üzerinde uzun uzun araştırma yapan alimlerin ekserisi temyiz yaşını öne çıkarırlar. Bu da çocuktan çocuğa değişen bir husustur. Bazı çocuk 4-5 yaşlarında temyize ererken bazıları 7-8 yaşında dahi buna erişemeyebilir. Temyiz, çocuğun söylenenleri tam olarak anlayıp, doğru olarak cevap vermeye, iyiyi kötüyü ayırt etmeye başladığı yaş olarak tavsif edilir. İslâm âlimleri, temyiz yaşına kadar çocuklara sert davranılamayacağını, dayağın “haram olduğunu” söylerler. Bu yaştan önce verilen cezaların faydalı bir tesir yapmayacağı kanaatı vardır.
Çocuğun namaz için cebredilme yaşı için ise 10 yaş ölçü verilir. Bu yaş aynı zamanda yatağının ayrılması ve yavaş yavaş, sistemli bir şekilde mahremiyet eğitiminin, cinsî terbiyenin ele alınması gereken yaştır. Bu yaşa kadar çocuğu, sevdirerek namaza davet esastır. Aliyyü’l-Kârî, altı yaştan önce dayağın haram olduğunu, Beyhâkî de, farzı ilgilendiren hususlar dışında dayağın helal olmadığını belirtir. On yaştan sonra ise, lüzumu durumunda dayağa müsaade vardır. Ancak, âyet ve hadisleri esas alan alimler “yaralayıcı olmayacak”, “üç darbeyi geçmeyecek” ve “başa vurulmayacak” şeklinde bir kısım sınırlamaların olduğunu belirtirler. Ancak, ağacın yaş iken eğildiği de bir gerçektir. Bir müminin eğileceği en mühim mevzu kulluğudur, en başta da namazdır. Cenâb-ı Hak “Ehline namazı emret. Kendin de ona sebat ile devam eyle. Biz senden rızık istemiyoruz. Seni bir rızıklandırırız”(Tâ-hâ, 20/132) buyurarak ebeveyne ciddi bir mesuliyet yüklemektedir. İslam alimleri, bu ve benzeri ayetleri (Tahrîm, 66/6; Zümer, 39/15-16; Şûrâ, 42/45.) nazarı itibara alarak, çocuğa dinini öğretmeden meslek eğitimi verilmesinin câiz olmayacağını, çünkü çocuğun daha sonra tashihi zor bir bozuk inanış, anlaşıyış veya mezhep üzerine yetişme ihtimali olduğunu dile getirirler.
Ahnef bin Kays hazretleri: “Çocuklar için zorluklara katlanmalı, onların ayakları altında yumuşak yer, başları üstünde gölge olmalıyız! Onlara sert davranmayalım ki bizden uzaklaşmasınlar. Bizden usanıp ölümümüzü beklemesinler. Uygun isteklerini yerine getirmeli, hiddetlenirlerse teskine çalışmalıyız!” buyurarak onlara karşı izlenecek yolun daha çok yumuşaklık ve kolaylaştırma olduğuna işaret eder.
Fudayl bin Iyad hazretleri de: “Ana-babasına iyilik eden, akrabasını ziyaret eden, din kardeşine ikramda bulunan, çoluğu çocuğu ve hizmetçisi ile iyi geçinen, dinini koruyan, malını iyi yerlerde harcayan, dilini tutan, gözünü haramlardan koruyan, fuzuli işlerden uzak duran ve Rabbine ibadet eden mürüvvet ehlidir.” buyurmuşlardır.
Çocuğun Hakları
İslam dinine göre, çocuğun ebeveyni üzerinde bazı hakları vardır. Bunu bize Kur’an ve daha çok da hadisi şeriflerden öğretmektedir. Bu hususta Hakim’in rivayet ettiği şu hadis “Çocuğun babası üzerinde ki hakkı: İsmini ve edebini güzel yapması, okumayı yazmayı (dinini), yüzmeyi ve silah kullanmayı öğretmesi, ancak helâlden rızıklandırması ve zamanı gelince evlendirmesidir” gibi daha pek çok hadis mevcuttur.
İslam alimleri bu kaynaklara dayanarak eveveynin yapması gereken şeyleri bazı başlıklar halinde sıralamışlardır:

1. Evvelâ, baba, ilerde yavrusuna anne olacak kadının saliha olmasına dikkat etmelidir.

Bir adam, Hazret-i Ömer’e, oğlunu şikayet eder. Hazret-i Ömer, bu kimsenin oğluna der ki: “İmandan sonra birinci vazifemiz ana babanın kalbini kırmamaktır. Onlar ne kadar kötü olsalar da, yine her şeyin üstünde hakları vardır. Onların kalbini kıranın ibadeti kabul olmaz. Müslüman doğmamıza ve Müslüman yetişmemize sebep olan ana babamızın kalbini kırarsak Cennete nasıl gireriz? Onlar bize hakaret etse de, yalvararak gönüllerini almamız lazımdır. Müslüman ana babamız, bizden razı olmadıkça, Allahü Teâlâ’nın sevdiği kulu olmak çok zordur.”
Çocuk Hazret-i Ömer’e der ki: “Ya Emire’l-müminin, söylediklerini aynen kabul ediyorum. Fakat çocuğun ana babası üzerinde hiç mi hakkı yoktur?”
Hazret-i Ömer buyurdu ki: “Evet çocuğun da hakkı vardır. Evlenirken çocuklarına anne olacak kızı veya kadını iyi aileden seçmesi, çocuğa güzel bir isim koyması ve dinini öğretmesi gerekir.”
Çocuk, Hazret-i Ömer’e şöyle cevap verdi: “Babam, bana terbiye nedir öğretmedi. Anam ise, zenci bir Mecusinin kızı idi. İsmimi “Karaböcek” koymuş ve Allah’ın kitabından bana bir harf bile öğretmedi. Maalesef dinim hakkında hiçbir şey bilmiyorum.”
Hazret-i Ömer, çocuğun babasına dedi ki: “Gelmiş, bir de bana oğlunu şikayet ediyorsun; halbuki sen onun hakkını çiğnemiş ve o sana kötülük etmeden, sen ona kötülük etmişsin.”

2. Çocuğa iyi bir isim koymalıdır. Beyhâkî’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Efendimiz : "Çocuğa güzel bir ad koymak, evladın baba üzerindeki haklarındandır.” buyurmuşlardır. Bir başka hadislerinde:"Siz, kıyamet gününde kendi isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız; öyleyse güzel isimler seçin."(Ebû Dâvud, Edeb 70.) buyurmuşlardır. Bu ölçüye göre, peygamber isimleri, sahabe isimleri veya büyük din alimlerinin isimleri konmalıdır. En azından verilen ismin manası güzel olmalıdır. Sünnete göre, yedi günlük iken çocuğun ismi konur, kız ise bir, erkek ise iki koç akika kurbanı olarak kesilir ve insanlara ikram edilir.(Buhâri, Akika 1, Edeb 108; Müslim, Fezâil 62) Aynı gün saçı traş edilerek ağırlığınca altın fakirlere tasadduk edilir.

3. Emzirilip, beslenmesini temin etmek de Kur’anın emridir. Bu mesuliyet babaya aittir. Ya annesi bebeği emzirecektir ya da bir süt anneye verilecektir. (Bakara, 2/233.)

4. Çocuğa güzel bir terbiye verilmelidir. Beyhâkî’nin rivayet ettiği hadiste Efendimiz: "Çocuğu güzel terbiye, evladın babası üzerindeki haklarındandır.”; İbn Mâce'de geçen bir hadiste: “Evladınıza ikram edin, onları edepli, terbiyeli yetiştirin!” (İbn Mâce, Edeb, 3); Tirmizî’de geçen bir başka hadiste de“Çocuğu terbiye etmek torunlara sadaka vermekten daha sevaptır” buyurmuş ve evlada bırakılacak en güzel mirasın terbiye olduğunu belirtmiştir. (Tirmizi, Birr, 33.)

5. Çocuğa karşı sevgi ve şefkatle muamele edilmelidir. Buhârî’deki bir hadislerinde Efendimiz: “Çocuklarınızı çok öpün, her öpmenizde Cennetteki dereceniz yükselir.” buyurmuşlardır.

6. Onlara karşı iyi davranmalı ve iyilik etmelidir. Taberânî’de rivayet edilen bir hadiste Efendimiz: “Evladınıza ikram edin, ana-babanın sizde hakkı olduğu gibi, evladınızın da sizde hakkı vardır.” buyururlar.

7. Çocukları arasında adaleti gözetmelidir. İmam Ebû Yusuf, evlada kız erkek ayırt edilmeden eşit şekilde muamele edilmesinin doğru olduğu görüşündedir. Fahri Kâinat: “Hediye verirken çocuklarınız arasında eşitliğe riayet ediniz”, buyurmuşlardır. Alimler bu hususu teşmil ederek, hemen her hususta hatta öperken bile adaletin gözetilmesi gerektiğini belirtmişlerdir.

8. Çocuklarına asla beddua etmemeliler. Çünkü unutmamalı ki, anne ve babanın duası makbul dualar arasındadır. İbn Mübareğe bir gün birisi gelip çocuğunu şikayet edince, bu büyük zat, adamcağıza sorar: “Çocuğuna hiç beddua ettin mi?” Adam “evet” cevabını verince, “Çocuğunun ahlakını sen bozmuşsun” buyurmuştur.

9. Çocuğa helal rızık yedirmeli. Zira, haram lokma insanın özüne tesir eder. Kişiyi haram işlemeye sevk eder. Bir hadislerinde Efendimiz: “Yiyip içtikleriniz helal ve temiz olsun! Çocuklarınız, bunlardan hasıl olur” buyurmuşlardır.

10. Babanın evladına, ilim, edep ve sanat öğretmesi farzdır. Evvelâ Kur’an okumasını, sonra iman ve İslam esaslarını öğretmelidir. Ardından namaz (yukarda arzedildiği şekliyle). Sonra da diğer tahsilini temine çalışmalıdır. Bunun yanında onu ticaret, sanat ve zanaat yollarından birinde eğitmesi de babanın vazifeleri cümlesindendir.

11. Ebeveyn çocuğuna yapamayacağını zannettiği şeyleri emretmemeli. Böylelikle onu isyana sürüklememelidir.

12. Vakti geldiğinde yavrusuna bir yuva kurmasına imkan hazırlamalıdır. Bir hadislerinde Efendimiz: "Çocuk büluğa erince babası onu evlendirsin; aksi halde çocuk günah işleyebilir, onun bu günahı babaya da ait olur." buyurmuşlardır.
Evet, iyi yetiştirildiğinde insanın amel defterinin öldükten sonra da açık kalmasına vesile olacak, hem bu dünyada hem de ahirette vesile-i necat ve iftihar olabilecek bir nimet iken, ihmal edildiğinde bir yılan gibi başa dolanıp insanı iki cihanda da helaka sürükleyebilecek bir nikmettir çocuk. Allah ne bizlerle onları, ne de onlarla bizleri mahcup etmesin. Evlatlarımız yüzünden bizleri acı acı ağlatmasın. Onları Kendine hayırlı kul, Habîb-i Edîbine hayırlı ümmet etsin. Bahtlarını açık edip, hayırlı insanlarla karşılaştırsın. Hayırlı ömürler ve hayırlı kısmetler lutfeylesin.
Mevlâ bütün anne babaların yardımcısı olsun.


[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz